Adalet, suçu değil, sebebini görebilmektir

Şehrin küçük fırınlarından birinden bir ekmek çalan yaşlı bir adam, hırsızlık suçlamasıyla mahkemeye çıkarıldı. Hâkimin karşısına geçtiğinde suçunu inkâr etmedi. Sessizce başını eğerek, "Günlerdir doğru dürüst bir lokma yiyemedim. Karnımı doyurabilmek için başka çarem kalmamıştı." dedi.

Mahkeme salonunda kısa bir sessizlik oldu. Herkes, hâkimin vereceği kararı bekliyordu. Hâkim dosyaya baktıktan sonra:

"Kanun karşısında yapılan eylemin bir karşılığı vardır. Bu nedenle sana para cezası vermek zorundayım."

Ardından cübbesinin cebinden çıkardığı parayı masanın üzerine bırakarak sözlerini sürdürdü:

"Fakat bu cezayı senin ödeyemeyeceğini biliyorum. Bu yüzden senin adına ben ödeyeceğim."

Salondakiler şaşkınlık içindeydi. Ancak hâkim henüz sözünü bitirmemişti. Ayağa kalktı, salondaki herkese tek tek baktı ve şöyle dedi:

"Bugün burada yargılanan yalnızca bu yaşlı adam değildir. Aç kalmış bir insanı ekmek çalmaya mecbur bırakan düzenin içinde yaşayan hepimiz bu olayın bir parçasıyız. Bu yüzden salonda bulunan herkes sembolik bir ceza ödeyecek"

Toplanan para, yaşlı adama teslim edildi. Hâkim kararını şu sözlerle tamamladı:

"Bir toplumda insanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için suça yöneliyorsa, yalnızca onları suçlamak adalet değildir. Asıl sorgulanması gereken, onları bu noktaya getiren şartlardır. Çünkü gerçek adalet, sadece suçu cezalandırmak değil, suçun doğmasına neden olan sebepleri de ortadan kaldırmaktır"

Şimdi bu kısa metafor üzerinden kısa bir değerlendirme yapalım;

Adalet, toplumların huzur ve güven içinde yaşayabilmesinin en temel şartlarından biridir. Ancak adalet kavramı yalnızca kanunları uygulamak ve suç işleyenleri cezalandırmakla sınırlı değildir. Gerçek adalet, bir olayın görünen yönünün ötesine geçerek, suçu ortaya çıkaran sosyal, ekonomik ve ahlaki koşulları da değerlendirebilmeyi gerektirir. Çünkü kalıcı bir toplumsal düzen, yalnızca cezalarla değil, haksızlıkların ve eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir.

Suçun nedenleri incelendiğinde, her olayın aynı gerekçeye dayanmadığı görülür. Bazı insanlar hırs, çıkar veya öfke nedeniyle suç işlerken, bazıları ise yoksulluk, açlık, eğitimsizlik ya da ağır yaşam koşulları nedeniyle yanlış yollara sürüklenebilmektedir. Hukukun görevi, elbette suçun karşılığını vermektir. Ancak insanların temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı bir ortamda yalnızca bireyi suçlamak, sorunun asıl kaynağını göz ardı etmek anlamına gelir. Bu nedenle adalet, sadece sonuçla değil, sonuca götüren nedenlerle de ilgilenmelidir.

Bu anlayış, Hz. Ömer'e atfedilen, "Eğer hırsız açlıktan değil de mal hırsından çaldıysa hırsızın elini kesin; aç kaldığı için çalmaya mecbur bırakıldıysa yöneticinin elini kesin." sözüyle de ifade edilmektedir. Bu söz, hukuki bir uygulamadan ziyade, yöneticilerin toplumsal sorumluluğunu vurgulayan güçlü bir ahlaki mesajdır. Devletin görevi yalnızca suç işlendikten sonra cezalandırmak değil, insanların suça sürüklenmesine neden olan yoksulluk, eşitsizlik ve çaresizlik gibi sorunları ortadan kaldıracak politikalar geliştirmektir.

Adaletin temel ilkelerinden biri de eşitliktir. Hukuk önünde herkes aynı hak ve sorumluluklara sahip olmalıdır. Zengin-fakir, güçlü-güçsüz ya da yönetici-vatandaş ayrımı yapılmaksızın herkes için aynı kuralların uygulanması, adalet duygusunun güçlenmesini sağlar. Toplumun hukuka olan güveni de ancak tarafsız ve eşit uygulamalarla korunabilir.

Bunun yanında adalet yalnızca mahkemelerde sağlanan bir değer değildir. Günlük yaşamda insanların birbirlerinin haklarına saygı göstermesi, dürüst davranması ve emeğin karşılığını vermesi de adaletin önemli bir parçasıdır. Çünkü hukuk ne kadar güçlü olursa olsun, vicdanın desteklemediği bir toplumda tek başına yeterli olamaz.

Başta da değindiğimiz gibi adalet, suçluyu cezalandırmanın ötesinde, suçun ortaya çıkmasına neden olan şartları ortadan kaldırmayı hedefleyen kapsamlı bir anlayıştır. İnsan onurunu koruyan, fırsat eşitliğini sağlayan ve hukuku vicdanla buluşturan toplumlar, hem daha güçlü hem de daha huzurlu bir geleceğe sahip olacaktır.

Allah adil bir toplumda yaşamayı hepimize nasip etsin.