Genel

Anadolu OSB'den geleceğe uzanan vizyon: Üretimden yaşam alanına

Anadolu Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay, 2002 yılında daha yaşanabilir bir organize sanayi bölgesi amacıyla başlattıkları çalışmalar ve gelecek hedefleri hakkında bilgi verdi.

Anadolu Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay, 2002 yılında daha yaşanabilir bir organize sanayi bölgesi amacıyla başlattıkları çalışmalar ve gelecek hedefleri hakkında bilgi verdi.

Anadolu OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay, sanayide sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda daha yaşanabilir bir organize sanayi bölgesi oluşturmak amacıyla başlattıkları yeşil sanayi çalışmaları ve gelecek hedefleri hakkında açıklamalarda bulundu. Tuncay, 2002 yılında temelleri atılan projelerin bugün sürdürülebilir bir üretim ve yaşam alanına dönüştüğünü belirterek, hayallerinin planlı çalışmalarla gerçeğe dönüştüğünü ifade etti. Tuncay, yola çıkış sürecinde işletmelerin geleceğini planlamaya odaklandıklarını belirterek, 'Biz bir iş yapıyoruz, bundan sonra ne yapacağız diye düşünmeye başladık. Çünkü küçük şirketlerin kurumsallaşması çok zor bir olay. Onunla ilgili eğitimler aldık. Ardından yine işletmelerin ikinci nesle devri büyük bir problem. Bütün dünyada problem olmuş bu. O zaman biz ikinci nesle buraları nasıl devredebiliriz? Firmalar büyürken bulunduğumuz mekanlara sığmayacak daha güzel mekanlar yapmalıyız, daha sosyal çevreler yapmalıyız, albenisi olmalı' diye konuştu.

'198 milyon lira sermayeli bir şirket kurduk'

Yapılan çalışmalar sonucunda iki temel projenin ortaya çıktığını açıklayan Tuncay, 'Beyin fırtınası yöntemiyle birçok problemler çıktı önümüze. Onları nasıl aşarız, onları tartıştık. Sonunda iki tane büyük proje yaptık. Biri bir sanayi kooperatif projesiydi, biri de güç birliği anonim şirketiydi. Böyle bir dernek bünyesinde yaptık. Dernek bünyesinde yaptığımız tartışmalarda iki proje çıktı ortaya. O dönemlerde güç birliği şirketleri Türkiye'nin gündemindeydi. O zaman kendi yapamadığınız işleri yapacak, büyük işlere girecek bir şirket oluşturalım ve biz de ona yan sanayi olalım diye planladık. 98 milyon lira sermayeli, 98 ortaklığı, 198 milyon lira sermayeli bir şirket kurduk. Bir de sanayi kooperatifi kurduk. O da modern yerler yapalım, yaşam alanları oluşturalım. Hem bizim işletmelerimiz orada büyüsün, hem bir vizyon sahibi olsun, hem de sürdürülebilir bir proje yapalım dedik' şeklinde konuştu.

'Koreliler tarafından, kuruluşlarından beri izleniyoruz'

Bölgenin hem yaşam alanı olduğunu hem de üretim alanı olduğunu açıklayan Tuncay, 'Karma organize, farklı sektörlerin bulunduğu bir sanayi bölgesi. Hava kirleten işletme yok burada. Çevreyi kirleten yok. Tehlikeli atık atan firma sokmadık sisteme. Ve bunlar da bu kapsamda yatırım yapan iyi firmaların, büyük firmaların dikkatini çekti. Koreliler tarafından, kuruluşlarından beri izleniyoruz. Arazi halindeyken geldiler bu adamlar ne yapıyor diye. Hala 3-4 yılda bir gelip buradaki gelişmeleri takip ediyorlar. Yani bunu nasıl yapıyorsunuz? Devletin bu işin içinde olmamasını algılayamıyorlar. Siz niye yapıyorsunuz bunu? İşiniz mi? Evet işimiz, devletin gücünün yetmediği yerde, yapmadığı yerde biz girdik devreye. Devletten yetki aldık ve bunları yaptık. Burası bundan sonraki geleceğe güzel bir örnek oldu. Burası hem bölgeye hem Ankara'ya güzel bir miras oldu' ifadelerini kullandı.

'Öğrenci okuldan çıkınca bir işletmeye girebilmeli'

Bölgeden gelen istekleri ve ihtiyaçları yapmaya çalıştıklarını söyleyen Tuncay, 'Şimdi betona, taşa, çimentoya, demire epey bir yatırım yaptık burada. İnsan faktörü yeni yeni gelişiyor ve çoğalıyor. İnsan olmadan bir proje yapamıyorsunuz. Çalışanlar bizden ibadetleri istediler, camiyi yaptık. Yaparken de güzel yapalım ve şehre bir değer katsın yaptığımızı dedik. Meslek eğitimine ilgili meslek yüksek okulları çıkınca bir meslek yüksek okulu açalım. Eğitimde sanayiyi orada birleştirebilirim diye düşündük. MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) projesi var, kağıda döktüğümüz meslek okulu projesi var. Üniversitenin muhakkak makine mühendisliği, mekatronik mühendisliği ve tasarım bölümlerini buraya getirebilmek lazım. Öğrenci okuldan çıkınca bir işletmeye girebilmeli ve işletmeye de üniversitenin entelektüel bilgi birikimine ve gücünden fayda alması gerekli. Bizde olmayan onlarda var, onlarda olmayan da bizde var. Bizde pratik yeteneği, orada da teori yetenekleri var. Bundan sonrası artık insan olacak. Ana hedefimizdeki yapılacak çalışmalar insan eğitimi, mesleki eğitime yönelmeleri' diye konuştu.