Babanın çocuklarına nasihatleri!

Çocuklar,

Bir gün bu yazıyı okuduğunda belki ben yanınızda olmayacağım. Belki saçlarıma ak düşmüş olacak, belki saçlarınızda ilk beyazları arıyor olacağım. Belki de siz çoktan kendi çocuklarınızın elinden tutuyor olacaksınız.

İşte o gün, bugün size söylediğim bazı şeylerin neden söylendiğini daha iyi anlayacaksınız.

Ben size hayatı öğretmeye kalkmıyorum. Çünkü hayatın kitabı yok. İnsan bazı şeyleri okuyarak değil, yaşayarak öğreniyor. Fakat insanın ömrü, bütün hataları kendi başına yapmaya yetecek kadar uzun değil.

Bu yüzden size birkaç nasihat bırakmak istiyorum.

Önce iyi insan olun, sonra başarılı insan.

Çok para kazanabilirsiniz. Büyük bir makama gelebilirsiniz. İnsanlar adınızı duyduğunda ayağa kalkabilir. Fakat evinize döndüğünüzde aynaya bakamıyorsanız, bütün kazandıklarınızın bir anlamı yoktur.

İnsanların sizi nasıl gördüğünden önce, sizin kendinizi nasıl gördüğünüze dikkat edin.

Çocuklar, herkesten akıllı olmaya çalışmayın!

Her şeyi bilmek zorunda değilsiniz

Bazen susmak, en güzel cevaptır. Bazen “bilmiyorum” diyebilmek, zekânın değil karakterin göstergesidir. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsiniz. Bazı tartışmaları kaybederek insanlığınızı kazanırsınız.

Size birisi haksızlık yaptığında hemen öfkelenmeyin!.

Öfke, insanın elindeki direksiyonu başkasına vermesidir.

Çocuklar, çalışın!

Ama yalnızca para kazanmak için değil.

Çalışın ki kimseye el açmak zorunda kalmayasınız. Çalışın ki kendi kararlarınızın bedelini kendiniz ödeyebilesiniz. Çalışın ki bir gün “Biz bunu babamızın parasıyla değil, kendi emeğimizle yaptık” diyebilesiniz.

Fakat sakın işi hayatın tamamı zannetmeyin!

Bir gün dönüp baktığınızda, bütün ömrünüzü para kazanmak için harcadığınızı ve kazandığınız parayı harcayacak zamanınızın kalmadığını görmeyin!

Parayı sev ama paranın kölesi olma!

Para iyi bir hizmetkârdır, kötü bir efendi.

İhtiyacınız olmayan şeyleri almak için hayatınızı satmayın!

İnsanlara zengin görünmek için borca girmeyin!

Sosyal medyada gördüğünüz hayatların tamamına inanmayın! Orada insanların hayatlarının kendisini değil, göstermek istedikleri kısmını görüyorsunuz. Mutluluk fotoğrafı çekilen bir şey değildir.

Bugün herkesin arabası, evi, tatili, başarı hikâyesi var.

Ama kimsenin uykusuz gecesini, borcunu, korkusunu, yalnızlığını ve başarısızlığını paylaşmak aklına gelmiyor.

O yüzden kendinizi başkalarının vitriniyle kıyaslamayın!

Sizin yarışınız başkalarıyla değil, dünkü halinizle olsun!

Bir arkadaşınız sizden önce başarılı olduğunda kıskanmayın!

Onun başarısı sizin başarısızlığınız değildir.

Bir arkadaşınız sizden daha fazla kazandığında üzülmeyin!

Onun kazancı senin kaybın değildir.

Ama bir gün arkadaşınızın düştüğünü görürseniz elinden tutun!

Çünkü insanın gerçek zenginliği, zor zamanında yanında kaç kişinin bulunduğuyla ölçülür.

Dost seçerken dikkatli olun!

Herkes sizin arkadaşınız değildir.

Bazıları sizin paranızı sever, bazıları makamınızı, bazıları çevrenizi, bazıları da işine yarayan tarafınızı.

Siz düştüğünüzde yanınızda kalanlara iyi bakın!

Çünkü insanın çevresi kalabalıkken herkes dosttur.

Asıl dostluk, ışıklar söndüğünde belli olur.

Kadınlara karşı saygıda kusur etmeyin!

Annenizi nasıl seviyorsanız, eşinizi de öyle sevin! Sevgide annenizi ihmâl etmeyin!

Sevmediğiniz birinden uzaklaşabilirsiniz ama onu küçük düşürmeyin!

Ayrılabilirsiniz ama intikam almayın!

Kırılabilirsiniz ama kırmaya çalışmayın!

Unutmayınız ki, asıl güç, elinizdeki imkânı kötüye kullanabilecek haldeyken kullanmamaktır.

Bir gün anne-baba olduğunuzda beni daha iyi anlayacaksınız!

Çocuklarınız sizden nasihatlerinden çok davranışlarınızı öğrenecek.

Onlara dürüst olmayı anlatıp yalan söylerseniz sizi dinlemezler.

Çalışkanlığı anlatıp tembellik ederseniz sizi dinlemezler.

Kitap okumalarını isteyip sen sürekli telefona bakarsanız sizi dinlemezler.

Çocuklar kulağıyla değil, gözüyle öğrenir.

Bunu unutmayın!

Ve çocuklarım! telefonunuza dikkat edin!

Çünkü bugün insanın cebinde dünyanın tamamı var.

Bilgi de orada, yalan da.

İyilik de orada, kötülük de.

İnsan bazen ekrana bakarken hayatını kaçırıyor.

Bir gün telefonunuzu kapatıp etrafına bakın!

Anneniz orada mı?

Babanız orada mı?

Arkadaşlarınız orada mı?

Çocuğunuz varsa çocuğunuz size bakıyor mu?

İşte asıl hayat orada.

Sosyal medyada sizi kaç kişinin takip ettiği önemli değil.

Gerçek hayatta sizin peşinizden kaç kişinin geleceği önemli.

Başarısızlıktan korkmayın!

İlk işiniz kötü gidebilir.

İlk sınavınızda başarısız olabilirsiniz.

İlk sevdiğiniz insan sizi terk edebilir.

İlk kurduğunuz iş batabilir.

İnsanlar size gülebilir.

Bırak gülsünler.

Yeter ki siz düştüğünüzde kalkmayı öğrenin!

Hayatta sizden daha çok düşen değil, düştüğü yerden daha çok kalkan kazanır.

Ama her düşüşten sonra kendinize de bir soru sorun: “Ben nerede hata yaptım?”

Çünkü sadece başkalarını suçlayan insan büyüyemez.

Bazen haksızlığa uğrarsınız.

Bazen gerçekten suçsuz olursunuz.

Ama yine de kendinize bakın!

Kendi payınızı bulun!

İnsanı olgunlaştıran şey, başkasının hatasını görmek değil, kendi hatasını kabul edebilmektir.

Affetmeyi öğrenin!

Ama yapılan her şeyi unutmak zorunda değilsiniz.

Affetmek, aynı insanın sizi yeniden incitmesine izin vermek değildir.

Bazen affedersin ve uzaklaşırsın.

Bazen barışırsın.

Bazen de sadece içindeki yükü bırakıp yoluna devam edersin.

Kin, insanın sırtında taşıdığı ağır bir çantadır.

Onu taşıdığınız sürece yorulan sizsiniz.

Bana her zaman katılmak zorunda değilsiniz.

Hatta bir gün bazı konularda benden daha doğru düşündüğünüzü görürseniz, fikrimi değiştirmeme yardım edin!

Ben sizin babanızım ama yanılmaz değilim.

Ben de hata yaptım.

Ben de korktum.

Ben de yanlış insanlara güvendim.

Ben de bazı fırsatları kaçırdım.

Ben de keşke dediğim günler yaşadım.

Bunları sizden saklamıyorum.

Çünkü çocuklar, çocuklarına kusursuz bir baba olduğunu anlatmak yerine, hatalarından nasıl ders çıkardığını göstermek daha değerlidir.

Ve son olarak şunu unutma:

Hayat kısa.

İnsanlar gelir ve gider.

Para gelir ve gider.

Makam gelir ve gider.

Güzellik geçer.

Gençlik geçer.

Şöhret geçer.

Ama geriye bir tek şey kalır:

Nasıl bir insan olduğun.

Bir gün benim adımı taşımanın değil, kendi adının hakkını vermenin önemli olduğunu anlayacaksınız.

Ben size büyük bir servet bırakamayabilirim.

Belki size büyük bir şirket, büyük bir ev, büyük bir makam da bırakamam.

Ama sana dürüst bir isim bırakabilirsem…

İnsanların arkandan “İyi bir adamdı” demesini sağlayabilirsem…

Siz de çocuklarınıza utanmadan “Benim babam bana böyle öğretti” diyebilirsen…

İşte o zaman ben sana bırakabileceğim en büyük mirası bırakmış olurum.

Unutma oğlum:

Hayatta herkes bir iz bırakır.

Kimi para bırakır.

Kimi makam.

Kimi eser.

Kimi de güzel bir hatıra.

Siz öyle yaşayın ki sizden sonra gelenler, bıraktığınız paradan önce bıraktığın insanlığı hatırlasın.

Ve bir gün siz de kendi çcuklarınızın karşısına oturduğunuzda, ona nasihat etmek için değil, yaşadıklarınla örnek olmak için konuşun!

Çünkü babanın çocuklarına verebileceği en büyük nasihat, ağzından çıkan söz değil; hayatı boyunca arkasında bıraktığı örnektir.