Muğla

Havuz kenarında hayat kurtaran 9 güvenlik kuralı

Yaz tatilinde deniz, havuz ve su parklarında yaşanabilecek kazalara dikkat çeken Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Gürer, özellikle kafa ve omurga travmalarının çocuklarda kalıcı nörolojik hasarlara neden olabileceğini belirterek ailelerin yaz tatilinde dikkat etmesi gereken önemli noktalar hakkında bilgi verdi.

Yaz tatilinde deniz, havuz ve su parklarında yaşanabilecek kazalara dikkat çeken Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Gürer, özellikle kafa ve omurga travmalarının çocuklarda kalıcı nörolojik hasarlara neden olabileceğini belirterek ailelerin yaz tatilinde dikkat etmesi gereken önemli noktalar hakkında bilgi verdi.

Yaz döneminde özellikle havuz ve deniz çevresinde yaşanan kazalar arasında havuz kenarından düşme, kaydırakların yanlış kullanımı, sığ suya atlama, sert zemine çarpma ve diğer kişilerle çarpışmaya bağlı kafa, beyin ve omurga travmaları öne çıkıyor. Kaygan zeminlerde meydana gelen düşmeler, merdiven kazaları, kırık seramiklere bağlı kesiler, kemik kırıkları ve burkulmalar da sık karşılaşılan yaralanmalar arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra su yutma, yüzme bilmemeye bağlı boğulma ve yarı boğulma vakaları, havuz kaynaklı enfeksiyonlar, güneş yanıkları ve havuz kimyasallarına aşırı maruziyet de yaz aylarında dikkat edilmesi gereken sağlık sorunları arasında bulunuyor.

Çocukların suyun içinde ve çevresinde bulunduğu her an aktif şekilde gözetim altında tutulmasının büyük önem taşıdığını belirten Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Gürer, telefonla ilgilenmek, kitap okumak, yemek yemek ya da başka bir çocukla ilgilenmek gibi dikkat dağıtıcı durumların birkaç saniyelik ihmalin bile ciddi sonuçlara yol açmasına neden olabileceğini söyledi. Boğulma vakalarının önemli bir kısmının sessiz gerçekleştiğine dikkat çeken Gürer, çocukların yalnızca uzaktan izlenmesinin yeterli olmadığını, ebeveynlerin veya sorumlu yetişkinlerin sürekli olarak çocukları gözlemlemesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.

Birden fazla yetişkinin bulunduğu ortamlarda belirli sürelerle yalnızca çocukları takip etmekle görevli bir kişinin 'Su Gözlemcisi' olarak belirlenmesinin güvenliği önemli ölçüde artırdığını belirten Gürer, böylece gözetim sorumluluğunun netleştiğini, dikkat dağınıklığının önüne geçildiğini ve özellikle kalabalık havuz ile plaj ortamlarında risklerin erken fark edilerek kazaların önlenmesine katkı sağlandığını kaydetti.

Çocuklara küçük yaşlardan itibaren tek başına suya girmemelerinin öğretilmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, deneyimli yüzücüler için bile bir yetişkinin veya yüzme arkadaşının eşlik etmesinin güvenlik açısından önem taşıdığını ifade etti. Tekne gezileri, açık deniz aktiviteleri ve su sporlarında ise çocuğun yaşına ve kilosuna uygun, onaylı can yeleklerinin kullanılmasının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.

Havuz güvenliğinin ihmal edilmemesi gerektiğini dile getiren Gürer, çocuklara havuz giderlerinden ve emme sistemlerinden uzak durmalarının öğretilmesi gerektiğini söyledi. Havuz çevresinde güvenlik çiti, kilitli kapı ve kontrollü giriş gibi fiziksel önlemlerin bulunmasının küçük çocukların havuza kontrolsüz şekilde ulaşmasını önlediğini ifade eden Gürer, çocuğun kısa süreliğine gözden kaybolması durumunda ilk kontrol edilmesi gereken yerin havuz olduğunu hatırlattı.

Küçük çocukların çok az miktardaki suda bile boğulma riski yaşayabileceğine dikkat çeken Gürer, küvet, jakuzi, süs havuzu, şişme havuz ve su dolu kovalar gibi alanlarda çocukların kesinlikle yalnız bırakılmaması gerektiğini belirtti. Ev ortamında yaşanan boğulma vakalarının önemli bir kısmının bu tür alanlarda meydana geldiğini ifade eden Gürer, deniz ve havuzlarda hem ebeveynlerin hem de çocukların tüm güvenlik kurallarına uymasının boğulma riskini en aza indireceğini söyledi.

Güvenli bir tatil için özellikle su kaydıraklarında uyulması gereken kuralları da sıralayan Gürer, kaydırak girişindeki uyarı levhaları ve kullanım kurallarının mutlaka okunması, yaş, boy ve kilo sınırlarına uygun kaydırakların tercih edilmesi, sıra düzenine uyulması, görevlinin izin verdiği zaman kayılması, riskli pozisyonlarda kayılmaması, kaydırak üzerinde durulmaması veya geriye çıkılmaması, küçük çocukların kaydırakları tek başına kullanmaması, iniş alanının hızlı şekilde terk edilmesi ve çocukların tehlikeli hareketlere teşvik edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Havuz veya deniz kazaları sonrasında kafa ve omurga yaralanmalarının her zaman ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, bilinç kaybı, şiddetli veya giderek artan baş ağrısı, tekrarlayan kusma, aşırı uyku hali, bayılma, nöbet geçirme, denge kaybı, konuşma bozukluğu, kol veya bacaklarda güçsüzlük ya da uyuşma, görme bozukluğu ile boyun ağrısı ve boyun hareketlerinde kısıtlılık gibi belirtilerden birinin görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.

İlk değerlendirmenin ardından gerekli görülen durumlarda çocuğun çocuk nörolojisi uzmanı tarafından muayene edilmesinin beyin ve sinir sistemiyle ilgili muhtemel sorunların erken tanı ve tedavisi açısından büyük önem taşıdığını belirten Gürer, herhangi bir belirti görülmese bile kafa veya omurgaya alınan şiddetli darbeler sonrasında çocuğun mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Yaz tatilinin güzel hatıralarla hatırlanması için çocuk güvenliğinin her zaman ön planda tutulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yavuz Gürer, basit gibi görünen önlemlerin ciddi yaralanmaların, kalıcı nörolojik hasarların ve boğulma gibi hayati risk taşıyan durumların önlenmesinde büyük rol oynadığını belirterek, çocukların yaşına uygun güvenlik kurallarının uygulanması, ailelerin bilinçli davranması ve muhtemel risklere karşı hazırlıklı olması sayesinde yaz tatilinin hem eğlenceli hem de sağlıklı geçirilebileceğini sözlerine ekledi.