Hedefler Neden Sürekli Öteleniyor?

Ekonomide güven, yalnızca bugün açıklanan rakamlarla değil, dün verilen sözlerin bugün nerede olduğuyla da ölçülür.

Türkiye’nin son dört yıllık Orta Vadeli Programlarına baktığımızda dikkat çekici bir tabloyla karşılaşıyoruz. 2023 yılında açıklanan OVP’de 2026 yılı için enflasyon hedefi yüzde 8,5, büyüme hedefi ise yüzde 5 olarak belirlenmişti. Bugün geldiğimiz noktada 2026 yılı için öngörülen enflasyon yüzde 28,4, büyüme ise yüzde 3,3.

Aradaki fark sadece birkaç puanlık bir sapma değil. Ekonominin hedeflediği istikametin ve takvimin ciddi biçimde değiştiğini gösteriyor.

Daha çarpıcı olan ise şu: 2023’te 2026 için yüzde 8,5 olarak öngörülen enflasyon hedefi, bugün 2029 için yüzde 9 olarak karşımıza çıkıyor. Yani üç yıl önce ulaşılması beklenen tek haneli enflasyon, şimdi üç yıl daha ileriye ötelenmiş durumda.

Elbette ekonomik programların zaman içerisinde revize edilmesi mümkündür. Deprem, enerji maliyetleri, küresel finansal koşullar, kur hareketleri ve jeopolitik gelişmeler ekonominin hesaplarını değiştirebilir. Ancak revizyonun normal olması, vatandaşın üzerindeki enflasyon yükünün de normal kabul edilmesini gerektirmez.

Çünkü enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi değildir. Enflasyon yüzde 80’den yüzde 30’a gerilediğinde fiyatlar hâlâ yükselmektedir; yalnızca daha yavaş yükselmektedir. Asıl mesele, vatandaşın gelirinin bu fiyat artışları karşısında ne kadar ayakta kalabildiğidir.

Büyümede de benzer bir tablo var. 2023 OVP’sinde 2026 için yüzde 5 büyüme hedeflenirken bugün yüzde 3,3 öngörülüyor. Yüzde 5 büyüme hedefi ise 2029’a taşınmış durumda. Üstelik artık yalnızca büyümenin oranını değil, niteliğini de sorgulamak gerekiyor. Borçlanmaya ve tüketime dayalı büyüme ile üretime, yatırıma, ihracata ve verimliliğe dayalı büyüme aynı şey değildir.

Bütçe tarafında da ilk hedeflerle bugünkü hedefler arasında fark var. 2023 OVP’sinde 2026 bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,9 olarak öngörülürken, son OVP’de bu oran yüzde 3,1 olarak belirleniyor.

Şimdi önümüzde 2027-2029 dönemi var. Yeni program 2029’da yüzde 9 enflasyon, yüzde 5 büyüme ve yüzde 2,8 bütçe açığı hedefliyor. Mesele artık sadece “hedef nedir?” sorusu değildir.

Asıl soru şudur:

Bu hedeflere hangi politikalarla ulaşılacaktır?

Çünkü ekonomi yönetiminde güveni oluşturan yalnızca açıklanan rakamlar değil, o rakamların arkasındaki kararlı ve tutarlı uygulamadır.

Vatandaşın hesabı ise çok daha basit: Enflasyon gerçekten düşüyor mu? Gelirimin satın alma gücü artıyor mu? İşim ve geleceğim daha güvenli hale geliyor mu?

Ekonomik programın gerçek başarısı, işte bu üç soruya verilecek cevapta saklıdır.
Kaynak: Doğruhaber Gazetesi'nden alınmıştır.