Istanbul

''Lenfoma belirtileri göz ardı edilmemeli''

Lenfoma, lenf sisteminde gelişen ve erken tanı ile tedavi başarısının önemli ölçüde artırılabildiği kanser türlerinden biri. Uzmanlar, özellikle uzun süren ve nedeni açıklanamayan lenf bezi şişlikleri, gece terlemeleri, ateş ve kilo kaybı gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Lenfoma, lenf sisteminde gelişen ve erken tanı ile tedavi başarısının önemli ölçüde artırılabildiği kanser türlerinden biri. Uzmanlar, özellikle uzun süren ve nedeni açıklanamayan lenf bezi şişlikleri, gece terlemeleri, ateş ve kilo kaybı gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Lenf sistemi, bağışıklık sisteminin önemli bir parçasını oluştururken bu sistemin hücrelerinden gelişen lenfomalar, Hodgkin ve Hodgkin dışı lenfomalar olmak üzere farklı alt gruplarda değerlendiriliyor. Hastalığın belirtileri kişiden kişiye değişebilmekle birlikte bazı bulguların uzun süre devam etmesi, uzman değerlendirmesinin önemini artırıyor. Liv Hospital Ulus Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Hilmi Doğu, Dünya Lenfoma Farkındalık Günü kapsamında lenfomanın belirtileri ve tanı süreci hakkında önemli bilgiler verdi.

''Uzun süren lenf bezi şişliklerine dikkat''

Prof. Dr. Doğu, ''Lenfomanın en sık görülen belirtilerinden biri, özellikle boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde ortaya çıkan ve genellikle ağrısız olan lenf bezi büyümeleridir. Bunun yanı sıra açıklanamayan ateş, gece terlemeleri, istemsiz kilo kaybı, uzun süren halsizlik, kaşıntı ve bazı hastalarda nefes darlığı veya göğüs bölgesinde baskı hissi görülebilir'' dedi.

Prof. Dr. Doğu, her lenf bezi büyümesinin lenfoma anlamına gelmediğinin altını çizerek, 'Lenf bezlerinde büyüme, enfeksiyonlar başta olmak üzere pek çok farklı nedenle ortaya çıkabilir. Ancak özellikle uzun süre devam eden, büyüme eğilimi gösteren veya başka belirtilerle birlikte görülen lenf bezi şişliklerinin ihmal edilmemesi ve hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir' şeklinde konuştu.

Tanı süreci kişiye özel planlanıyor

Tanı sürecine değinen Prof. Dr. Doğu, ''Lenfoma şüphesi bulunan hastalarda tanı süreci, hastanın şikâyetleri ve muayene bulgularına göre planlanıyor. Kan testlerinin yanı sıra görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilirken, kesin tanının konulabilmesi için bazı hastalarda lenf bezi veya ilgili dokudan biyopsi alınması gerekebiliyor'' diye konuştu.

Prof. Dr. Doğu, lenfomanın tek bir hastalık olmadığını ve tedavi yaklaşımının hastalığın alt tipine, evresine ve hastanın genel sağlık durumuna göre değiştiğini belirterek, 'Lenfomada doğru tanı, tedavinin planlanmasındaki en önemli aşamalardan biridir. Hastalığın alt tipinin ve yaygınlığının doğru şekilde belirlenmesi, hastaya en uygun tedavi yaklaşımının seçilmesini sağlar' ifadelerini kullandı.

Tedavi yaklaşımları gelişiyor

Prof. Dr. Mehmet Hilmi Doğu, ''Lenfomanın tedavisinde hastalığın türüne ve özelliklerine göre kemoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi ve bazı hastalarda kök hücre nakli gibi farklı tedavi yöntemlerinden yararlanılabiliyor. Günümüzde lenfoma tedavisindeki gelişmeler, hastaların tedavi seçeneklerini ve sonuçlarını olumlu yönde etkiliyor. Lenfoma tanısı alan hastaların hastalığın adı nedeniyle umutsuzluğa kapılmaması, tedavi sürecinin mutlaka hastalığın özelliklerine göre ve hematoloji uzmanlarının değerlendirmesiyle planlanması önemlidir. Günümüzde lenfomaların önemli bir bölümünde etkili tedavi seçenekleri bulunmaktadır' dedi.

Farkındalık erken başvuruyu destekliyor

Dünya Lenfoma Farkındalık Günü, lenfoma konusunda toplumdaki farkındalığın artırılması, belirtilerin tanınması ve hastaların doğru zamanda sağlık kuruluşlarına başvurmasının teşvik edilmesi açısından önem taşıyor. Uzmanlar, uzun süren ve nedeni açıklanamayan lenf bezi büyümeleri, tekrarlayan ateş, gece terlemeleri, açıklanamayan kilo kaybı veya devam eden halsizlik gibi belirtilerin varlığında kişilerin hekime başvurarak değerlendirilmesi öneriyor.

Prof. Dr. Doğu, Dünya Lenfoma Farkındalık Günü vesilesiyle toplumda lenfoma konusunda farkındalığın artırılmasının, hastalığın erken değerlendirilmesi ve doğru tedaviye yönlendirme açısından önemli olduğunu belirtti.