Ankara

Önce prematüre doğdu, sonra annesini kaybetti şimdi ise yeni yuvasında hayata hazırlanıyor

Ankara'da yaşayan çift, 5 aylıkken koruyucu ailesi oldukları Erdem'i hayata hazırlamanın mutluluğunu yaşıyor.

Ankara'da yaşayan çift, 5 aylıkken koruyucu ailesi oldukları Erdem'i hayata hazırlamanın mutluluğunu yaşıyor.

Ankara'da yaşayan Murat ve Meryem Sarıoğlu çifti çocuk sahibi olma hayallerini koruyucu aile olarak gerçeğe dönüştürdü. 5 aylıkken tanıştıkları Erdem Ç. ile 7 yıldır yuvalarını renklendiren Sarıoğlu çifti, çocuklarını geleceğe hazırlamanın mutluluğunu yaşıyor. Tam prematüre doğması nedeniyle sağlık sorunları bulunan Erdem'in bebekliğinden bu yana tüm bakımlarını üstlenen Sarıoğlu çifti, sağlığına kavuşmasına katkı sağladıkları çocuklarını şimdi hayata hazırlıyor. Biyolojik annesini doğarken kaybeden Erdem'e yuva olan aile süreci İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlatırken duygusal anlar yaşadı.

'Bir baktı bana, o anda o bakışı yetti'

Baba Murat Sarıoğlu 7 yıl önce koruyucu aile olduklarını söyleyerek, 'Bizim çocuğumuz olmuyordu. Eşim defalarca evlat edinelim, koruyucu aile olalım diyordu. Fakat ben korkuyordum. Eşimin yeğeni vardı, 1,5 yıl kadar ona baktık. Çok sevdik onu. Onu bu kadar sevebiliyorsam, başka bir çocuğu da sevebilirim diye düşündüm. Sonrasında kuruma müracaat ettik. Ben okulda çalışıyorum, eşim beni aradı. 'Bir çocuk varmış' dedi. Çok mutlu olduk. Ertesi gün Erdem'i görmeye gittik. Küçücüktü. Normalde 5 aylıktı ama prematüre doğduğu için daha yeni doğmuş gibiydi, çok küçüktü. O kadar güzel gözleri vardı ki, bir baktı bana. O anda o bakışı yetti. Sanki, 'hadi gidelim' der gibiydi' dedi.

'Erdem'le çok mutluyuz'

Çeşitli görüşmelerin ve gerekli prosedürlerin tamamlanmasının ardından çocuklarına kavuştuklarını anlatan Sarıoğlu, '5 aylıktı. Şu anda ayın 10'unda 8 yaşına girecek. Kocaman bir adam oldu. Erdem'le çok mutluyuz. Koruyucu aile olsunlar, evlat edinsinler. Bir yuva ortamında büyümesi daha farklı. Yuva da büyüsünler' şeklinde konuştu.

'Her şeyi Erdem'e göre ayarlamaya başladım'

Sarıoğlu, Erdem'den sonra hayatlarının çok güzel bir yöne evirildiğini anlatarak, 'Her şeyi Erdem'e göre ayarlamaya başladım. Hafta sonları ben evdeydim ya da arkadaşlarla ama artık hep Erdem'leyim. Annesiyle evde ödev yaparken ben dışarı çıkıyorum, geziyorum ama bir boşluk hissediyorum. Çünkü 7 yıldır Erdem'le beraberim. Çok mutluyuz' ifadelerini kullandı.

'Onunla uyanmak başka, onun için planlar yapmak bambaşka'

Anne Meryem Sarıoğlu ise, oğullarıyla hayatın daha da güzelleştiğini dile getirerek, 'Onunla uyanmak başka, onun için planlar yapmak bambaşka. Sırf onun için kendimizden ödün veriyoruz. Onu her şeyiyle ders programını, beslenmesini hazırlamak, bugün ne giyeceğini, ne yiyeceğini ya da nasıl bir etkinlik yaptırsam, etkinlik yapmaktan hoşlanmıyorsa nasıl vaktini dolu dolu geçirsem bunları düşünüyorum. Bu beni çok mutlu ediyor' açıklamasında bulundu.

''Kalpten doğdun sen' diyorum'

Erdem'e kalpten bağlı olduğunu anlatan anne Sarıoğlu, 'Çok farklı bir duygu. Arkadaşlarım da çevremizdekiler de soruyor, biyolojik olmadığını bilen kişiler. Doğurmuşuz ya da doğurmamışız hiç önemli değil. Çok bambaşka bir şey. Kendisi de soruyor, 'Kalpten doğdun sen' diyorum. 'Kalbimizden doğdun, hep kalbimizde olacaksın, beynimizde olacaksın, yüreğimizde olacaksın' diyorum' diye konuştu.

'Çocuğum olduktan sonra her şey tamamen değişti'

Erdem'den önce monoton bir hayatları olduklarını aktaran anne Sarıoğlu, 'Çocuğum olduktan sonra her şey tamamen değişti. İlk seneler uykusuz geceler oldu ama hiç şikayetçi olmadım' dedi.

Anne Sarıoğlu Erdem'le unutulmaz pek çok anısı olduğunu söyleyerek, 'İlk yürümeye başladığımda çok mutlu oldum. Apartmanda lokma döktüm. Evimize geldiğinde Kur'an okuttum' şeklinde konuştu.

'Onu mutlu ederken kendimi de mutlu etmiş oluyorum'

Koruyucu aile olmanın önemine değinen anne Sarıoğlu, şunları kaydetti:

'Biyolojik çocukları olan aileler de olmalı, çocuğu olmayan da olmalı. Baktığımız zaman o çocuğa yuva veriyoruz. Ben şöyle düşünüyorum, biz de mutlu oluyoruz. Sadece, 'oğlumuza bakarak bir çocuğa yuva verdik, aile sevgisi gösteriyoruz' değil. Aslında ben kendimi de mutlu ediyorum. Onu mutlu ederken, onun sağlığını düşünürken, huzurunu düşünürken ben kendimi de mutlu etmiş oluyorum.'