<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Mira Gündem sondakika güncel haberler</title>
    <link>https://www.miragundem.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.miragundem.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Mira Gündem © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Apr 2026 14:24:55 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Prostat büyümesine rezum yöntemi]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/prostat-buyumesine-rezum-yontemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/prostat-buyumesine-rezum-yontemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prostat büyümesi tedavisinde kullanılan Rezum (su buharı tedavisi) yöntemi Acıbadem Bodrum Hastanesi'nde ilk kez uygulanmaya başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prostat büyümesi tedavisinde kullanılan Rezum (su buharı tedavisi) yöntemi Acıbadem Bodrum Hastanesi'nde ilk kez uygulanmaya başlandı. </p><p>İyi huylu prostat büyümesi nedeniyle ortaya çıkan idrar yapma ile ilişkili sorunlarda kullanılan Rezum adlı yöntemi uygulayan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Yalçın, 'Rezum yöntemi, prostat dokusuna kontrollü su buharı enerjisi verilmesi prensibine dayanıyor. İşlem sırasında verilen su buharı prostat dokusu içerisinde yayılıyor ve hücresel düzeyde etki oluşturarak büyümüş dokunun zamanla küçülmesini sağlıyor' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Prostat büyümesi yaşam kalitesini etkiliyor </p><p>Prostat büyümesinin özellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olduğunu belirten Yalçın, 'Prostat büyümesi; idrar yapma güçlüğü, sık idrara çıkma ve gece idrara kalkma gibi şikayetlere neden olarak hastaların yaşam kalitesini düşürebiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde artık daha konforlu ve modern tedavi seçenekleri uygulanabiliyor' diye konuştu. </p><p>'Rezum sırasında kullanılan enerji aslında su buharının taşıdığı doğal termal enerjidir' </p><p>Rezum yönteminin prostat dokusuna kontrollü su buharı enerjisi verilmesi prensibine dayandığını belirten Yalçın, şunları ekledi: 'İşlem sırasında verilen su buharı prostat dokusu içerisinde yayılıyor ve hücresel düzeyde etki oluşturarak büyümüş dokunun zamanla küçülmesini sağlıyor. Rezum sırasında kullanılan enerji aslında su buharının taşıdığı doğal termal enerjidir. Prostat dokusuna verilen bu kontrollü enerji, büyümüş dokunun küçülmesini sağlar. İşlem sonrasında vücudun kendi iyileşme mekanizması devreye girer ve prostat dokusu zaman içinde küçülerek idrar akımı rahatlar' </p><p>'İşlem 10-15 dakika sürüyor' </p><p>Rezum yönteminin en önemli avantajının kısa sürmesi olduğunu ifade eden Yalçın, 'İşlem genellikle 10-15 dakika içinde tamamlanır. Çoğu hasta kısa sürede günlük yaşamına dönebilir. Rezum yöntemi; özellikle sık idrara çıkan, gece sık sık idrara kalkan, idrar akımı zayıf olan ve idrarın tam boşaltılmasında sorun yaşayan kişiler için uygun bir seçenek olur' ifadelerini kullandı. </p><p>'Klasik prostat ameliyatlarına kıyasla minimal invaziv bir yöntem' </p><p>Rezum yönteminin klasik prostat ameliyatlarına kıyasla minimal invaziv bir yöntem olduğunu belirten Yalçın, 'İşlem sırasında kesi yapılmaz. Doğal idrar kanalından girilerek prostat dokusuna müdahale edilir. Bu sayede cerrahi operasyon gerektirmeden prostat dokusunun küçülmesi hedefleniyor' dedi. </p><p>'50 yaş üzerindeki erkekler düzenli kontrol yaptırmalı' </p><p>Prostat büyümesine bağlı şikâyetlerin erken dönemde değerlendirilmesinin tedavi seçeneklerini artırdığını vurgulayan Yalçın, 'Özellikle 50 yaş üzerindeki erkekler düzenli ürolojik kontrol yaptırmalı' uyarısında bulundu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/prostat-buyumesine-rezum-yontemi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 13:12:51 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/prostat-buyumesine-rezum-yontemi.jpg" type="image/jpeg" length="80829"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: '(Polen alerjisi) Zamanında tanı ile şikayetler kontrol altına alınabilir']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/uzmanindan-uyari-polen-alerjisi-zamaninda-tani-ile-sikayetler-kontrol-altina-alinabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/uzmanindan-uyari-polen-alerjisi-zamaninda-tani-ile-sikayetler-kontrol-altina-alinabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güven Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bölümü'nden Prof. Dr. İpek Türktaş, bahar ayının gelmesiyle başlayan polen alerjisi şikayetlerine ilişkin 'Zamanında tanı ve uygun tedavi ile hem şikayetler kontrol altına alınabilir hem de ileride gelişebilecek komplikasyonların önüne geçilebilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güven Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bölümü'nden Prof. Dr. İpek Türktaş, bahar ayının gelmesiyle başlayan polen alerjisi şikayetlerine ilişkin 'Zamanında tanı ve uygun tedavi ile hem şikayetler kontrol altına alınabilir hem de ileride gelişebilecek komplikasyonların önüne geçilebilir' dedi. </p><p>Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğa canlanırken, çocuklarda alerjik hastalıkların görülme sıklığı da artıyor. Özellikle polenlerin yoğunlaştığı dönemde ortaya çıkan şikayetlerin basit bir mevsimsel durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor. </p><p>Güven Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bölümü'nden Prof. Dr. İpek Türktaş, bahar alerjilerinin çocukluk çağında yaygın görülen, ancak çoğu zaman göz ardı edilen bir sağlık sorunu olduğunu belirterek genetik yatkınlığı olan çocuklarda polenlere karşı alerjinin genellikle 3 - 4 yaşından itibaren gelişebildiğini ifade etti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Alerjik hastalıkların uzun yıllar devam edebileceğine dikkati çeken Türktaş, 'Bu durum sadece küçük yaşlarda ortaya çıkmaz, ilkokul, ortaokul, lise hatta üniversite yıllarında da başlayabilir' diye konuştu. </p><p>Bahar alerjisinin en çok burun, üst solunum yolları ve gözleri etkilediğini belirten Türktaş, 'Alerjik konjonktivit yani göz nezlesi ve alerjik rinit (saman nezlesi) en sık karşılaştığımız tablolardır' dedi. </p><p>Türktaş, polenlerle temas sonrası ortaya çıkan belirtileri sıralayarak, 'Gözlerde kaşıntı ve kızarıklık, burun akıntısı, kaşıntısı, art arda hapşırmalar ve burun tıkanıklığı en sık karşılaştığımız bulgular arasında yer alır' ifadelerini kullandı. </p><p>Belirtilerin mevsimsel olarak her sene tekrar ettiğini anlatan Türktaş, bulguların özellikle Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında artış gösterdiğini, tedavi edilmediğinde giderek şiddetlenebileceğini söyledi. </p><p>Türktaş, tedavi edilmeyen bahar alerjilerinin zamanla, gözlerde iltihaplı konjonktivit, orta kulakta sıvı birikmesi, kronik sinüzit, burunda polip gelişmesi gibi durumlara neden olabileceğini aktardı. </p><p>'Zamanında tanı ile şikayetler kontrol altına alınabilir' </p><p>Polen alerjisi olan bazı çocuklarda öksürük, balgam, bronşit gibi astım ataklarının da görülebileceğini dile getiren Türktaş, erken tanının önemine vurgu yaptı. </p><p>Prof. Dr. Türktaş, 'Alerjik hastalıkların tanısında ilk adım şüphelenmektir. Ardından bir alerji merkezinde değerlendirme yapılarak doğru tanı konulmalı ve tedavi planlanmalıdır. Zamanında tanı ve uygun tedavi ile hem şikayetler kontrol altına alınabilir hem de ileride gelişebilecek komplikasyonların önüne geçilebilir' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/uzmanindan-uyari-polen-alerjisi-zamaninda-tani-ile-sikayetler-kontrol-altina-alinabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 13:04:38 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/uzmanindan-uyari-polen-alerjisi-zamaninda-tani-ile-sikayetler-kontrol-altina-alinabilir.jpg" type="image/jpeg" length="70695"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deprem sonrası doktorlardan Sındırgı'ya özel ilgi]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/deprem-sonrasi-doktorlardan-sindirgiya-ozel-ilgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/deprem-sonrasi-doktorlardan-sindirgiya-ozel-ilgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri ve 'Genç Yeryüzü Doktorları' topluluğu, Sındırgı'da gerçekleştirdikleri sağlık sokağı etkinliğiyle yüzlerce vatandaşa ulaştı. Öğrencilerin aktif rol aldığı etkinlikte hem sağlık taraması yapıldı hem de bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri ve 'Genç Yeryüzü Doktorları' topluluğu, Sındırgı'da gerçekleştirdikleri sağlık sokağı etkinliğiyle yüzlerce vatandaşa ulaştı. Öğrencilerin aktif rol aldığı etkinlikte hem sağlık taraması yapıldı hem de bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştirildi. </p><p>Sındırgı İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda; Balıkesir Kent Konseyi, Sındırgı Kaymakamlığı, Sındırgı Belediyesi ve Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi iş birliğiyle Cumhuriyet Meydanı'nda kurulan stantlarda vatandaşlara ücretsiz sağlık hizmeti sunuldu. </p><p>Etkinlik kapsamında tansiyon ölçümü, kan şekeri testi, boy-kilo ve beden kitle indeksi hesaplamaları yapılırken; ağız ve diş sağlığı ile ilgili kontroller de gerçekleştirildi. Ayrıca vatandaşlara akıllı ilaç kullanımı konusunda bilgilendirmeler yapıldı. Çocuklar için çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. </p><p>Genç Doktorlar sahada: 'Mesleki tatminimiz çok yüksek' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Etkinlikte aktif görev alan 3. sınıf tıp öğrencisi Gazi Muhammet Geylani, yapılan çalışmanın bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu belirterek şunları söyledi: </p><p>'Genç Yeryüzü Doktorları olarak sağlık sokağı etkinliğimizi bu kez Sındırgı Belediyesi önündeki Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleştirdik. Vatandaşlarımıza tansiyon, kan şekeri ölçümü, boy-kilo ve beden kitle indeksi hesaplamaları yapıyoruz. Aynı zamanda stajyer arkadaşlarımızı da sahada değerlendiriyoruz. Yaklaşık 200-250 kişiye ulaştık ve yoğunluk hala devam ediyor. Burada olmaktan mutluyuz, mesleki tatminimiz çok yüksek.' </p><p>Deprem sonrası doktorlardan Sındırgı'ya özel ilgi </p><p>Genç doktorlar, bu yıl özellikle Sındırgı'ya ağırlık verdiklerini ifade ederek, daha önce Gölcük İlkokulu'nda çocuklara yönelik bir sağlık taraması gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Bu kez ise ağırlıklı olarak yaşlı vatandaşlara yönelik hizmet sunulduğu belirtildi. Cumhuriyet Meydanı'nda gün boyu süren etkinliğe vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, sağlık taraması sonrası çeşitli hediyeler de dağıtıldı. Öğrencilerin güler yüzlü yaklaşımı ve birebir ilgisi, katılımcılardan tam not aldı. </p><p>Sındırgı'da gerçekleştirilen bu anlamlı etkinlik, genç doktor adaylarının hem mesleki gelişimine katkı sağladı hem de toplum sağlığına yönelik farkındalık oluşturdu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/deprem-sonrasi-doktorlardan-sindirgiya-ozel-ilgi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 13:04:18 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/deprem-sonrasi-doktorlardan-sindirgiya-ozel-ilgi.jpg" type="image/jpeg" length="61552"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı açıkladı: 'Saman nezlesi Türkiye'nin yüzde 20'sini etkiledi']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/uzmani-acikladi-saman-nezlesi-turkiyenin-yuzde-20sini-etkiledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/uzmani-acikladi-saman-nezlesi-turkiyenin-yuzde-20sini-etkiledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Barış Şapcı, Türkiye'de milyonlarca kişiyi etkileyen saman nezlesinin yaşam kalitesini düşürdüğünü belirterek vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Barış Şapcı, Türkiye'de milyonlarca kişiyi etkileyen saman nezlesinin yaşam kalitesini düşürdüğünü belirterek vatandaşları uyardı. </p><p>Sivas Devlet Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Barış Şapcı, Türkiye'de milyonlarca kişiyi etkileyen alerjik rinitin (saman nezlesi) yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü belirterek vatandaşları uyardı. Şapçı, hava kirliliği ve kentsel yaşamın artması sebebiyle son yıllarda giderek yaygınlaşan bu hastalık hakkında bilinçlenmenin önemine dikkat çekti. </p><p>Burun kaşıntısı hapşırık gibi belirtilerin olabileceğini söyleyen Barış Şapcı, 'Bazı hastalarda baş ağrısı, nefes darlığı ve koku alma bozuklukları da görülebiliyor. Hastaların önemli bir kısmı yılın neredeyse yarısında şikâyet yaşıyor. Bu durum günlük yaşamı, uyku düzenini ve iş verimini olumsuz etkiliyor' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastalığın oluşumunda genetik yatkınlık, aile öyküsü, sigara dumanına maruz kalma, hava kirliliği ve alerjenlerle temasın etkili olduğunu ifade eden Barış Şapcı, polenler, ev tozu akarları, mantarlar ve hayvan tüylerinin en sık karşılaşılan alerjenler arasında olduğunu söyledi. Tedavide önceliğin alerjenden korunmak olduğunu belirten Şapcı, 'Medikal tedavi, immünoterapi ve bazı durumlarda cerrahi yöntemler uygulanabiliyor. Düzenli poliklinik kontrolleri, hastalığın takibi açısından büyük önem taşıyor' şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sivas, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/uzmani-acikladi-saman-nezlesi-turkiyenin-yuzde-20sini-etkiledi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:34:54 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/uzmani-acikladi-saman-nezlesi-turkiyenin-yuzde-20sini-etkiledi.jpg" type="image/jpeg" length="68074"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tek bir vaka bütün kenti ayağa kaldırdı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/tek-bir-vaka-butun-kenti-ayaga-kaldirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/tek-bir-vaka-butun-kenti-ayaga-kaldirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak'ta bir ortaokul öğrencisinin menenjit şüphesiyle yoğun bakıma alınmasının ardından kent genelinde aileler arasında büyük bir korku ve tedirginlik yaşanmaya başladı. Salgın iddiaları paniği daha da artırırken, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin, Valiliğin açıklamasıyla eşdeğer bir açıklama yaparak salgın olmadığını belirtti. Pişkin, hastalığın bulaşma riski ve seyri ile alakalı velileri rahatlatacak ve bilgilendirecek açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak'ta bir ortaokul öğrencisinin menenjit şüphesiyle yoğun bakıma alınmasının ardından kent genelinde aileler arasında büyük bir korku ve tedirginlik yaşanmaya başladı. Salgın iddiaları paniği daha da artırırken, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin, Valiliğin açıklamasıyla eşdeğer bir açıklama yaparak salgın olmadığını belirtti. Pişkin, hastalığın bulaşma riski ve seyri ile alakalı velileri rahatlatacak ve bilgilendirecek açıklamalarda bulundu. </p><p>Zonguldak'ta bir ortaokul öğrencisinin yüksek ateş, baş ağrısı gibi belirtiler yaşaması üzerine başvurduğu hastanede menenjit şüphesiyle yoğun bakıma alınması üzerine İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sınıfında ve temas kurmuş olabileceği kişiler üzerinde antibiyotik tedavisine başlandı. </p><p>Öğrencinin hastanedeki tedavileri sürerken bu kez de veliler arasında tedirginlikler yaşanmaya başladı. Kamuoyunda vakaların arttığı başka kişilerin de menenjit şüphesiyle hastanelere başvurduğu iddiaları yer alınca yaşanan panik daha da büyüdü. Bu kez aileler aşı olmak için eczanelere akın ederken diğer taraftan da çocuklarını okula göndermede tedirginlik yaşadı. </p><p>Ancak Zonguldak Valiliği, resmi bir açıklama yaparak menenjit şüphesiyle tek bir vakanın olduğunu, tedavi sürecinin devam ettiğini salgın durumunun bulunmadığını açıkladı. </p><p>Öğrencinin hastanedeki tedavisi sürerken Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin, menenjit hastalığı, bulaşma riskleri ve hastalık belirtileri hakkında konuştu. </p><p>'Salgından bahsetmek çok doğru değil, tek bir vakamız var' </p><p>Hastaneye birçok şüpheli vaka gönderilmesine rağmen Zonguldak'ta salgın düzeyinde bir durum olmadığını belirten Prof. Dr. Pişkin'in, Zonguldak ve çevresinde yayılan salgın iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtti. Prof. Dr. Pişkin, şu an için hastanelerinde tedavi gören sadece bir şüpheli vaka olduğunu vurgulayarak şu bilgileri verdi: </p><p>'Bugün bu açıklamayı yoğun bakımımızda yatan menenjit şüpheli bir hastadan dolayı yapmaktayız. Zonguldak ve çevresinde bu dönemde menenjit vakalarının arttığına dair birçok yazı, haber ve çeşitli konuşmalar olmakta. Bu aslında tek bir vakamız var menenjit şüpheli. Baş ağrısı, kusma, ateş ve vücudundaki döküntü şikâyetiyle bu hastamız bize başvurdu. Menenjit ön tanısıyla bu hastamızı tedavi altına aldık. Hala tedavisi çocuk yoğun bakım servisimizde sürmekte. Bununla beraber birçok bize menenjit şüpheli vakalar bize gönderilmesine rağmen tespit ettiğimiz başka bir menenjit vakası mevcut değil. Şu anda Zonguldak ve çevresinde bir salgından bahsetmek çok doğru değil. O yüzden velilerin, halkımızın menenjit salgını varmış gibi korkmalarına endişe etmelerine çok gerek yok. Şu anda münferit tek bir vaka mevcut. Bu vaka da tedavisi sürüyor.' </p><p>'Hastalığın teşhisi için belden su alınması şart' </p><p>Hastalığın belirtileri ve teşhis yöntemlerine dair de uyarılarda bulunan uzman isim, kesin tanı için ailelerin ve hastaların korktuğu 'belden su alma' işleminin şart olduğuna dikkat çekerek, 'Menenjit çok korktuğumuz bir hastalık. Ölümcül seyredebiliyor. Çeşitli sekeller bırakabiliyor. Sağırlık, zeka geriliği yapabiliyor o yüzden bizim her zaman çekindiğimiz ve korktuğumuz bir hastalık. Aslında ülkemizde menenjit yapan üç tane ana mikrop var. Bu üç ana mikrobun iki tanesinde devlet tarafından aşı yapıldığı için artık bunları hemen hemen hiç görmüyoruz. Meningokok dediğimiz diğer mikroba karşı ülkemizde rutin aşılama programı içerisinde yer almadığı için vakalar görülebilmekte. Bu mikrobun da bir aşısı mevcut. Ülkemizde bu aşıyı vatandaşlarımız özel olarak temin edebiliyorlar. Menenjit bizim beynimizi tutan bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Merak edebilirsiniz bu hastalığı nasıl anlayacağız, baş ağrısı, bulantı kusma ve ateş üçlüsü bir arada olduğunda bu hastalığı aklımıza getirmemiz lazım. Doktorlar tarafından mutlaka çocuğumuzun değerlendirilmesi gerekiyor. Eğer beraberinde bu üçlü bulgularla beraber döküntü ve bilincinde değişiklik oluyorsa çocukların menenjitten çok fazla şüphelenmek gerekiyor. Mutlaka bunun tanısını koymak için belinden su almak gerekiyor. Bazen hastalarımız belinden su aldırmak istemiyorlar. Ama bu tanıyı koymak için şart ve herhangi belirgin bir sıkıntı oluşturan durum değil. O yüzden menenjit şüphesi olan vakaların hızlıca doktora başvurmalarında ve doktor muayenesinde geçmelerinde fayda var.' </p><p>'Covid gibi çabuk bulaşmaz, ergen gruptan daha çok korkuyoruz' </p><p>Menenjitin bulaşma yolları hakkında da kamuoyunu aydınlatan Pişkin, hastalığın koronavirüs gibi hızla yayılmadığını ancak özellikle ergenlik dönemindeki gençlerde taşıyıcılığın daha yüksek olduğunu belirterek şunları kaydetti: </p><p>'Zaten eğer yakın temaslı olmadığınız müddetçe menenjit vakasıyla sizin menenjit olma ihtimaliniz çok düşük. Özellikle adolesan ve ergen gruptan daha çok korkuyoruz. Bu yaş grubunda meningokok mikrobunun taşıyıcılığı çok daha fazla gözüküyor. O yüzden bu grupta daha sık karşımıza çıkan bir hastalık. Ama taşıyıcı demek hasta demek değil. Bunların çoğunluğu hastalık yapmıyor. Salgın yaptığı zaman özellikle aynı sınıfta, aynı evde uzun süre çok beraber yaşayan insanlarda bulaş görülüyor. Öksürmekle, hapşırmakla, sekresyonlarla bulaşabilen bir hastalık ama bir influenza, bir covid gibi çok çabuk bulaşabilen bir hastalık değil. Daha uzun süreli temaslar lazım. Eğer menenjit vakası tespit ettiğimizde yakın temaslıların menenjit olmalarını engellemek için o kişilere antibiyotik tedavisi öneriyoruz. Özellikle meningokok mikrobundan şüphelendiğimizde. Bu antibiyotikleri aldığında hastalık olma ihtimallerini azalıyor. Ama buradan sakın şöyle bir sonuç çıkmasın. Sanki artık herkes antibiyotik kullansın, bütün okula antibiyotik verelim. Böyle bir durum değil. Sadece yakın temaslılara ve bu hastayla ilgilenen doktor ve hemşirelere yakın temaslı kişilere bu antibiyotiği öneriyoruz. Asıl bunun koruyucu kısmı aşılar.' </p><p>'Salgın olmadığı için daha önce aşı olanların tekrar olmasına gerek yok' </p><p>Artan panik havasıyla birlikte ailelerin çocuklarına yeniden aşı yaptırma arayışına girmesini de değerlendiren Pişkin, salgın olmayan mevcut durumda bebeklik aşılarını olanların tekrar aşılanmasına gerek olmadığını ifade etti: </p><p>'Bu dönemde tabi böyle menenjit vakaları görüldüğünde hemen bütün halkımızın anne babaların aklına çocuğuma aşı yaptırayım diye sorular geliyor. Bolca sorular karşımıza çıkıyor. Öncelikle salgın durumları dışında herhangi bir salgın sıkıntı olmadığında daha önce bebeklik çağında bu menenjit menigokok aşılarını yaptıranların tekrar aşılarını yaptıranların tekrar aşı olmasına çok gerek yok. Ama eğer bir salgın durumunda ki bizde şu anda salgın yok. Bir salgın durumunda daha önce aşı olanların tek doz hatırlatma dozları yapılabilir. Bunun dışında özellikle adolesan ve ergenlik dönemlerinde özellikle 12-18 yaş grup aralığında çocuklar daha riskli ve bu hastalıklara yakalanma ihtimali daha fazla. Özellikle ergenlerin daha önce aşılanmadıysa aşılanmalarında fayda var.' </p><p>Valilik: 'İkinci bir şüpheli vaka yok' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Öte yandan Zonguldak Valiliği de sürece ilişkin daha önce yaptığı bilgilendirmede, 8 Nisan günü Merkez Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu 8. sınıf öğrencisinin yüksek ateş, bulantı, kusma, baş ağrısı ve bilinç kaybı şikâyetleriyle BEUN Hastanesi'ne başvurduğunu ve akşam saatlerinde menenjit şüphesiyle hastaneye yatırıldığını açıklamıştı. Öğrencinin tedavisi sürerken tedbir amaçlı olarak yakın temaslı öğrenciler, öğretmenler, okul kantini çalışanları ve aile bireylerine yönelik koruyucu tedavi başlatıldığı duyuruldu. Valilik, basına yansıyan haberlerin hassasiyetle takip edildiğini belirterek, 'İkinci bir menenjit şüpheli vaka tespit edilmemiştir' ifadeleriyle kamuoyundaki paniğin yersiz olduğunu vurgulamıştı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Zonguldak, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/tek-bir-vaka-butun-kenti-ayaga-kaldirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:10:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/tek-bir-vaka-butun-kenti-ayaga-kaldirdi.jpg" type="image/jpeg" length="66858"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kişiselleştirilmiş onkoloji tedavisinde kanser genetiğine odaklanarak nokta atışı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/kisisellestirilmis-onkoloji-tedavisinde-kanser-genetigine-odaklanarak-nokta-atisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/kisisellestirilmis-onkoloji-tedavisinde-kanser-genetigine-odaklanarak-nokta-atisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda, metastatik evredeki kanser hastalarında standart kemoterapi ve radyoterapi uygulamalarının yüzde 20-30 bandında kalan sınırlı başarı oranlarının, tıp dünyasını daha derin bir sorgulamaya ittiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, benzer evredeki her hastaya benzer dozların uygulandığı bu dönemin, artık yerini moleküler bir devrime bıraktığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda, metastatik evredeki kanser hastalarında standart kemoterapi ve radyoterapi uygulamalarının yüzde 20-30 bandında kalan sınırlı başarı oranlarının, tıp dünyasını daha derin bir sorgulamaya ittiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, benzer evredeki her hastaya benzer dozların uygulandığı bu dönemin, artık yerini moleküler bir devrime bıraktığını söyledi. </p><p>Geçmişin kısıtlı imkanlarıyla şekillenen geleneksel onkoloji yaklaşımlarının, uzun yıllar boyunca 'tek tip tedavi' anlayışına dayandığını ifade eden Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, 'Günümüzün modern tıbbı, sarsılmaz bir gerçeği temel almaktadır. Nasıl ki her bireyin parmak izi eşsizse, kanser hücrelerinin genetik mimarisi de kişiye özeldir. Artık tümörün sadece dış görünüşüne değil, genetik koduna odaklanıyoruz. Kanser genomunu haritalandırarak; tümörün büyümesine, kontrolsüz çoğalmasına ve metastaz yapmasına neden olan spesifik DNA ve RNA mutasyonlarını en uç noktada tespit edebiliyoruz. Bu teknolojik dönüşüm, karanlıkta yol almaktan çıkıp, her hastanın kendi biyolojik haritasına uygun, hedef odaklı tedavi rotaları oluşturulabilmesine, tedavide nokta atışı yapılabilmesine imkan sağlamaktadır' dedi. </p><p>'Kişiselleştirilmiş onkolojinin kalbinde kanser genetiği yer almaktadır' </p><p>Hastaların her birinin kendi kanser grubunda dahi genetik olarak tedavilerinin farklı olduğunu ifade eden Petekkaya, 'Onkoloji polikliniğe başvuran akciğer, meme, kolon, rektum, safra kesesi ve yolları, pankreas, mide, lenfoma, böbrek, over, rahim, rahim ağzı, melanom, baş-boyun, yumuşak doku, kemik kanserleri hastalarının her birinin kendi kanser grubunda dahi genetik olarak tedavileri farklıdır. Her hasta için ayrı ayrı DNA ve RNA mutasyonlarına sahip ve ayrı ayrı akıllı ilaç, immonoterapi seçenekleri mevcut durumdadır. Kişiselleştirilmiş onkoloji, bu hikayeyi doğru okuma sanatıdır. Bu yaklaşımın kalbinde ise kanser genetiği yer almaktadır' ifadelerini kullandı. </p><p>'Hastanın tümöründen alınan küçük bir örnekle binlerce genetik bölge saniyeler içinde taranabilir' </p><p>Vücuttaki her hücrenin, hayatta kalması ve bölünmesi için gerekli talimatları içeren devasa bir kütüphane gibi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, 'Bu kütüphane bizim DNA'mızdır. Kanser, bu kütüphanedeki bazı hayati kitaplarda 'yazım hataları' (mutasyonlar) oluşmasıyla başlar. Hücreye 'dur' diyen genler bozulduğunda veya 'bölün' diyen genler kontrolden çıktığında tümör oluşumu tetiklenir. Geleneksel onkolojide tümörün sadece dış görünüşüne (mikroskop altındaki haline) ve konumuna bakılırken bugün ise kanserin moleküler kimlik kartına bakıyoruz. Modern onkolojide tedavi süreci artık sadece teşhisle başlamıyor; tümörün genetik haritasının çıkarılmasıyla şekilleniyor. Yeni Nesil Dizileme (NGS) adı verilen ileri teknolojiler sayesinde, hastanın tümöründen alınan küçük bir örnekle binlerce genetik bölge saniyeler içinde taranabilir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Petekkaya, genetik veriler ile klinikte neler yapılacağına ilişkin şu açıklamalarda bulundu: </p><p>'İlk olarak doğru ilacın seçimi, bazı kanser türlerinde, belirli bir genetik mutasyon, örneğin meme kanserinde HER2, kolorektal kanserlerde KRAS/NRAS veya akciğer kanserinde EGFR, ilacın etkili olup olmayacağını belirleyen anahtardır. Eğer o anahtar yoksa, o ilaç vücuda sadece yan etki verir; fayda sağlamaz. Devamında gereksiz kemoterapiden kaçınma, genetik analizler, bazı düşük riskli tümörlerde kemoterapinin hastaya ek bir fayda sağlamayacağını ortaya koyabilir. Bu da hastanın yaşam kalitesini korumak adına devrim niteliğinde bir gelişmedir. Son olarak direnç mekanizmalarını öngörme, kanser hücreleri çok akıllıdır ve zamanla ilaçlara karşı direnç geliştirebilirler. Genetik takip, bu direncin ne zaman ve nasıl oluşacağını öngörmemize yardımcı olur.' </p><p>Hedef odaklı tedavide akıllı ilaçlar ve immünoterapi </p><p>Kişiselleştirilmiş onkolojinin en büyük meyvelerinden birinin akıllı ilaçlar olduğunu, kemoterapinin vücuttaki tüm hızlı bölünen hücrelere (saç kökleri, ağız içi gibi) saldırırken; akıllı ilaçların sadece kanseri tetikleyen o genetik hatayı bulup onu etkisiz hale getirdiğini ifade eden Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, 'Bu, karanlık bir odada etrafı kurşun yağmuruna tutmak yerine, sadece hedefi vuran bir lazer ışığı kullanmaya benzer. Aynı zamanda immünoterapi de genetik verilerden beslenir. Hastanın genetik profili, bağışıklık sisteminin kanseri bir 'yabancı' olarak algılayıp algılamayacağını bize söyler. Eğer genetik yapı uygunsa, hastanın kendi savunma sistemini uyandırarak kanserle savaşması sağlanabilir. Kişiselleştirilmiş onkoloji, sadece son evre hastalar için bir umut değil, erken teşhisten itibaren hayati önem taşıyan bir stratejidir. Şu anda bile, 'Likit Biyopsi' denilen yöntemlerle sadece bir tüp kan vererek vücuttaki en küçük genetik değişimler bile yakalanabilmekte. Sonuç olarak, kanserle savaşta artık karanlıkta yürümüyoruz. Genetik bilimi, her hastanın kendi biyolojik gerçekliğine uygun, en etkili ve en az yan etkili yolu aydınlatıyor. Hastane içerisindeki bilimsel genetik ekip; her hasta, her bireydeki mutasyonları, dünya literatürünü tarayarak, büyük titizlikle tümörü çoğaltan genleri tespit edip buna uygun akıllı ilaçları veya diğer tedavi seçeneklerini kanıta dayalı bir şekilde buluyor ve buna yönelik tedavileri en uygun şekilde Moleküler Tümör Konseyimizin (MTB) kararı sonucunda hastaya uyguluyoruz. Unutmamalıyız ki; en iyi tedavi, hastaya özel olan tedavidir' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/kisisellestirilmis-onkoloji-tedavisinde-kanser-genetigine-odaklanarak-nokta-atisi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 11:34:17 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/kisisellestirilmis-onkoloji-tedavisinde-kanser-genetigine-odaklanarak-nokta-atisi.jpg" type="image/jpeg" length="40907"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erken menopoz kalp krizi riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/erken-menopoz-kalp-krizi-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/erken-menopoz-kalp-krizi-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Menopoz dönemi, kadın sağlığında yalnızca hormonal değil, aynı zamanda kardiyometabolik açıdan da önemli değişimlerin yaşandığı bir geçiş süreci olduğuna vurgu yapan Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Uzmanı Dr. Zeynep Şeyma Turinay Ertop, 'Özellikle 40 yaş öncesinde gelişen prematür menopozun, ilerleyen yıllarda koroner kalp hastalığı riskinde artışla ilişkilidir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz dönemi, kadın sağlığında yalnızca hormonal değil, aynı zamanda kardiyometabolik açıdan da önemli değişimlerin yaşandığı bir geçiş süreci olduğuna vurgu yapan Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Uzmanı Dr. Zeynep Şeyma Turinay Ertop, 'Özellikle 40 yaş öncesinde gelişen prematür menopozun, ilerleyen yıllarda koroner kalp hastalığı riskinde artışla ilişkilidir' dedi. </p><p>Menopoz geçişiyle birlikte vücut yağ dağılımı, kan lipidleri ve damar sağlığında değişiklikler görülebildiğini; bu nedenle bu dönemin kalp-damar riskinin yeniden değerlendirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Medicana International Ankara Hastanesi Menopoz Wellness Komisyonu Kardiyoloji Uzmanı Dr. Zeynep Şeyma Turinay Ertop hormon tedavisinin kalp sağlığına etkisine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: 'Hormon tedavisi kardiyovasküler korunma amacıyla değil, öncelikle menopoz semptomlarının kontrolü amacıyla ve uygun hastalarda düşünülmesi gerekir. Hormon tedavisi, özellikle sıcak basması ve gece terlemesi gibi yakınmaların giderilmesinde etkili bir seçenektir. Ancak her hasta için uygun değildir. Tedavi kararı verilirken hastanın yaşı, menopozdan sonra geçen süre, toplam kalp-damar riski, tromboz öyküsü, geçirilmiş inme ya da kalp krizi varlığı ve diğer eşlik eden hastalıklar birlikte değerlendirilmelidir. Düşük kardiyovasküler risk grubunda ve menopozun erken döneminde olan uygun hastalarda tedavi daha güvenli bir çerçevede planlanabilirken, yüksek riskli hastalarda yaklaşım çok daha dikkatli olmalıdır.' </p><p>Asıl yaklaşım herkese aynı testi yapmak değil, riski doğru belirlemek </p><p>Menopoz dönemindeki kadınlarda kalp sağlığının değerlendirilmesinde 'herkese aynı test' yaklaşımının doğru olmadığını belirten Dr. Zeynep Şeyma Turinay Ertop sözlerine şöyle devam etti: </p><p>'İlk basamakta kan basıncı, lipid profili, kan şekeri, kilo, bel çevresi, sigara durumu, aile öyküsü ve gebelik/menopoz öyküsü gibi temel verilerle toplam risk belirlenmeli. Asemptomatik her kadına rutin olarak efor testi, EKG, ekokardiyografi, karotis Doppler ya da koroner BT anjiyografi yapılması bilimsel olarak doğru bir yaklaşım değildir. Bu testler; şikâyet, muayene bulgusu, bilinen hastalık ya da orta-yüksek riskli seçilmiş hasta gruplarında klinik gerekliliğe göre planlanmalıdır. Amaç, gereksiz tetkik yapmak değil; doğru hastada doğru incelemeyi seçmektir.' </p><p>'Menopoz, kalp sağlığını yeniden ele almak için bir fırsattır' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Menopoz yakınmaları başlayan veya adet düzensizliği gelişen kadınların yalnızca jinekolojik açıdan değil, kardiyovasküler açıdan da bütüncül değerlendirilmesinin önemli olduğunu belirten Dr. Zeynep Şeyma Turinay Ertop sözlerine şöyle tamamladı: 'Bu dönemde hedef korkutmak değil, farkındalık oluşturmaktır. Menopoz; tansiyon, kolesterol, kan şekeri, kilo yönetimi, egzersiz düzeyi ve yaşam tarzı alışkanlıklarının yeniden gözden geçirilmesi için önemli bir fırsattır. Özellikle erken menopoz öyküsü olan kadınlarda bu değerlendirme daha da önem kazanır. Düzenli takip, risk faktörlerinin erken saptanması ve kişiselleştirilmiş koruyucu yaklaşım sayesinde kadınlar menopoz dönemini daha sağlıklı ve daha güvenli şekilde geçirebilir.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/erken-menopoz-kalp-krizi-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 11:03:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/erken-menopoz-kalp-krizi-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="52499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siverek'te 5 ton bozuk ürün imha edildi]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/siverekte-5-ton-bozuk-urun-imha-edildi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/siverekte-5-ton-bozuk-urun-imha-edildi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde zabıta ekiplerinin denetimlerinde tarihi geçmiş yaklaşık 5 ton ürün ele geçirilerek imha edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde zabıta ekiplerinin denetimlerinde tarihi geçmiş yaklaşık 5 ton ürün ele geçirilerek imha edildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Siverek Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde faaliyet gösteren iş yerlerinde yaptığı kontrollerde; miadı dolmuş yiyecek, içecek, temizlik ürünleri ve çeşitli malzemeleri tespit etti. Halk sağlığını tehdit eden ürünlere el konulurken, toplanan malzemeler tutanak altına alınarak Siverek çöplüğünde imha edildi. </p><p>Konuya ilişkin açıklama yapan Zabıta Komiseri Kadir Murat Ölçen, denetimlerin aralıksız sürdüğünü belirterek, 'Yaptığımız denetimlerde yaklaşık 5 ton son kullanma tarihi geçmiş ürün ele geçirdik ve imha ettik. Halkımızın sağlığını tehdit eden unsurlara karşı mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir' dedi. </p><p>Zabıta ekiplerinin, vatandaş sağlığını korumaya yönelik denetimlerini artırarak sürdüreceği bildirildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/siverekte-5-ton-bozuk-urun-imha-edildi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:20:52 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/siverekte-5-ton-bozuk-urun-imha-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="67330"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van'da 25 dakika kalbi duran hasta bypass ameliyatıyla kurtarıldı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/vanda-25-dakika-kalbi-duran-hasta-bypass-ameliyatiyla-kurtarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/vanda-25-dakika-kalbi-duran-hasta-bypass-ameliyatiyla-kurtarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van'ın Erciş ilçesinde göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede kalbi duran ve 25 dakika süren kalp masajıyla hayata döndürülen 58 yaşındaki Harbi Dağlarer, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan riskli bypass ameliyatıyla sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van'ın Erciş ilçesinde göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede kalbi duran ve 25 dakika süren kalp masajıyla hayata döndürülen 58 yaşındaki Harbi Dağlarer, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan riskli bypass ameliyatıyla sağlığına kavuştu. </p><p>Erciş ilçesinde yaşayan 5 çocuk babası Harbi Dağlarer (58), göğüs ağrısı şikayetiyle gittiği sağlık merkezinde anjiyo işlemi sırasında 'kardiyak arrest' (kalp durması) yaşadı. Yaklaşık 25 dakika boyunca kalp masajı yapılan Dağlarer, müdahalenin ardından kalbinin yeniden çalıştırılmasıyla acil bypass ameliyatı için Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Merkezine sevk edildi. </p><p>5 gün komada kaldı </p><p>Hastaneye getirildiğinde bilinci kapalı ve koma halinde olan hasta, 5 gün boyunca yoğun bakım ünitesinde takip edildi. Düşük kalp kasılma oranı nedeniyle yüksek riskli görülen operasyonda, hastanın 4 damarına bypass, 2 damarına ise endarterektomi işlemi uygulandı. Ameliyat sonrası hızla toparlanarak aynı gün solunum cihazından ayrılan ve ikinci gün servise alınan hasta, taburculuk aşamasına geldi. </p><p>'25 dakika boyunca kalp masajı uygulandı' </p><p>Konuya ilişkin konuşan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tahir Olgaç, hastanın durumunun oldukça kritik olduğunu belirtti. Hastanın komadan çıkıp bilinci yerine geldikten sonra ameliyat kararı aldıklarını ifade eden Op. Dr. Olgaç, 'Göğüs ağrısı şikayetiyle dış bir merkeze başvuran hastaya acil koroner anjiyografi yapıldı. İşlem esnasında 'kardiyak arrest' olarak adlandırılan kalp durması gerçekleşen hastaya, yaklaşık 25 dakika boyunca kalp masajı uygulandı. Müdahalenin ardından kalbi yeniden çalıştırılan hasta, acil bypass ameliyatı ihtiyacı nedeniyle merkezimize sevk edildi. Merkezimize getirildiğinde bilinci kapalı ve koma halinde olan hasta, yaklaşık 5 gün boyunca yoğun bakım ünitesinde takip edildi. Komadan çıkıp bilinci yerine geldikten sonra hastamız için ameliyat kararı alındı. Bu süreçte hastayı psikolojik olarak operasyona hazırlamaya başladık. Kalp kasılma oranı normal bir bireyde yüzde 55-60 civarındayken, hastamızda bu oran yüzde 25-30 seviyelerindeydi. Bu durum, ameliyatı bizim açımızdan oldukça yüksek riskli bir kategoriye taşıyordu' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tüm riskleri göze alarak gerçekleştirilen operasyonda 4 damar bypass ameliyatı yapıldığını dile getiren Olgaç, 'Ayrıca 2 damarına da endarterektomi işlemi uygulandı. Başarıyla sonuçlanan ameliyatın ardından yoğun bakıma alınan hasta, aynı gün uyandırılarak solunum cihazından ayrıldı. Yoğun bakımdaki ikinci gününde servise çıkarılan hastamız, bugün itibarıyla taburculuk seviyesine gelmiş bulunmaktadır' diye konuştu. </p><p>'Kendi mezarımı gördüğümü hatırlıyorum' </p><p>Yaşadığı süreci 'Öbür dünyaya gidip gelmek' olarak nitelendiren Harbi Dağlarer ise operasyonu gerçekleştiren ekibe teşekkür etti. Dağlarer, 'Tahir Olgaç hocamıza çok teşekkür ederim, beni Allah'ın izniyle kurtardı. Kalbim durduğu anları, hatta kendi mezarımı dahi hatırlıyorum. O an sanki mezarlığa doğru gidiyordum ve kendi mezarımı gördüm. Çok şükür şu an iyiyim' şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Van</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/vanda-25-dakika-kalbi-duran-hasta-bypass-ameliyatiyla-kurtarildi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 13:40:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/vanda-25-dakika-kalbi-duran-hasta-bypass-ameliyatiyla-kurtarildi.jpg" type="image/jpeg" length="89623"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 'Açlığı taklit eden diyetle hücresel yenilenme mümkün olabilir' açıklaması]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/uzmanindan-acligi-taklit-eden-diyetle-hucresel-yenilenme-mumkun-olabilir-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/uzmanindan-acligi-taklit-eden-diyetle-hucresel-yenilenme-mumkun-olabilir-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, 'Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda 'kıtlık varmış' sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, 'Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda 'kıtlık varmış' sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir' dedi. </p><p>'Açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikliyor' </p><p>Beslenme biliminin, son on yılda kabuk değiştirdiğini belirten Erden, 'Beslenme bilimi artık yalnızca ne yediğimizle değil, yemediğimiz anlarda vücudumuzda neler olduğuyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Odak noktamız sadece tartıdaki rakamlar değil, DNA hasarının onarımı, mitokondriyal verimlilik ve hücresel düzeyde sağlığın sürdürülebilirliği. 'Fasting Mimicking Diet' adı verilen FMD diyeti de açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikleyen 5 günlük bir program' diye konuştu. </p><p>'Hücreye 'büyümeyi durdur, onarıma geç' talimatı verir' </p><p>Vücudumuzun, evrimsel süreç boyunca bolluk ve kıtlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde programlandığına dikkat çeken Erden, 'Ancak modern dünyadaki kesintisiz kalori alımı, vücudun hayatta kalma mekanizmalarını pasifize etmektedir. Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda 'kıtlık varmış' sinyali göndererek belirli makro besin dengelerine dayalı bir protokoldür. Besin alımının kontrollü kısıtlanmasıyla birlikte vücutta insülin ve IGF-1 seviyeleri düşer. Bu düşüş, hücreye 'büyümeyi durdur, onarıma geç' talimatı verir. Aynı zamanda vücut, birincil yakıtı olan glikozdan, yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu oluşan keton cisimciklerine geçiş yapar' ifadelerini kullandı. </p><p>'Hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar' </p><p>Otofaji sürecine dikkat çeken Erden, 'FMD'nin kalbinde yatan en kritik süreç otofajidir. Kelime anlamıyla 'kendi kendini yeme' olan bu mekanizma, hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar, periyodik FMD uygulamalarının bu temizlik sürecini tetikleyerek enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir' dedi. </p><p>'Harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Klinik sonuçlara değinen Erden, 'İnsanlar üzerinde yapılan klinik denemelerde, ayda bir kez uygulanan FMD protokolünün bel çevresinde azalma, kan basıncında iyileşme ve sistemik enflamasyon göstergelerinde düşüş sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak bu yaklaşım bir harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir' diye konuştu. </p><p>'Bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere yol açabilir' </p><p>Risklere dikkat çeken Erden, 'Bu tür kısıtlayıcı protokollerin bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere ve özellikle bazı kronik hastalıklarda ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Tip 1 diyabet, ileri böbrek yetmezliği veya yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerde bu protokoller hayati tehlike oluşturabilir. Dolayısıyla kalori kısıtlamasıyla hücresel yenilenmenin mümkün olup olmadığı sorusunun yanıtı bilimsel olarak şartlı bir evettir. FMD, doğru metabolik profile sahip bireylerde, uzman gözetiminde ve belirli periyotlarla uygulandığında fayda sağlayabilir' dedi. </p><p>Sürdürülebilirliğe vurgu yapan Erden, 'Beslenme biliminin temel taşı sürdürülebilirliktir. Beş günlük bir disiplin, yılın geri kalanındaki kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemez. Gerçek hücresel sağlık, kısa vadeli müdahaleler ile uzun vadeli dengeli beslenme alışkanlıklarının birlikte yürütülmesiyle mümkündür' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Eskišehir</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/uzmanindan-acligi-taklit-eden-diyetle-hucresel-yenilenme-mumkun-olabilir-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 12:39:18 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/uzmanindan-acligi-taklit-eden-diyetle-hucresel-yenilenme-mumkun-olabilir-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" length="45076"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: 'Az konuşacağız çok icraat yapacağız']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/istanbul-tabip-odasi-baskan-adayi-dr-uzun-az-konusacagiz-cok-icraat-yapacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/istanbul-tabip-odasi-baskan-adayi-dr-uzun-az-konusacagiz-cok-icraat-yapacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Tabip Odası'nın 19 Nisan'da gerçekleşecek seçimi öncesi konuşan Başkan Adayı Uzm. Dr. Nedim Uzun, 'Dünyanın en büyük tabip odalarından birisi, meslektaşlarımızı kucaklayan bir meslek kuruluşu haline getirmek için yola çıktık. Az konuşacağız çok icraat yapacağımız bir yönetim anlayışıyla kazanırsak mücadelemizi devam ettireceğiz' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Tabip Odası'nın 19 Nisan'da gerçekleşecek seçimi öncesi konuşan Başkan Adayı Uzm. Dr. Nedim Uzun, 'Dünyanın en büyük tabip odalarından birisi, meslektaşlarımızı kucaklayan bir meslek kuruluşu haline getirmek için yola çıktık. Az konuşacağız çok icraat yapacağımız bir yönetim anlayışıyla kazanırsak mücadelemizi devam ettireceğiz' dedi. </p><p>İstanbul Tabip Odası'nın 19 Nisan'da Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde gerçekleştirilecek olan seçimi öncesi Değişim Grubu adına Başkan Adayı olan Acil Tıp Uzmanı Dr. Nedim Uzun açıklamalarda bulundu. 'İstanbul Tabip Odası dünyanın en büyük tabip odalarından birisi' diyerek sözlerine başlayan Acil Tıp Uzmanı Dr. Nedim Uzun, 'Biz de Değişim Grubu olarak İTO'yu tüm meslektaşlarımızı kucaklayan, hekim kimliği adı altında bir araya getirebileceğimiz bir oda, meslek kuruluşu haline getirmek için yola çıktık. İstanbul Tabip Odası'nın mevcut durumunu tespit etmemiz lazım. Meslektaşlarımızın yıllar içerisinde biriken birçok sorunu var' dedi. </p><p>'Az konuşacağız çok icraat yapacağız' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hekimlerin görüşlerini alarak yapılan çalışmaları bu şekilde şekillendirmeyi hedeflediklerini aktaran Uzm. Dr. Uzun, iş birliğine önem veren bir yönetim anlayışıyla hareket edeceklerini aktardı. Uzm. Dr. Uzun, 'Meslektaşlarımızın psikolojik, sosyal açıdan iyi olmalarını sağlayacak bir mücadele vereceğiz. Seçimi kazanırsak asıl iş kazandıktan sonra başlayacak, en genç aday benim. Genç meslektaşlarımızla yorulmadan koşmaya devam edeceğiz. Meslektaşlarımızın tüm sorunlarını 13 başlıkta ve alt başlıklarda ele aldık ve hazırladık. Yönetime geldiğimizde öncelik sıralamasına göre bu sorunların çözümüyle ilgili mücadelemizi vermeyi planlayacağız. Biz az konuşacağız çok icraat yapacağımız bir yönetim anlayışıyla kazanırsak mücadelemizi devam ettireceğiz. Tabip Odası'nın, meslek kuruluşumuzun meslektaşlarımızın hayatına dokunan, somut, sonuç alan icraatlarla bundan sonra gündeme gelmesi gerekiyor, kazanırsak bunu vaad ediyoruz' şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/istanbul-tabip-odasi-baskan-adayi-dr-uzun-az-konusacagiz-cok-icraat-yapacagiz</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:21:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/istanbul-tabip-odasi-baskan-adayi-dr-uzun-az-konusacagiz-cok-icraat-yapacagiz.jpg" type="image/jpeg" length="20619"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar aylarında cildinizi sosyal medyaya emanet etmeyin]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/bahar-aylarinda-cildinizi-sosyal-medyaya-emanet-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/bahar-aylarinda-cildinizi-sosyal-medyaya-emanet-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, ilkbahara girerken vatandaşların sosyal medya üzerinden popüler olan uygulamalara aldanmaması gerektiğini söyleyerek, 'Sosyal medyada görülen uygulamaların her cilt ve hasta için uygun olmadığını bilmek gerekiyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, ilkbahara girerken vatandaşların sosyal medya üzerinden popüler olan uygulamalara aldanmaması gerektiğini söyleyerek, 'Sosyal medyada görülen uygulamaların her cilt ve hasta için uygun olmadığını bilmek gerekiyor' dedi. </p><p>Kıştan çıkarken cilt kusurlarının daha belirgin hale geldiğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, 'Artık kış mevsiminin yavaş yavaş kendini bahara ve devamında yaz mevsimine bırakmasıyla birlikte ciltte meydana gelen belli değişiklikler var. Kıştan çıkarken cildimizde özellikle gözenekli görüntü, lekelerin daha belirgin hale gelmesi, matlaşma, bulanık görüntü gibi cilt rahatsızlıkları, cilt ton eşitsizlikleri, renk tonu eşitsizlikleri gibi belirtiler daha belirgin hale gelmektedir. Özellikle kış mevsiminden çıkarken. Dolayısıyla hastalarımızın yaza girerken ciltlerini, derilerini, deri kalitelerini toparlamak yönünde belli talepleri olur bizden. Tabi ki bu döneme girmemiz ile birlikte yazın yapabileceğimiz uygulamalarda biz iyileşme süresinin uzun olduğu yahut ağır cilt soyucu tedavileri ağır tedavileri tercih etmiyoruz. Çünkü güneşin daha dik açı ile gelmesiyle birlikte bu uygulamalarla komplikasyon riskimiz artmaktadır. Neler yapabiliriz? Özellikle bu bahar döneminde yaza geçiş döneminde cildimizi hazırlamak için diye soracak olursak, bu dönemde özellikle kimyasal peelingler derin değil, hafif peeling, hafif soyucu işlemleri kullanabiliriz. Yine nem aşıları gibi uygulamaları rahatlıkla kullanabiliyoruz. Leke mezoterapileri dediğimiz özellikle görünen derin ve yüzey tabakalarındaki lekelenmelere yönelik mezoterapi işlemlerimizi yapabiliriz. Yine botoks uygulamalarını rahatlıkla bu mevsimde yaza geçiş aşaması da kullanabiliriz. Cilt tipine göre yine medikal cilt bakımlarını kullanabiliriz. Akneli ciltlerde yine rozalı ciltlerde özelliğine göre bakım rutininde hastalarımızın kullandığı ürünleri değiştirmekle birlikte bunları da yine kullanabiliriz' dedi. </p><p>Dr. Yücel, bahar ve yaz aylarına girerken özellikle güneş kreminin kullanılmasının önemli olduğunu söyleyerek, 'Tabi ki bu yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte işlemlerimizi yapabiliyoruz ama hastalarımızdan da talep ettiğimiz şeyler oluyor. Bunlar ne olabilir? Özellikle güneş kremini çok sık ve etkili şekilde kullanımını mutlaka öneriyoruz. Çünkü her yaptığımız işlem cildimizi birazcık daha hassas hale getirdiği için güneş ışınlarından komplikasyonlardan korunmamız için mutlaka SPF 30 yada 50 güneş kremlerini gün içerisinde 2-3 kere yenileyecek şekilde kullanmamız şart. Hatta tatil dönemlerinde tatilde gidilen dönemlerde de mutlaka şapka ve güneşi şeffaf şekilde geçirmeyen kıyafetlerle yani fiziksel bariyer dediğimiz kıyafetlerle de destekleyerek istenmeyen ultraviyole ışınlarının istenmeyen yan etkilerinden de kurtulmayı planlıyoruz. Bunlar da bizim hastalarımızdan talep işlemler oluyor' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Sosyal medya yöntemleri her cilde uygun olmayabilir' </p><p>Dr. Muhammed Burak Yücel, sosyal medyada popüler olarak görülen uygulamaların her hastaya ve cilde uygun olmadığını söyleyerek, 'Belki bir diğer dikkat edeceğimiz nokta her işlemi sosyal medyada özellikle şu an popüler olan her işlemin her hastaya uygun olmadığını bilmek ve bunu mutlaka ehil ellerde dermatoloji uzmanların da mutlaka hastaların beklentilerini ve cilt özelliklerini, deri özelliklerini de bir araya getirerek yapabileceğimiz optimum şeyleri mutlaka doktor kontrolünde yapmak. Çünkü internette bazı görülen sosyal medyada popüler olan hemen sonuç aldığımız önce-sonra fotoğrafları arasında bizim ne yapıldığını bilmediğimiz ama mükemmel sonuç alınan işlemlerin bir o kadar da komplikasyon oranının arttığını bilmekte fayda var. Çünkü bizim için önemli olan Sürdürülebilir ve uzun süreli iyilik halleridir. Hemen yapılan işlemlerde bizim de sonuç alabildiğimiz uygulamalar olabilir. Ancak uzun dönemde 2 ay sonra 3 ay sonra tekrar kış aylarında yeniden girdiğimizde aynı sorunla örnek veriyorum leke tedavisi yapıldıysa o lekenin çok daha artmış ve nüksetmiş bir biçimde yahut roza hastalarında yahut akne hastalarında çok daha komplike ve nüksetmiş bir şekilde hastalar bize geri geldiği zaman bundan ne hasta hoşnut olacaktır ne hekimin istediği bir sonuç olacaktır. Önemli olan uzun süreli sürdürülebilir iyilik halidir sağlık uygulamalarında, dermokozmetik uygulamalarında. Dolayısıyla sosyal medyada popüler olan her işlemin her hasta grubu için uygun olmadığını bilmek çok önemli. Mutlaka doktor kontrolünde cildin ihtiyacına göre, ihtiyaçlarına göre uygun her iki tarafında hastanın ve hekimin beklentilerini karşılayacak şekilde bir planlama yaparak uzun süreli iyilik halini sürdürmek ve yaz dönemini geçirerek tekrardan sonbahar döneminde cildimiz hazırlamak önemlidir diyebiliriz' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kayseri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/bahar-aylarinda-cildinizi-sosyal-medyaya-emanet-etmeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:57:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/bahar-aylarinda-cildinizi-sosyal-medyaya-emanet-etmeyin.jpg" type="image/jpeg" length="87363"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2 kişiden alınan karaciğerle yaşama tutundu: 'Dünyada çok nadiren yapılıyor']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/2-kisiden-alinan-karacigerle-yasama-tutundu-dunyada-cok-nadiren-yapiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/2-kisiden-alinan-karacigerle-yasama-tutundu-dunyada-cok-nadiren-yapiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaciğer yetmezliği bulunan ve yaklaşık 120 kilo olan 53 yaşında İbrahim Çay, kardeşi ve kuzeninden alınan karaciğerle yaşama tutundu. Çay, 'Tek kişinin karaciğeri yetmedi. Halamın oğlu ve kardeşimden alınarak nakledildi. Organ bağışında herkesin biraz dikkat etmesi gerekiyor, yeniden hayata döndüm' derken yaklaşık 17 saatlik operasyonu ekibiyle birlikte gerçekleştiren Prof. Dr. Deniz Balcı, 'Yaklaşık 120 kilo olan hastamızın tek bir vericiden nakil olması mümkün olmadı. 2 ayrı kişiden tamamladık, organ bağışı olsaydı buna gerek olmazdı. Bu prosedürler dünyada çok nadiren yapılıyor. Bu şekilde ağır bir hastada ilk defa gerçekleştirdik. Ameliyat yaklaşık 16-17 saat kadar sürdü diyebilirim. Çift kanat takılmış gibi hızlıca iyileşti. Toplumuza organ bağışının önemini tekrar hatırlatıyorum' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer yetmezliği bulunan ve yaklaşık 120 kilo olan 53 yaşında İbrahim Çay, kardeşi ve kuzeninden alınan karaciğerle yaşama tutundu. Çay, 'Tek kişinin karaciğeri yetmedi. Halamın oğlu ve kardeşimden alınarak nakledildi. Organ bağışında herkesin biraz dikkat etmesi gerekiyor, yeniden hayata döndüm' derken yaklaşık 17 saatlik operasyonu ekibiyle birlikte gerçekleştiren Prof. Dr. Deniz Balcı, 'Yaklaşık 120 kilo olan hastamızın tek bir vericiden nakil olması mümkün olmadı. 2 ayrı kişiden tamamladık, organ bağışı olsaydı buna gerek olmazdı. Bu prosedürler dünyada çok nadiren yapılıyor. Bu şekilde ağır bir hastada ilk defa gerçekleştirdik. Ameliyat yaklaşık 16-17 saat kadar sürdü diyebilirim. Çift kanat takılmış gibi hızlıca iyileşti. Toplumuza organ bağışının önemini tekrar hatırlatıyorum' dedi. </p><p>Ankara'da yaşayan 53 yaşında İbrahim Çay, bir süre önce hissettiği rahatsızlıklar üzerine doktora gitti. Yapılan tetkiklerde karaciğerinde problem olduğu öğrenilen Çay için tedaviye başlandı ancak bir süre sonra nakil gerekliliği ortaya çıktı. Medical Park Göztepe Hastanesi Organ Nakli Direktörü Prof. Dr. Deniz Balcı ve ekibi süreç hakkında aileye bilgi verirken Çay, Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi'ne de alındı. Bir yandan canlı verici arayışına girilirken kardeşi Mustafa Çay'ın yapılan incelemelerin ardından uyumlu olduğu belirlendi ancak alınacak karaciğerin ağabeyinin kilosu ve durumunun ağırlığı nedeniyle yeterli olmayacağı ifade edildi. Bunun üzerine hastanın kuzeni 38 yaşındaki Ömür Kepenek'e de tahliller yapıldı ve verici olabileceği belirlendi. Hazırlıkların tamamlanmasının ardından 2 kardeş ve kuzen 17 Şubat'ta ameliyat edildi. Yaklaşık 17 saat süren operasyon başarıyla tamamlanırken hem aile hem ekip büyük mutluluk yaşadı. Prof. Dr. Deniz Balcı, bu tür tedavilerin nadir olduğunu aktarırken sürece ilişkin bilgi verdi. 2 kardeş ve kuzenleri ise yaşadıklarını anlattı. </p><p>'Yeniden hayata döndüm, çok zor bir süreçti' </p><p>Yaşadığı zorlu süreci anlatan 53 yaşında İbrahim Çay, 'Midemde yanma ile hastaneye gittiğimde midem değil karaciğerimden rahatsız olduğum tespit edildi. 4 aylık çeşitli tedaviler gördüm, tedavilere cevap vermeyince nakil kararı verildi. Ailemde de donör bir tek kardeşim vardı, onun karaciğeri de yetmedi. Durumum gitgide ağırlaşmaya başladı, Deniz Hocam ile görüşmelerimiz devam ediyordu. Halamın oğlu ve kardeşimden her ikisinden karaciğer alınarak bana nakledildi. Tek kişinin; sadece kardeşiminki yetmedi. Yeten tek kişiyi de bulamadık, hocam 'Farklı bir teknik uygulayacağız' dedi. Ameliyat şubat ayının 17'sinde oldu, şu ana kadar bir sıkıntım yok. Organ bağışı konusunda herkesin biraz dikkat etmesi gerekiyor. Karaciğer, kendini yenileyen bir organ. Bu eziyeti gördükten sonra oğlum, ailem bile organlarını bağışladı. Şu an mutluyum, yeniden hayata döndüm, çok zor bir süreçti. O ameliyattan çıkıp kendinize geldiğinizde yeniden bir yaşam' dedi. </p><p>'Yaklaşık 120 kiloydu, tek bir vericiden nakil mümkün olmadı' </p><p>'Hastamızda ileri dönem karaciğer yetmezliği vardı, karaciğer naklinin artık gerekli olduğunu söyledik' diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Deniz Balcı, 'Organ nakli listesine kendisini yazacağımızı ama ülkemizde ne yazık ki organ bağışı yeterli olmadığı için de bir canlı vericili karaciğer naklinin gündeme gelmesi gerektiğini söyledik. Geçen süre zarfında verici adayları açısından görüşmeler yaptı ama hastalığı da ilerdi. O kadar ilerledi ki bir haber aldık, hastamız başka bir şehirde çok ağır durumda, yoğun bakımda yatıyor. Oradaki ekip bizimle temasa geçti, merkezimize bir an önce transfer edilmesini sağladık. Acil kötüleşme tablosu içerisinde olduğunu böbrek fonksiyonlarının da bozulduğunu sadece karaciğer yetmezliği değil aynı zamanda da diyaliz tedavisi ihtiyacı olduğunu ve yoğun bakım destek tedavisi alması gerektiğini söyledik. Yaklaşık 120 kilo olan hastamızın tek bir canlı vericiden karaciğer nakil olması mümkün olmadı. 2 canlı vericiden karaciğer nakli; 2 lobun birden alıcıya transferi şeklinde ameliyat planlaması gerçekleştirdik. Karaciğer naklinde en önemli parametre; hastanın kilosu, ikinci de karaciğer yetmezliğinin derecesi' dedi. </p><p>'Dünyada çok nadiren yapılıyor, bu şekilde ağır bir hastada ilk defa gerçekleştirdik' </p><p>'Organ bağışından karaciğer gelmeyince 2 ayrı kişiden alarak karaciğeri tamamladık' diyen Prof. Dr. Balcı sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bu prosedürler dünyada çok nadiren yapılıyor. Bu şekilde ağır bir hastada biz de ilk defa gerçekleştirdik. Hem kardeşi hem kuzeni gönüllü oldular. Bir tanesinden karaciğerin sağ lobunu bir tanesinden sol lobunu alarak gerçekleştirdik. Yaklaşık 16-17 saat kadar sürdü diyebilirim, 8 kişilik bir cerrahi ekip tarafından rotasyonla yapılmış bir ameliyat. Yoğun bakım ekibinin günlerce süren mesaisiyle ameliyatı atlattı. Artık kontrollerde her 2 karaciğerin birbiriyle uyumlu çalıştığını görüyoruz. Adeta çift kanat takılmış gibi hızlıca iyileşti. Vericiler, 1 hafta içinde ikisi de taburcu oldu, sağlıklılar. Bu ameliyatı niçin yapıyoruz; kilosu çok fazla ve karaciğer yetmezliği çok ağır olan hastalar için, şayet organ bağışı olsaydı gerek olmazdı. Tüm toplumuza organ bağışının önemini tekrar hatırlatıyorum. Öyle bir konu ki ihtiyaç olduğunda ateş düştüğü yeri yakıyor ve hastalar için hayat kurtarıcı bir tedavi' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Halamızın oğlu ile 2 kişi donör olarak nakil gerçekleşti' </p><p>Ağabeyine donör olan 47 yaşındaki Mustafa Çay, 'Ağabeyimin mide ağrısıyla devam edip daha sonra 4 aylık bir süreçte karaciğer sirozu olduğu ve nakil olması gerektiği söylendi. Bunun üzerine arayışlarımız oldu, kan grubum tutuyordu. Bendeki karaciğer yetmeyince halamızın oğlu ile beraber 2 kişi donör olarak nakil gerçekleşti. Şu an bir sıkıntımız yok. Bir can kurtarmak; bunun vermiş olduğu mutluluklar çekilen acıları bastırıyor. Toplumun organ nakli konusunda duyarlı olmalı, özellikle kadavra konusunda çok zayıf kalıyoruz. Çok bekleyen hastalarımız var' şeklinde konuştu. </p><p>'Duymamıştım, uygulamalı olarak öğrenmiş olduk' </p><p>Durumu öğrenince uyumlu olup olmadığını öğrenmek üzere tahlili yaptırmak istediğini söyleyen 38 yaşındaki Ömür Kepenek, 'İbrahim ağabeyin rahatsızlığını duyduk. Aile arasında organ arayışına girdik, kontrole girdim, donör olabileceğim söylendi. Nihayetinde 2 kişiden bir kişiye nakil gerçekleşti. 3'ümüz de şu an çok şükür, daha iyiyiz. Tek kişiden yetmiyordu, İbrahim ağabeyin kardeşi Mustafa ağabey ile birlikte ikimizin karaciğerinden nakil yaptılar. Organ nakli için tereddüt etmeyelim derim. Daha duyarlı olmakta fayda var. Duymamıştım, 3 kişinin nakil olduğunu uygulamalı olarak öğrenmiş olduk' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/2-kisiden-alinan-karacigerle-yasama-tutundu-dunyada-cok-nadiren-yapiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:10:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/2-kisiden-alinan-karacigerle-yasama-tutundu-dunyada-cok-nadiren-yapiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="90448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: 'Sıkılabilen çocuklar geleceği kurtaracak']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/uzmanindan-uyari-sikilabilen-cocuklar-gelecegi-kurtaracak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/uzmanindan-uyari-sikilabilen-cocuklar-gelecegi-kurtaracak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikolog Doğancan Dursun, dijital dünyanın çocuk gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, ebeveynleri 'dijital bakıcılar' konusunda uyardı. Dursun, aşırı dijitalleşmenin çocukların beyin gelişimini olumsuz etkilediğini belirterek, 'Sıkılabilen çocuklar bu çağda avantajlı olacak' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikolog Doğancan Dursun, dijital dünyanın çocuk gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, ebeveynleri 'dijital bakıcılar' konusunda uyardı. Dursun, aşırı dijitalleşmenin çocukların beyin gelişimini olumsuz etkilediğini belirterek, 'Sıkılabilen çocuklar bu çağda avantajlı olacak' dedi. </p><p>Acıbadem Kent Hastanesi'nden Klinik Psikolog Doğancan Dursun dünyanın her geçen gün daha hızlı bir tempoya sürüklendiğini, bu hızın çocukların gelişim sürecinde 'gürültü etkisi' oluşturduğunu söyledi. Özellikle kısa ve hızlı içeriklerin yer aldığı 'reels' videolarının çocukları yoğun bir uyaran bombardımanına maruz bıraktığını kaydeden Dursun, bunun dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu (DEHB), dürtü kontrol sorunları ve çeşitli bağımlılık risklerini artırabileceğini vurguladı. </p><p>'Tablet karşısında yemek yedirmeyin' </p><p>İnsan beyninin anne karnından itibaren gelişmeye başlayan ve doğum sonrası ilk yıllarda en hızlı dönemini yaşayan kümülatif bir sistem olduğunu belirten Dursun, bakım verenle kurulan tutarlı bağın beyin gelişimi açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getirdi. Günümüzde bu bağın yerini telefon ve tabletlerin aldığını ifade eden Dursun, 'Tablet ve telefon gibi dijital cihazlarla oyalanan çocuklar aşırı uyarana maruz kalırlar ve ekran karşısında adeta donuklaşırlar. Bu sağlıklı bir durum değildir' diye konuştu. </p><p>Yemek sırasında eline tablet verilen bir çocuğun yediği besinin tadını ve o anın hazzını deneyimleyemediğini kaydeden Dursun, doğal yollarla elde edilmeyen bu hazzın ilerleyen yaşlarda daha fazla tüketim isteği, obezite ve bağımlılıklara yönelik riskleri artırabileceğini belirtti. Dursun, çaba sarf etmeden ulaşılan 'aşırı dopaminin' beynin ön bölgesinde duyarsızlaşmaya yol açabileceğini ifade etti. </p><p>'Anne canım sıkıldı' sözü yeniden gündemde </p><p>Çocukların sıkılmasına izin verilmesi gerektiğini vurgulayan Dursun, geçmişte sıkça duyulan 'Anne canım sıkıldı' sözünün bugün bilimsel araştırmalarla desteklendiğini söyledi. Sıkılmanın üretkenliği, içsel motivasyonu ve odaklanmayı artıran önemli bir eşik olduğunu belirten Dursun, hazırlanmış bir çevrede kum, çamur ve sokak oyunları gibi doğal etkinliklerin çocuk gelişimine katkı sağladığını ifade etti. Haftalık 'ekransız sürelerin' beynin doğal dengesini korumaya yardımcı olacağını dile getirdi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Az oyuncak, çok hayal gücü' </p><p>Güncel araştırmaların, çok fazla oyuncağa sahip çocukların da odaklanma süresinin kısaldığını; daha az oyuncağı olan çocukların ise daha uzun süreli ve geliştirici oyunlar kurabildiğini gösterdiğini belirten Dursun, ebeveynlerin nicelik yerine niteliğe odaklanması gerektiğini söyledi. </p><p>'20 oyuncak kuralı'nın yeterli olabileceğini kaydeden Dursun, '20'den fazla oyuncak çocuğa yarar yerine zarar getirir, doyumsuzluğa yol açar. Her istenen oyuncağın hemen alınmaması ve mahrumiyetin de gelişimin bir parçası olduğunun bilinmesi gerekir' diye konuştu. </p><p>Ailelere öneriler </p><p>Çocuklukta başlayan bağımlılıkların ömür boyu sürebilecek yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Dursun, 'Bugün yavaşlamaya ve çocukların sıkılmasına izin vermeliyiz' dedi ve ebeveynlere, 'Haftada en az 2 gün 'ekransız detoks' uygulayın. Hafta içi sanal oyunlar olmasın. Çocuklarla dijitalden arınmış ortamlarda düzenli ve gerçek iletişim kurun. Takım sporları ve fiziksel aktivite gerektiren sokak oyunlarına yönlendirin' önerilerinde bulundu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Izmir</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/uzmanindan-uyari-sikilabilen-cocuklar-gelecegi-kurtaracak</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:49:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/uzmanindan-uyari-sikilabilen-cocuklar-gelecegi-kurtaracak.jpg" type="image/jpeg" length="54202"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Demirkıran: 'Sağlıklı bir kalp için sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/kardiyoloji-uzmani-demirkiran-saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durmak-buyuk-onem-tasir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/kardiyoloji-uzmani-demirkiran-saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durmak-buyuk-onem-tasir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, 'Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, 'Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Elazığ Medilines Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, kalp sağlığı hakkında açıklamalarda bulundu. Kalp sağlığının genel sağlığın temel taşlarından birisi olduğunu aktaran Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, 'Yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle yaşam tarzımızı sağlıklı alışkanlıklarla şekillendirmek kalp hastalıklarının gelişimini engellemenin en etkili yoludur. Kalp hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi yaşam süresini uzatırken, komplikasyon risklerini de azaltır. Düzenli sağlık kontrolleri ve kardiyolojik muayeneler, potansiyel sorunların zamanında tespit edilmesine imkan tanır. Ayrıca, stres yönetimi ve yeterli uyku alışkanlıkları da kalp sağlığını korumada, önemli faktörler arasında yer alır. Bireylerin kendi sağlık durumlarına dikkat etmeleri ve gerektiğinde uzman hekimlere başvurmaları uzun vadede kalp sağlığını güvence altına alır. Son olarak toplum olarak kalp sağlığını ön planda tutmak ve bilinçlendirme çalışmalarını arttırmak büyük önem taşır. Kamu sağlığı programları ve eğitim seminerleriyle farkındalık oluşturmak kişilerin risk faktörlerini anlamasını ve korucuyu adımlar atmasını sağlar. Her bireyin katkısıyla daha sağlıklı bir toplum inşa etmek mümkündür. Sağlıklı yaşam biçimlerini benimsemek ve kalp sağılığını korumak hem bireysel hem de toplumsak düzeyde sürdürülebilir bir yaşamın anahtarıdır. Kalbinize değer verin, içinde sevdikleriniz var' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/kardiyoloji-uzmani-demirkiran-saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durmak-buyuk-onem-tasir</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:06:11 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/kardiyoloji-uzmani-demirkiran-saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durmak-buyuk-onem-tasir.jpg" type="image/jpeg" length="70069"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserde kişiselleştirilmiş tedavi dönemi]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/kanserde-kisisellestirilmis-tedavi-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/kanserde-kisisellestirilmis-tedavi-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. İlhan Sezgin, kanserle mücadelede genetik biliminin sunduğu yeni imkanlara dikkat çekti. Sezgin, modern tıpta kanserin artık yalnızca görüntüleme ve klasik patoloji ile değil, genetik analizlerle çok daha derinlemesine değerlendirildiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. İlhan Sezgin, kanserle mücadelede genetik biliminin sunduğu yeni imkanlara dikkat çekti. Sezgin, modern tıpta kanserin artık yalnızca görüntüleme ve klasik patoloji ile değil, genetik analizlerle çok daha derinlemesine değerlendirildiğini vurguladı. </p><p>Kanserin temelinde DNA'da meydana gelen mutasyonların yer aldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Genetik Hastalıkları Değerlendirme Merkezi'nden Prof. Dr. Sezgin, bu değişimlerin iki ana grupta incelendiğini ifade ederek, 'Kalıtsal (germline) mutasyonlar anne veya babadan geçerek bireyin tüm hücrelerinde bulunur ve nesilden nesile aktarılabilir. Somatik mutasyonlar ise yaşam boyunca çevresel faktörler veya yaşlanma sonucu oluşur ve yalnızca belirli dokularda görülür' dedi. </p><p>'Her hastanın kanseri farklıdır' </p><p>Kanserin artık tek tip bir hastalık olarak değerlendirilmediğini belirten Sezgin, 'Her kanser hastası moleküler düzeyde kendine özgü bir profile sahiptir. Bu nedenle tedavi yaklaşımı da kişiye özel olmalıdır' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Genetik testler teşhis ve tedavide yol gösteriyor </p><p>Tümörden alınan örneklerle yapılan genetik analizlerin, hastalığın nedenini ortaya koyduğunu ifade eden Sezgin, şu bilgileri paylaştı: </p><p>'Genetik testler sayesinde kanserin moleküler alt tipi belirlenir, erken evrede risk tespiti yapılabilir ve özellikle bazı kan hastalıklarında tanı netleştirilebilir. Ayrıca kişiye özel tarama programları oluşturmak da mümkün hale gelir.' </p><p>Aile öyküsü kritik önemde </p><p>Kanserlerin yaklaşık yüzde 5 ila 10'unun kalıtsal olduğunu hatırlatan Sezgin, aile öyküsünün önemine dikkat çekerek, 'Ailede kanser öyküsü bulunan bireylerde genetik testler, hastalık ortaya çıkmadan riskin belirlenmesini sağlar. Bu sayede erken tarama ve önleyici tedbirler planlanabilir. Aynı zamanda diğer aile bireylerinin de değerlendirilmesine imkan tanır' ifadelerini kullandı. </p><p>Kişiselleştirilmiş tedavi dönemi </p><p>Modern onkolojide artık standart tedavi yaklaşımlarının yerini kişiselleştirilmiş tıbbın aldığını belirten Sezgin, sözlerini şöyle sürdürdü: </p><p>'Günümüzde birçok kanser türünde, belirli genetik mutasyonları hedef alan akıllı ilaçlar kullanılmaktadır. Genetik testler, hangi hastanın hangi tedaviden fayda göreceğini gösteren bir yol haritası sunar. Böylece gereksiz kemoterapilerden kaçınılabilir, en etkili tedaviye hızlıca başlanabilir.' </p><p>Genetik analizlerin, hastalığın agresifliğini, metastaz riskini ve tedaviye yanıtı öngörmede kritik rol oynadığını vurgulayan Sezgin, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi seçiminde de bu testlerin belirleyici olduğunu sözlerine ekledi. Prof. Dr. Sezgin, kanserle mücadelede genetik biliminin sunduğu imkanların her geçen gün geliştiğini belirterek, 'Artık hastalığı değil, hastayı tedavi ediyoruz' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bursa, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/kanserde-kisisellestirilmis-tedavi-donemi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 09:41:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/kanserde-kisisellestirilmis-tedavi-donemi.jpg" type="image/jpeg" length="97843"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Parkinson hastalığında erken teşhis önemli']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/uzmani-uyardi-parkinson-hastaliginda-erken-teshis-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/uzmani-uyardi-parkinson-hastaliginda-erken-teshis-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Songül Bavli, Türkiye'de yaklaşık 150 bin Parkinson hastası bulunduğunu ve her yıl ortalama 10 bin yeni tanı konulduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Songül Bavli, Türkiye'de yaklaşık 150 bin Parkinson hastası bulunduğunu ve her yıl ortalama 10 bin yeni tanı konulduğunu belirtti. </p><p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Songül Bavli, 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. 1817 yılında hastalığı tanımlayan James Parkinson'un doğum günü olan 11 Nisan'ın farkındalık günü olarak kabul edildiğini belirten Bavli, bu günün amacının hastalığın bilinirliğini artırmak ve hastaların yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu ifade etti. Parkinson hastalığının beyinde dopamin üreten hücrelerin kaybı sonucu ortaya çıkan ilerleyici ve kronik bir sinir sistemi hastalığı olduğunu belirten Bavli, alzaymırdan sonra en sık görülen nörodejeneratif hastalık olduğuna dikkat çekti. Türkiye'de yaklaşık 150 bin Parkinson hastası bulunduğunu kaydeden Bavli, her yıl yaklaşık 10 bin kişiye yeni tanı konulduğunu söyledi. </p><p>'Genç yaşlarda ortaya çıkabilir' </p><p>Hastalığın genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde görüldüğünü ancak genç yaşlarda da ortaya çıkabileceğini vurgulayan Bavli, özellikle genetik vakalarda erken yaşta görülme ihtimalinin bulunduğunu dile getirdi. Parkinson'un genellikle genetik olmadığını ifade eden Bavli, vakaların yalnızca yüzde 10-15'inde genetik geçiş bulunduğunu belirtti. </p><p>'Farklı belirtiler görülebiliyor' </p><p>Parkinson'un en temel nedeninin beyindeki dopamin hücrelerinin kaybı olduğunu aktaran Bavli, bu durumun hareketlerde yavaşlama, titreme ve kas sertliği gibi belirtilere yol açtığını söyledi. Bayli, ilerleyen süreçte denge kaybı, konuşma bozuklukları, duygusal değişiklikler ve koku alma problemlerinin de görülebileceğini ifade etti. </p><p>'En yaygın belirtisi titreme' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastalığın en yaygın belirtisinin tek taraflı titreme olduğunu belirten Bavli, her Parkinson hastasında titreme görülmeyebileceğini, hastaların bir kısmının kas sertliği ve hareketlerde yavaşlama şikayetleriyle başvurduğunu kaydetti. Unutkanlık konusuna da değinen Bavli, hastalığın ilerleyen evrelerinde demansa kadar gidebilen sorunların ortaya çıkabileceğini ancak bunun her hastada görülmediğini söyledi. </p><p>'Korunmanın kesin bir yolu yok' </p><p>Parkinson'dan korunmanın kesin bir yolu olmadığını belirten Bavli, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, zihinsel aktivite ve sosyal yaşamın önemine dikkat çekti. Toksik kimyasallardan uzak durulması ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmasının riskleri azaltabileceğini ifade eden Bavli, kahve tüketiminin de kısmen koruyucu olabileceğini dile getirdi. Günümüzde Parkinson'u tamamen iyileştiren bir tedavi bulunmadığını ancak ilaçlar ve ileri tedavi yöntemleriyle hastaların yaşam kalitesinin artırılabildiğini söyleyen Bavli, özellikle düzenli yaşam alışkanlıklarının önemine vurgu yaptı. </p><p>'Moral desteği büyük önem taşıyor' </p><p>Hasta yakınlarının da tedavi sürecinde önemli rol üstlendiğini belirten Bavli, ilaç takibi, beslenme desteği ve moral desteğinin hastalar için büyük önem taşıdığını ifade etti. Parkinson hakkında toplumda yanlış bilinenlere de değinen Bavli, hastalığın yalnızca yaşlılarda görülmediğini, her titremenin Parkinson anlamına gelmediğini ve hastaların mutlaka yatağa bağımlı hale geleceği düşüncesinin doğru olmadığını söyledi. Sivas'ta Parkinson hastalarına tanı ve tedavi imkânlarının sunulduğunu belirten Bavli, ilaç tedavilerinin yanı sıra ileri cihaz destekli yöntemlerin de uygulandığını ifade etti. Parkinson hastalarına umut mesajı veren Bavli, 'Parkinson bir son değildir. Hareket özgürlük getirir' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sivas, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/uzmani-uyardi-parkinson-hastaliginda-erken-teshis-onemli</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 16:44:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/uzmani-uyardi-parkinson-hastaliginda-erken-teshis-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="14145"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[7 ayda 15 kilo verdi, hayatı değişti]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/7-ayda-15-kilo-verdi-hayati-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/7-ayda-15-kilo-verdi-hayati-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova'da yaşayan 3 çocuk babası Emrah Bozkuş, sağlık sorunları nedeniyle kilo verme kararı aldı. Bozkuş, bu süreçte Sağlıklı Hayat Merkezi'nin desteğiyle 7 ayda 15 kilo verdi. Daha aktif bir yaşama kavuşan Bozkuş, doğru beslenmeyle hayatının değiştiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yalova'da yaşayan 3 çocuk babası Emrah Bozkuş, sağlık sorunları nedeniyle kilo verme kararı aldı. Bozkuş, bu süreçte Sağlıklı Hayat Merkezi'nin desteğiyle 7 ayda 15 kilo verdi. Daha aktif bir yaşama kavuşan Bozkuş, doğru beslenmeyle hayatının değiştiğini söyledi. </p><p>Yalova İl Sağlık Müdürlüğü'nde temizlik personeli olarak görev yapan Emrah Bozkuş, ayağındaki sağlık problemi nedeniyle ortopedi doktorunun kilo vermesini önermesi üzerine Yalova Merkez Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvurdu. Merkezde diyetisyen desteği almaya başlayan Bozkuş, 7 ayda 15 kilo vererek önemli bir değişim yaşadı. Diyetisyenin ücretsiz hizmet verdiğini belirten Bozkuş, sürecin kendisi için dönüm noktası olduğunu söyledi. Yaklaşık 6-7 ayda 84,5 kilodan 69 kiloya düşen Bozkuş, 'Daha hafifim, daha hareketliyim. Önceden yürümekte zorlanıyordum, şimdi ise çocuklarımla daha rahat vakit geçirebiliyorum' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kilo verme sürecini düzenli ve kararlı bir şekilde sürdürdüğünü ifade eden Bozkuş, 'İlk aylarda 4-5 kilo, sonrasında ay ay 3-4 kilo vererek ilerledim. Hedefim 60 kiloya ulaşmak. Doktorum da biraz daha vermem gerektiğini söylüyor' diye konuştu. </p><p>Doğru beslenmeyi burada öğrendiğini vurgulayan Bozkuş, 'Ne zaman, ne şekilde yememiz gerektiğini öğrendik. Bu işi doğru beslenmeyle çözdük. Çevremden de 'Çok değişmişsin, daha enerjik olmuşsun' gibi geri dönüşler alıyorum. Bu da beni motive ediyor' ifadelerini kullandı. </p><p>Sağlıklı Hayat Merkezi'ni herkese tavsiye eden Bozkuş'un azmi çevresindekilerin de takdirini topladı. </p><p>Mesai arkadaşı Recep Baynaz ise Bozkuş'un değişimine dikkat çekerek, 'Çok azimli bir arkadaş. Bu kadar kilo verdiğine insanın inanası gelmiyor' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yalova, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/7-ayda-15-kilo-verdi-hayati-degisti</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:13:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/7-ayda-15-kilo-verdi-hayati-degisti.jpg" type="image/jpeg" length="22942"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Medipol'den ameliyatsız parkinson tedavisi]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/medipolden-ameliyatsiz-parkinson-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/medipolden-ameliyatsiz-parkinson-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hareketlerde yavaşlama, titreme ve günlük yaşamı zorlaştıran belirtilerle kendini gösteren Parkinson hastalığı, sanıldığının aksine çaresiz bir hastalık değil. Medipol Sağlık Grubu'ndan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Zırh, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinin yeniden artırılabildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hareketlerde yavaşlama, titreme ve günlük yaşamı zorlaştıran belirtilerle kendini gösteren Parkinson hastalığı, sanıldığının aksine çaresiz bir hastalık değil. Medipol Sağlık Grubu'ndan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Zırh, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinin yeniden artırılabildiğini belirtti. </p><p>Tüm dünya genelinde 10 milyonu aşkın Parkinson hastası olduğu tahmin edilirken, Türkiye'de ise 180 binden fazla kişi Parkinson ile mücadele ediyor. Beyinde 'dopamin' adı verilen maddenin azalması ile ortaya çıkan Parkinson, genelde 60 yaş üzerindeki kişilerde görülmesine rağmen hastaların yüzde 5 ila 10'unda başlangıç yaşı 50 yaşında altında bulunuyor. 11 Nisan Dünya Parkinson Günü dolayısıyla hastalıkla ilgili açıklamalarda bulunan Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Doç. Dr. Ali Zırh, medikal tedavinin yetersiz kaldığı ya da şiddetli ilaç yan etkilerinin yaşandığı durumlarda özellikle beyin pili ve günümüzde gelişen teknolojilerle akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin hastalara yeni bir yaşam sunduğunu vurguladı. </p><p>'Parkinson hareketleri yavaşlatan bir hastalık'' </p><p>Parkinson hastalığının beyinde dopamin eksikliği sonucu ortaya çıkan nörodejeneratif bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, hastalığın en sık hareketlerde yavaşlama, küçük adımlarla öne eğik yürüme, istirahat halinde para sayar tarzda titreme ve yüz hatlarında donuklaşma gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etti. İlk kez 1817 yılında James Parkinson tarafından 'titrek felç' olarak tanımlanan hastalığın günümüzde de önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ettiğini belirten Doç. Dr. Zırh, her yıl 11 Nisan'ın Dünya Parkinson Günü olarak bu hastalığa dikkat çekmek amacıyla anıldığını söyledi. </p><p>İlaç tedavisi her zaman yeterli olmayabiliyor </p><p>Parkinson hastalığının başlangıç tedavisinin ilaç tedavisi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zırh, hastaların büyük bir kısmının hastalığın ilk yıllarında ilaçlarla günlük yaşamlarını normale yakın sürdürebildiğini dile getirdi. Ancak özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda ilk yıllarda ilaçlara yeterli yanıt alınamayabileceğini belirten Doç. Dr. Zırh, bu grup hastalarda beyin pili veya akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin titremeyi durdurmak için başarı ile kullanıldığını söyledi. </p><p>Beyin pili tedavisiyle hastalığın seyri geriye alınabiliyor </p><p>Tıbbi tedaviye yeterli cevap veremeyen ya da ilaç tedavisi ile günlük yaşamlarını artık düzenli sürdüremeyen veya ilaç yan etkileri nedeniyle yaşam kalitesi bozulan ya da azalan hastalar için Parkinson'un saatini geri almayı başarabilen beyin pili tedavisinin önemli bir seçenek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, 'Beyin pili tedavisiyle 10 yıllık bir hastayı ameliyat ettiğimizde, hastalığın ilk yıllarındaki bulgularına yakın bir seviyeye getirmek mümkün olabiliyor. Çünkü bu yöntem yüksek doz ilacı taklit edebiliyor' dedi. </p><p>Beyin pili tedavisinin beyne yerleştirilen iki ince elektrot, birer uzatma kablosu ve göğüs bölgesinde cilt altına yerleştirilen cihazdan oluşan bir sistem olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, tıpta nöromodülasyonadı verilen bu yöntemle beynin içerisindeki hedef bölgelere verilen elektriğin frekansını, dalga boyunu ve şiddetini kontrollü şekilde ayarlayarak hastalık belirtilerinin önemli ölçüde azaltılabildiğini ifade etti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bıçaksız tedaviyle titreme durdurulabiliyor </p><p>Son yıllarda gelişen teknolojilerle birlikte uzun yıllardır kullanılmayan ve beynin içerisindeki bir noktaya lezyon yapma işleminden oluşan lezyon cerrahisinin ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Zırh, 'Akıllı Ses Ötesi Tedavisi (MRgFUS) dediğimiz yöntem sayesinde bıçak kullanmadan ve herhangi bir kesi yapmadan MR ünitesinde birkaç saat içinde beynin içinde hedeflenen bölgeye istenilen büyüklük ve sıcaklıkta, lazere benzer bir yakma işlemi gerçekleştirebiliyoruz' dedi. </p><p>Özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda bu yöntemin oldukça etkili olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, tedavi sonrası hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade etti. </p><p>'Parkinson hastaları çaresiz değil' </p><p>Parkinson hastalığında umutsuzluğa yer olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Ali Zırh, 'Tıbbi tedaviye cevap vermeyen ya da ilaç yan etkileri nedeniyle artık yaşam kalitelerini eskisi gibi sürdüremeyen hastalar için hastalığı ortadan kaldıramasak da günümüzde hem beyin pili hem de odaklanmış ultrason gibi yöntemlerle hastalıklarının ilk yıllarındaki hallerine geri dönüp, yaşama yeniden merhaba diyebilirler' sözleri ile açıklamasını tamamladı. </p><p>Öte yandan, Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nin dış cephesine Parkinson hastalığına dikkat çekmek amacıyla '11 Nisan Dünya Parkinson Günü' yazısı yansıtıldı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/medipolden-ameliyatsiz-parkinson-tedavisi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 12:47:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/medipolden-ameliyatsiz-parkinson-tedavisi.jpg" type="image/jpeg" length="42481"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel çocukların nörogelişimsel süreçleri tek merkezde değerlendirilecek]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/ozel-cocuklarin-norogelisimsel-surecleri-tek-merkezde-degerlendirilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/ozel-cocuklarin-norogelisimsel-surecleri-tek-merkezde-degerlendirilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da Nörogelişimsel Değerlendirme Merkezi, çocuklarda gelişimsel farklılıkların erken dönemde tespit edilmesi ve multidisipliner yaklaşımla değerlendirilmesi amacıyla hizmete başladı. Otizmden dikkat eksikliğine, öğrenme güçlüğünden konuşma bozukluklarına kadar birçok gelişimsel durum, farklı branşlardan uzmanların ortak değerlendirmesiyle ele alınacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da Nörogelişimsel Değerlendirme Merkezi, çocuklarda gelişimsel farklılıkların erken dönemde tespit edilmesi ve multidisipliner yaklaşımla değerlendirilmesi amacıyla hizmete başladı. Otizmden dikkat eksikliğine, öğrenme güçlüğünden konuşma bozukluklarına kadar birçok gelişimsel durum, farklı branşlardan uzmanların ortak değerlendirmesiyle ele alınacak. </p><p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesinde kurulan Nörogelişimsel Değerlendirme Merkezi, çocukların gelişim süreçlerini bilimsel testler ve multidisipliner değerlendirmelerle analiz ederek, erken tanı ve doğru yönlendirme sağlamayı hedefliyor. Merkezde çocuk ve ergen psikiyatrisi, çocuk nörolojisi, çocuk sağlığı, genetik hastalıklar ve gelişim alanında çalışan uzmanlar birlikte çalışarak, çocukların bilişsel, davranışsal ve nörolojik gelişimini kapsamlı şekilde değerlendiriyor. Merkez özellikle otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), özgül öğrenme güçlüğü, gelişimsel gecikmeler ve konuşma bozuklukları gibi nörogelişimsel durumların erken tanısına odaklanıyor. </p><p>'Erken tanı çocukların yaşamını değiştirebilir' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, merkezin çocuk sağlığı açısından önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini belirtti. Sert, 'Çocuklarda gelişimsel farklılıkların erken dönemde fark edilmesi hem akademik hem de sosyal gelişimi doğrudan etkiliyor. Hastanemizde kurulan NörogelişimselDeğerlendirme Merkezi ile çocukların gelişimini bilimsel ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Farklı branşlardan uzmanların aynı çatı altında çalışması tanı sürecini daha hızlı ve doğru hale getiriyor' dedi. </p><p>'Çocukların gelişim süreci özellikle ilk yıllarda çok hızlı ilerler' </p><p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Emel Torun, erken çocukluk döneminin gelişim açısından kritik bir süreç olduğunu vurguladı. Torun, 'Çocukların gelişim süreci özellikle ilk yıllarda çok hızlı ilerler. Bu dönemde fark edilen gelişimsel gecikmeler veya farklılıklar, uygun destek ve eğitim programlarıyla önemli ölçüde iyileştirilebilir. Merkezimizde yapılan gelişim testleri ve klinik değerlendirmeler sayesinde çocukların gelişim profili ayrıntılı şekilde analiz edilebiliyor' ifadelerini kullandı. </p><p>Genetik değerlendirme tanı sürecini güçlendiriyor </p><p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genetik Hastalıkları Tanı ve Değerlendirme Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Ocak ise bazı nörogelişimsel durumların genetik faktörlerle ilişkili olabileceğine dikkat çekti. Ocak, 'Gelişimsel sorunların nedenini doğru anlamak, tedavi ve izlem planının doğru şekilde oluşturulması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle gerekli durumlarda genetik değerlendirmeler ve ileri düzey testler uygulayarak tanı sürecini daha kapsamlı ve güvenilir hale getiriyoruz. Multidisipliner yaklaşım sayesinde çocukların sağlık durumunu yalnızca tek bir açıdan değil, tüm yönleriyle ele alabiliyoruz' dedi. </p><p>Ocak ayrıca tanı konulan genetik hastalıkların yalnızca mevcut hastanın yönetimi açısından değil, aynı zamanda ailenin gelecekteki gebelik planlaması açısından da kritik bilgiler sunduğunu vurguladı. Ocak, 'Elde edilen genetik bulgular doğrultusunda ailelere ayrıntılı genetik danışmanlık veriyoruz. Bu kapsamda sonraki gebeliklerde hastalığın tekrar etme riskini değerlendiriyor ve gerekli durumlarda doğum öncesi tanı yöntemlerini planlıyoruz. Doğum öncesi tanı ile gebelik sürecinde bebeğin etkilenip etkilenmediği güvenilir yöntemlerle belirlenebilmektedir' ifadelerini kullandı. </p><p>Ocak, bazı durumlarda ise yardımcı üreme teknikleri ile birlikte uygulanan preimplantasyon genetik tanı yöntemlerinin önemli bir seçenek olduğunu belirterek, 'Preimplantasyongenetik tanı sayesinde hastalığa neden olan genetik değişikliği taşımayan embriyolar seçilerek sağlıklı gebelik elde edilmesi mümkün olabilmektedir. Bu yaklaşım, özellikle tekrarlayan genetik hastalık öyküsü bulunan aileler için önemli bir avantaj sağlamaktadır' dedi. </p><p>Nörolojik değerlendirme gelişim haritasını ortaya koyuyor </p><p>Çocuk Nörolojisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ece Gültekin, nörolojik değerlendirmelerin gelişimsel farklılıkların anlaşılmasında önemli rol oynadığını söyledi. Gültekin, 'Dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü veya gelişimsel gecikmeler gibi durumların altında nörolojik faktörler bulunabiliyor. Bu nedenle çocukların nörolojik muayene ve değerlendirmeleri tanı sürecini güçlendiriyor. Multidisiplinerekip sayesinde çocukların gelişimsel durumu daha net ortaya konulabiliyor' diye konuştu. </p><p>Ailelere anlaşılır ve hızlı raporlama </p><p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Uzm. Dr. Umut Balatacı ise merkezin ailelere daha sistematik bir değerlendirme süreci sunduğunu ifade etti. Balatacı, 'Merkezimizde çocuklar için gerekli test ve değerlendirmeler planlı bir şekilde gerçekleştiriliyor. Ekip tarafından yapılan değerlendirmelerin ardından ailelere kapsamlı bir geri bildirim sunuluyor. Amaç sadece tanı koymak değil, çocuğun gelişimini destekleyecek doğru yönlendirmeleri yapmak' dedi. </p><p>Balatacı, 'Merkezimizde yapılan değerlendirmelerin ardından çocuklarımızın güçlü ve zayıf yönlerini somutlaştırıp, bireysel yol haritalarını netleştirmek, devam eden takiplerde değişebilecek ihtiyaçlar ile şekillenecek dinamik erken müdahale programlarını çocuğumuza özel olarak planlamak, öncelikle çocuklarımızın sağlığı için elzemdir. Ailelerin kafa karışıklığının giderilmesi ve bundan sonraki sürece daha etkin odaklanabilmeleri açısından ayrıca önemlidir' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/ozel-cocuklarin-norogelisimsel-surecleri-tek-merkezde-degerlendirilecek</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 10:29:47 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/04/agency/iha/ozel-cocuklarin-norogelisimsel-surecleri-tek-merkezde-degerlendirilecek.jpg" type="image/jpeg" length="75603"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
