<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Mira Gündem sondakika güncel haberler</title>
    <link>https://www.miragundem.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.miragundem.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Mira Gündem © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 07 Sep 2026 06:00:15 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahvaltı yapmadan okula giden çocuklarda obezite riski artıyor, derslere odaklanmak zorlaşıyor]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/kahvalti-yapmadan-okula-giden-cocuklarda-obezite-riski-artiyor-derslere-odaklanmak-zorlasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/kahvalti-yapmadan-okula-giden-cocuklarda-obezite-riski-artiyor-derslere-odaklanmak-zorlasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahvaltı yapmadan okula giden çocukların derslere odaklanmakta zorlandığını belirten uzmanlar, gün içerisinde paketli, şekerli gıdalara yönelmeleri nedeniyle obezite riskinin artabildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kahvaltı yapmadan okula giden çocukların derslere odaklanmakta zorlandığını belirten uzmanlar, gün içerisinde paketli, şekerli gıdalara yönelmeleri nedeniyle obezite riskinin artabildiğini belirtti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uzmanlar, okul çağındaki çocukların güne mutlaka kahvaltıyla başlaması gerektiğini belirtti. Kahvaltı yapmadan okula giden çocukların daha yorgun ve halsiz olabildiğini, derslere odaklanmakta zorlanabildiğini ifade eden uzmanlar, gün içerisinde sağlıksız ve şekerli gıdalara yönelimin de obezite riskini artırabileceği söyledi. </p><p>'Güne kahvaltıyla başlayan çocukların okul başarısı da aynı ölçüde artmış gözüküyor' </p><p>Çocukların okula aç gitmesi durumunda sadece kahvaltıyı değil, güne enerjik başlamayı ve daha dikkatli olma fırsatını da kaçırdığını ifade eden Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, 'Gece uzun süre açlık olduğu için çocuklarımız eğer kahvaltı yapmazsa daha yorgun, halsiz ve okul başarısını etkileyecek şekilde olumsuz etkilerle karşı karşıya kalabiliyor. Burada önemli olan aslında kahvaltı yapmak. Tabii ki kahvaltı yapmak önemli ama kahvaltıda ne yediği de bizim açımızdan oldukça kıymetli. Çocuklarımıza kahvaltı yerine süte karıştırılan kahvaltılık yiyecekler tarzında şeyler değil de hazırlayacağımız bir yumurta, nasıl seviyorsa çocuğumuz; haşlanmış olabilir, menemen çeşitleri olabilir, omlet çeşitleri, pankek gibi çocuklarımızın seveceği şekilde çeşitlendirerek yapmamız gerekiyor. Peynir grubumuz yine mutlaka olsun. Çocuklarımızın hem boyunun uzamasına yardımcı olacağı için hem de kalsiyum içeriği bizim açımızdan oldukça kıymetli. Yanında sevdiği ekmek gruplarımız, birkaç parça koyacağımız domates, biber, sebze grubumuz mutlaka olsun ve hatta bir tane de meyve ilave edersek vitamin almasını da sağlayabiliriz. Çocuklarımızın kahvaltı yapmasının bir diğer önemi de aslında kilo kontrolüne yardımcı olması. Çünkü çocuklar okula aç gittiği zaman daha fazla paketli gıda, şekerli gıdalar tüketmek zorunda kalabiliyorlar ve canları daha çok fazla istiyor. Ama kahvaltı yapan çocuklarda ise zaten tok bir şekilde gittiği için bu tarz sağlıksız besinlere yönelme ihtimalleri daha da azalmış oluyor. Buna oldukça dikkat etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda yapılan çalışmalarda güne kahvaltıyla başlayan çocukların okul başarısı da aynı ölçüde artmış gözüküyor. Bu yüzden mutlaka dikkat etmemiz gerekiyor' dedi. </p><p>'Kahvaltı oldukça önemli' </p><p>Dyt. Merve Sena Nazlı, obezite noktasında bakıldığında çocuklarda kahvaltı alışkanlığının olmamasının, simit ve poğaça tarzında basit karbonhidrat olarak nitelendirilen, yalnızca vücuda enerji sağlayan sağlıksız beslenmenin özellikle çocuklarda obeziteyi artırdığını ifade etti. Nazlı, 'Karın bölgesindeki yağlanmayı artırdığı gibi karaciğer yağlanması da yapıyor maalesef çocuklarımızda. Bu yüzden kahvaltı oldukça önemli. Ama burada dikkat edeceğimiz şey şu, bazen aileler de çalıştığı için 'Kahvaltı hazırlamaya fırsatımız olmuyor' denilebiliyor. Ama burada çok kendimizi yormamıza gerek yok. Koyacağımız bir yumurta, bir peynir, zeytin çok hızlı bir şekilde ama sağlıklı bir şekilde de çocuklarımızı besleyebiliriz. Aynı zamanda okul başarısını artırdığı için de yine güzel bir şekilde bal, pekmez tarzında, çocuklarımızın enerji ihtiyacını karşılayacak şekilde verebiliriz. Bu sürülebilir çikolatalardan ilave etmek yerine bunları tercih edebiliriz. Herkese çok başarılı bir eğitim dönemi diliyorum' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/kahvalti-yapmadan-okula-giden-cocuklarda-obezite-riski-artiyor-derslere-odaklanmak-zorlasiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 11:24:03 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/kahvalti-yapmadan-okula-giden-cocuklarda-obezite-riski-artiyor-derslere-odaklanmak-zorlasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="57144"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Dede çok pis kokuyorsun' sözü sigarayı bıraktırdı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/dede-cok-pis-kokuyorsun-sozu-sigarayi-biraktirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/dede-cok-pis-kokuyorsun-sozu-sigarayi-biraktirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya'da 35 yıldır sigara kullanan 52 yaşındaki Yasin Akgeyik, torununun 'Dede çok pis kokuyorsun' sözleri üzerine sigarayı bırakmaya karar verdi. Yeşilyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü Sigara Bırakma Polikliniği'ne başvuran Akgeyik, aldığı destek ve kendi iradesiyle yaklaşık 10 aydır sigara kullanmıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'da 35 yıldır sigara kullanan 52 yaşındaki Yasin Akgeyik, torununun 'Dede çok pis kokuyorsun' sözleri üzerine sigarayı bırakmaya karar verdi. Yeşilyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü Sigara Bırakma Polikliniği'ne başvuran Akgeyik, aldığı destek ve kendi iradesiyle yaklaşık 10 aydır sigara kullanmıyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yeşilyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü'nde memur olarak görev yapan Yasin Akgeyik, uzun yıllar kullandığı sigaranın zaman içerisinde sağlığını ve günlük yaşamını olumsuz etkilediğini söyledi. Astım şikayetlerinin başladığını ve özellikle merdiven çıkarken nefes darlığı yaşadığını belirten Akgeyik, torununun kendisine söylediği sözün sigarayı bırakma kararında önemli bir etken olduğunu ifade etti. </p><p>35 yıllık sigara alışkanlığını bırakma sürecini anlatan Akgeyik, 'Uzun süredir 35 yıldır sigara kullanıyorum. Her geçen gün sigara beni rahatsız etmeye, tıkamaya başladı. Astım rahatsızlığı başladı ve astım ilacı kullanmaya başladım. Eve gittiğimde kızım veya torunum bana sarıldığında, 'Dede çok pis kokuyorsun, sigara çok kokuyorsun' diyorlardı. Bu da beni çok etkiledi. İki kat yukarı çıkamıyordum, merdiven çıkamıyordum, tıkanıyordum. O yüzden sigarayı bırakmaya karar verdim' dedi. </p><p>Yeşilyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü Sigara Bırakma Polikliniği'ne başvurduğunu kaydeden Akgeyik, burada kendisine uygun tedavi uygulandığını belirterek, 'Eyüp Hocam ile görüştük, bana uygun ilacı verdi. İlacı düzenli bir şekilde kullandım. Yaklaşık 10 aydır sigara içmiyorum. Bir kere zorlandığım anlar oldu ama iradeye sahip çıkmak önemli. Kendimi tanıdığım kadarıyla bir tane içsem devamı gelecekti. O yüzden hiç sigaraya tenezzül etmedim. Şu an hiç aklıma bile gelmiyor' ifadelerini kullandı. </p><p>Sigarayı bıraktıktan sonra nefes almasının ve yürüme kapasitesinin arttığını kaydeden Akgeyik, en büyük mutluluğunun ise torununun artık kendisine 'temiz kokuyorsun' demesi olduğunu söyledi.Akgeyik, 'İki kat çıktığımda nefesim daralıyordu, şimdi biraz daha rahat çıkabiliyorum. Yürüyüş mesafem uzadı, yürüyebiliyorum. En azından eve gittiğimde torunum bana sarılıp 'Dede, temiz kokuyorsun' dediğinde çok mutlu oluyorum. Sigarayı bırakma kararımda en etkili olan şey torunumun 'pis kokuyorsun' demesiydi' dedi. </p><p>Çarmuzu Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği'nde görev yapan Dr. Eyüp Kaplan ise yaklaşık bir yıldır sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara destek verdiklerini söyledi.Hastaların karbonmonoksit düzeyleri ile nikotin bağımlılık seviyelerini ölçtüklerini belirten Kaplan, 'Hastalarımıza uygun bir bırakma planı düzenliyoruz. Uygun olmaları durumunda psikososyal destek ve ilaç tedavisi düzenliyoruz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Malatya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/dede-cok-pis-kokuyorsun-sozu-sigarayi-biraktirdi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 11:01:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/dede-cok-pis-kokuyorsun-sozu-sigarayi-biraktirdi.jpg" type="image/jpeg" length="53707"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fındık toplarken fıtık olmayın]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/findik-toplarken-fitik-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/findik-toplarken-fitik-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce'de ağustos ve eylül aylarında artan fındık, tarla ve bahçe işleri, yıl boyunca hareketsiz kalan kasların ani ve yoğun şekilde çalıştırılması nedeniyle bel-boyun fıtığı ve omuz ağrısı şikayetlerini artırıyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mahmud Türk, fıtığın nedenlerinden tedavi yöntemlerine kadar merak edilenleri anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düzce'de ağustos ve eylül aylarında artan fındık, tarla ve bahçe işleri, yıl boyunca hareketsiz kalan kasların ani ve yoğun şekilde çalıştırılması nedeniyle bel-boyun fıtığı ve omuz ağrısı şikayetlerini artırıyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mahmud Türk, fıtığın nedenlerinden tedavi yöntemlerine kadar merak edilenleri anlattı. </p><p>Düzce'de yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte özellikle fındık, tarla ve bahçe işlerinde çalışan vatandaşlarda bel ve boyun fıtığı ile omuz ağrısı şikayetlerinde artış yaşanıyor. Uzmanlar, yılın büyük bölümünde egzersiz yapmayan ve hareketsiz kalan kasların bir anda ağır iş yüküyle karşı karşıya kalmasının ağrı, yaralanma ve sakatlanmalara neden olabileceğine dikkat çekiyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mahmud Türk, bel ve boyun fıtığının oluşum nedenleri, fizik tedavinin rolü ve ameliyat gerektiren durumlarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. </p><p>'Fıtığın tek bir sebebi yok' </p><p>Fıtığın oluşumunda birden fazla faktörün etkili olabileceğini belirten Uzm. Dr. Mahmud Türk, omurlar arasında bulunan disklerin yer değiştirmesiyle ortaya çıkan rahatsızlığın halk arasında fıtık olarak bilindiğini söyledi. </p><p>Dr. Türk, 'Omurlarımız arasında disk denen yapılar var. Bu yapılar omur hareketlerine destek veriyor. Bu yapıların kendi konumlarından taşmasına halk arasında fıtık deniyor. Biz ise disk hernitasyonu diyoruz. Fıtığın neden kaynaklandığını kesin olarak bilemeyebiliyoruz. Daha çok yaşın ilerlemesi, ters hareketler, ağır işler ve sigara kullanımı negatif etki yapabiliyor. Ancak her zaman net bir sonuca ulaşamayabiliyoruz' dedi. </p><p>'Asıl sorun 11 ay egzersiz yapmamak' </p><p>Yaz aylarında tarım işlerinin başlamasıyla birlikte bel ve boyun ağrılarında artış görüldüğünü ifade eden Türk, bunun temel nedenlerinden birinin uzun süre hareketsiz kalan kasların ağır işlere hazırlıksız yakalanması olduğunu belirtti. Türk, 'Tarım işlerinin başladığı dönemde vakalarda bir artış oluyor. Bunun asıl nedeni, halkımızın genel olarak 11 ay egzersiz yapmaması. Hareketsizlik nedeniyle kaslar güçsüz oluyor ve hareketli tempoya hazır olmuyor. Bir anda yapılan ters hareketler ya da ağır yükler fıtıklara veya bel ağrılarına neden olabiliyor' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Düzenli egzersizin önemine dikkat çeken Türk, bel ve karın kaslarının güçlü tutulmasının fıtık oluşum riskini azaltabileceğini belirterek, 'Asıl sorun fıtıkta değil, 11 ay yapmadığımız egzersizlerde. Düzenli egzersiz fıtık oluşumunu yüzde 100 engellemeyebilir ancak fıtık oluştuğunda sürecin daha az ağrılı geçirilmesini sağlayabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>Fıtıkta ameliyat her zaman gerekli değil </p><p>Fıtık tedavisinde ameliyatın her hasta için gerekli olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Mahmud Türk, cerrahi yöntemin belirli durumlarda gündeme geldiğini söyledi. Türk, 'Ameliyat fıtık hastalarının çok az bir grubunda gerekiyor. Daha çok el, kol ve bacaklarda güç kaybı gelişirse gerekebiliyor. Bunun yanında başka yöntemlerle ağrısını uzun süre geçiremediğimiz hastalarda da tercih edebiliyoruz. Yani ameliyat son başvurduğumuz yöntem olabilir' dedi. </p><p>Fizik tedavi ağrılı süreci kolaylaştırıyor </p><p>Fizik tedavinin fıtık hastalarının yaşam konforunu artırmada önemli bir rol oynadığını belirten Türk, tedavinin hastanın durumuna göre planlandığını ifade etti. Dr. Türk, 'Erken dönemde bel ağrısı ile gelen hastalarda öncelikle ağrı kesiciler ve bir miktar istirahatle ağrıları geçirmeye çalışıyoruz. Ağrı devam ederse fizik tedavi devreye giriyor. Fizik tedavi ile çoğu hastamızda olumlu sonuç alıyoruz' şeklinde konuştu. Fıtık kaynaklı ağrıların önemli bir bölümünün zaman içerisinde kendiliğinden gerileyebildiğini belirten Türk, fizik tedavideki temel amaçlardan birinin hastanın ağrılı süreci daha rahat geçirmesini sağlamak olduğunu söyledi. </p><p>Düzce'de yaz aylarında en çok omuz ve fıtık şikayetleri artıyor </p><p>Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında fındık ve bahçe işlerinin yoğunlaşmasıyla birlikte hastaneye başvuran vatandaşlarda özellikle omuz ağrısı, bel ve boyun fıtığı şikayetlerinin öne çıktığını belirten Uzm. Dr. Mahmud Türk, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Türk, 'Temmuz-Ağustos aylarında artan fındık ve bahçe işleriyle birlikte bize en yoğun gelen şikâyetler omuz ağrısı, bel ve boyun fıtıkları. Hastalar 11 ay egzersiz yapmadığı için güçsüz ve hazırlıksız kaslarla tarla ve bahçe işlerine girişiyor. Kaslar ve tendonlar bu yüke alışık olmadığı için yaralanma ve sakatlanmalarla bizlere başvuruyorlar' dedi. </p><p>Uzmanlar, özellikle uzun süre hareketsiz kalan vatandaşların tarla, bahçe ve fındık işlerine başlamadan önce vücutlarını hazırlamalarının, ağır yükleri kontrollü şekilde kaldırmalarının ve çalışma sırasında doğru hareket tekniklerine dikkat etmelerinin önemine dikkat çekiyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Düzce, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/findik-toplarken-fitik-olmayin</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 09:56:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/findik-toplarken-fitik-olmayin.jpg" type="image/jpeg" length="82983"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda yanlış ayakkabı ayak sağlığını bozuyor]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/cocuklarda-yanlis-ayakkabi-ayak-sagligini-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/cocuklarda-yanlis-ayakkabi-ayak-sagligini-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların sağlıklı ayak gelişimi için doğru ayakkabı seçimi önem taşıyor. Yanlış numara ya da uygun olmayan modelde tercih edilen ayakkabılar, ilerleyen dönemde ayak yapısında bozukluklara ve çeşitli ortopedik sorunlara yol açabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sevil Bilir, ailelerin özellikle ilk ayakkabı seçiminde dikkatli olması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların sağlıklı ayak gelişimi için doğru ayakkabı seçimi önem taşıyor. Yanlış numara ya da uygun olmayan modelde tercih edilen ayakkabılar, ilerleyen dönemde ayak yapısında bozukluklara ve çeşitli ortopedik sorunlara yol açabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sevil Bilir, ailelerin özellikle ilk ayakkabı seçiminde dikkatli olması gerektiğini vurguladı. </p><p>Birçok ebeveyn çocukları için ayakkabı seçerken sadece görünümüne odaklanıyor ancak bu durum ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Yanlış ayakkabı seçimi; ağrı, tırnak batığı ve ayak şekil bozukluklarına neden olabilirken, doğru zamanda ve doğru şekilde yapılan seçim çocukların gelişimini doğrudan etkiliyor. MedipolAcıbadem Bölge Hastanesi'ndenÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sevil Bilir, bu konudaailelere önemliuyarılarda bulundu. </p><p>İlk ayakkabı yürümeyle başlamalı </p><p>Dr.Bilir, 'Bebekler ev içinde vakit geçirirken ve henüz yürümeye başlamamışken ayakkabı kullanmalarına gerek yoktur. Ayakkabı ihtiyacı, yürümeye başlayıp dışarıda zaman geçirdikleri dönemde başlar' dedi.Ayakkabı seçiminde en kritik konunun doğru numara olduğunu vurgulayanDr.Bilir, 'Ayakkabı, çocuğun ayağını sıkmamalı ve parmakların rahat hareket edebileceği alan bırakılmalıdır. Bu nedenle ölçüm, gün içinde ayakların en şiş olduğu öğleden sonra saatlerinde yapılmalı veen uzun parmağının ön tarafındanyaklaşık 1-1,5 santimetre pay bırakılmalıdır' diye konuştu.Yanlış numara ayakkabıların tırnak batığı, ağrı ve şekil bozukluklarına yol açabileceğini belirtti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ayakkabının şekli ve malzemesi nasıl olmalı? </p><p>Ayakkabının ön kısmının geniş ve yuvarlak olması gerektiğini ifade edenDr.Bilir, sivri ve dar burunlu ayakkabıların tercih edilmemesi gerektiğini söyledi.'Topuk kısmı ayağı iyi kavramalı, tabanı kaymaz olmalı. Ayrıca ayakkabıların yumuşak, esnek ve hava alabilen materyallerden üretilmiş olması gerekir. Deri,kanvasya da fileli yapılar bu açıdan daha uygundur' dedi. </p><p>Ayakkabı sık sık kontrol edilmeli </p><p>Çocukların hızlı büyüdüğüne dikkat </p><p>çekenDr.Bilir, 'Bebeklerde ayak numarası neredeyse her ay kontrol edilmelidir. Daha büyük çocuklarda ise en geç 3 ayda bir kontrol edilmesi gerekir' ifadelerini kullandı.Kullanılmış ayakkabılar konusunda da uyarıda bulunanDr.Bilir, 'Her çocuğun ayak yapısı farklıdır. Ayakkabının iç yapısı zamanla kullanıcının ayağına göre şekillenir. Bu nedenle başka bir çocuğa ait ayakkabıların kullanılması önerilmez'diyerek konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/cocuklarda-yanlis-ayakkabi-ayak-sagligini-bozuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 09:14:02 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/cocuklarda-yanlis-ayakkabi-ayak-sagligini-bozuyor.jpg" type="image/jpeg" length="48637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Çocukluktaki hareketsizlik, gençlikte bel ve boyun fıtığına yol açıyor']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/uzmani-uyardi-cocukluktaki-hareketsizlik-genclikte-bel-ve-boyun-fitigina-yol-aciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/uzmani-uyardi-cocukluktaki-hareketsizlik-genclikte-bel-ve-boyun-fitigina-yol-aciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, gençlerde bel ve boyun fıtığının artmasındaki temel nedenin çocukluktan itibaren hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve egzersiz yapılmaması olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, gençlerde bel ve boyun fıtığının artmasındaki temel nedenin çocukluktan itibaren hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve egzersiz yapılmaması olduğunu söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Günümüzde çocukluk ve gençlik döneminde geçirilen zamanın büyük bölümünün ekran karşısında geçmesi, beraberinde çeşitli kas ve iskelet sistemi sorunlarını da getiriyor. Özellikle telefon, tablet ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte gençler uzun süre aynı pozisyonda kalırken, hareketsiz yaşam tarzı boyun ve bel bölgesindeki kasların yeterince gelişememesine neden olabiliyor. </p><p>'Temel neden, hareketsiz yaşam ve egzersiz yapılmamasıdır' </p><p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, hareketsiz yaşamın sağlıksız olduğunu ifade ederek, 'Gençlerde bel ve boyun fıtığının artmasındaki temel neden, çocukluktan itibaren hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve egzersiz yapılmamasıdır. Geçmişte sokakta oynanan hareketli oyunların yerini, bugün saatlerce masa başında veya koltukta bilgisayar, tablet ve telefon ekranlarına bakarak geçirilen zaman aldı. Boyun, bel ve bacakların uzun süre hareketsiz kalması, kas gelişimini yetersiz kılar ve eklem hareketlerini sınırlar. Bu zayıf altyapı yüzünden gençler ilerleyen yıllarda valiz taşımak veya aniden ağır sporlara başlamak gibi durumlarla karşılaştığında kas ve eklemler bu yükü kaldıramaz, sonuç olarak bel ve boyun fıtıkları ortaya çıkar' dedi. </p><p>'Çocuklar yüzme, koşu gibi farklı spor dallarına teşvik edilmeli' </p><p>Bunun önüne geçmenin mümkün olduğunu dile getiren Şen, 'Aileler ve öğretmenler çocukları yüzme, koşu gibi farklı spor dallarına teşvik etmelidir. Spor, çocukları fıtıktan korumanın yanı sıra beyne yeterli kan gitmesini sağlayarak zihinsel gelişimi ve çözüm odaklı düşünmeyi de destekler. Gençlerimizi bu rahatsızlıklardan korumak için sporu onların hayatına erken yaşlardan itibaren yerleştirmemiz gerekiyor' şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Adana, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/uzmani-uyardi-cocukluktaki-hareketsizlik-genclikte-bel-ve-boyun-fitigina-yol-aciyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 09:12:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/uzmani-uyardi-cocukluktaki-hareketsizlik-genclikte-bel-ve-boyun-fitigina-yol-aciyor.jpg" type="image/jpeg" length="93353"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin dört bir yanında aradığı dermanını 2 yılın sonunda kendi evladında buldu]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/turkiyenin-dort-bir-yaninda-aradigi-dermanini-2-yilin-sonunda-kendi-evladinda-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/turkiyenin-dort-bir-yaninda-aradigi-dermanini-2-yilin-sonunda-kendi-evladinda-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hatay'ın Yayladağı ilçesinde 2 yıl önce yakalandığı siroz hastalığı nedeniyle karaciğer nakli bekleyen Cuma Akpınar, kendi evladının karaciğerini vermesiyle hayata tutundu. Türkiye'nin dört bir yanında uygun donör arayan Akpınar, evladından yapılan karaciğer nakli sayesinde eski sağlığına kavuşarak hasret kaldığı camisinin yolunu tutmaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay'ın Yayladağı ilçesinde 2 yıl önce yakalandığı siroz hastalığı nedeniyle karaciğer nakli bekleyen Cuma Akpınar, kendi evladının karaciğerini vermesiyle hayata tutundu. Türkiye'nin dört bir yanında uygun donör arayan Akpınar, evladından yapılan karaciğer nakli sayesinde eski sağlığına kavuşarak hasret kaldığı camisinin yolunu tutmaya başladı. </p><p>Yayladağı ilçesi Şenköy Mahallesi'nde yaşayan Cuma Akpınar, 2 yıl önce mide kanaması şikayetiyle gittiği hastanede yapılan tahlillerle siroz hastalığına yakalandığını öğrendi. Siroz hastası olduğunu öğrendiği andan itibaren hayatı değişen Akpınar'ın yeniden sağlığına kavuşması için karaciğer nakli olması gerekiyordu. Akrabalarıyla nakli uyumlu olmasına rağmen Akpınar, vericilerin sağlık durumlarından dolayı nakil gerçekleşemedi. Aylarca yatalak halde karaciğer nakli bekleyen Akpınar'ın oğluna yapılan testlerde nakledilebileceği ortaya çıktı. Türkiye'nin her yerinde nakil için uyumlu donör arayan Akpınar'a kendi oğlundan karaciğer nakli yapıldı ve sağlığına kavuştu. Hasta olduğu sürece ibadetlerini yapmakta zorlanan Akpınar, evladı sayesinde hayata tutunarak hasret kaldığı camiye giderek ibadetlerini yerine getirmeye başladı. Hasta olduğu zamanda umreye gitme hayali olduğunu ifade eden Akpınar, umreye gitmek istediğini söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Eskiden umreye gitmek istiyordum, hayalimdi ve kısmet olursa umreye gitmek istiyorum' </p><p>Mide kanaması şikayetiyle doktora gittiğinde siroz olduğunu öğrenen Cuma Akpınar, 'Ben iki yıldır siroz hastasıyım. Mide kanaması geçirdiğimde doktora gittiğimde tahlil istendi. Tahlil sonuçlarından siroz çıktı, o gün bugündür hastanelerdeyim ve iki yıldır karaciğer nakli bekliyorum. Akrabalarımda kan uyuşmazlığı çıkmıştı ve 4 akrabamda canlı verici bulduk ama onlarda da sıkıntı oldu. Sonra kadavradan biyopsiyle inceleme yaptılar ama sonuç çıkmadı. İyileşince günlük hayatımı yaşamaya çalışacağım. Eskiden umreye gitmek istiyordum, hayalimdi ve kısmet olursa umreye gitmek istiyorum' dedi. </p><p>'Uzun bir süreçti ve 8 ay karaciğer nakli bekledim ve en sonunda kendi oğlumdan karaciğer nakli oldum' </p><p>Siroz hastalığıyla mücadele ettiği esnada evladından nakledilen karaciğerle yaşama tutunan Cuma Akpınar, 'Kan damar tıkanıklığından kaynaklı olarak siroz hastalığına yakalandım. Sirozdan sonra ameliyat gerekti. Uzun bir süreçti ve 8 ay karaciğer nakli bekledim. En sonunda kendi oğlumdan karaciğer nakli oldum. Karaciğer tamamen bittiği için; yürümekte, nefes almakta, yeme içme konusunda olsun her şeyde çok sıkıntılar yaşamıştım. Elhamdülillah ameliyatımız olup naklimiz gerçekleşti. Şu anda çok şükür eski günlerime kavuştum, rabbime şükürler olsun' dedi. </p><p>Sağlığına kavuşmasıyla birlikte 1 buçuk yıl boyunca adım atamadığı camide müezzinlik yapmaya başladı </p><p>Hasta olduğu süreçte 1 buçuk yıl boyunca camiden uzakta kalan ve karaciğer naklinin ardından yeniden camiye ibade gelen Akpınar, camide müezzinlik yapmaya başladığını belirterek 'Allah rızası için müezzinlik yapıyorum. 1 buçuk sene önce ağır hasta olduğum zaman ibadetleri evde yapıyordum ve camiden tamamen kesilmiştim. Cumaları da kılamıyordum ve tamamen artık yattığım oturduğum yerden namaz kılıyordum. Şu anda sağlığıma kavuştum ve çok şükür gene eskisi gibi camimize geliyorum. Üzerime düşen bir şeyler olursa Allah rızası için yapmaya çalışıyorum. Ağrım ve sızım da kalmadı, Rabb'ime şükürler olsun. Şu anda çok rahatım. Kendi oğlumdan aldığım nakli Remzi Kalecioğlu sayesinde ameliyatı gerçekleştirdi ve çok teşekkür ediyoruz. Oğlumun da sağlık durumu çok şükür çok iyi oldu. Hasta olduğum zaman ümidim kalmamıştı' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hatay, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/turkiyenin-dort-bir-yaninda-aradigi-dermanini-2-yilin-sonunda-kendi-evladinda-buldu</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 08:49:32 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/turkiyenin-dort-bir-yaninda-aradigi-dermanini-2-yilin-sonunda-kendi-evladinda-buldu.jpg" type="image/jpeg" length="46823"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Manisa'da çölyak hastaları için 'Glütensiz Mutfak' hizmete başladı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/manisada-colyak-hastalari-icin-glutensiz-mutfak-hizmete-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/manisada-colyak-hastalari-icin-glutensiz-mutfak-hizmete-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Çölyak Organik Beslenme Derneği iş birliğinde hayata geçirilen Glütensiz Mutfak, Ulupark'ta hizmet vermeye başladı. Çölyak hastaları ve glütensiz beslenmeyi tercih eden vatandaşlara güvenli gıda seçenekleri sunan merkez, aynı zamanda vatandaşların bir araya gelerek sosyalleşmesine de imkan sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Çölyak Organik Beslenme Derneği iş birliğinde hayata geçirilen Glütensiz Mutfak, Ulupark'ta hizmet vermeye başladı. Çölyak hastaları ve glütensiz beslenmeyi tercih eden vatandaşlara güvenli gıda seçenekleri sunan merkez, aynı zamanda vatandaşların bir araya gelerek sosyalleşmesine de imkan sağlıyor. </p><p>Glütensiz ürünlere erişimde yaşanan sıkıntıların önüne geçmek amacıyla hayata geçirilen Glütensiz Mutfak'ta tosttan mantıya, makarnadan pizzaya, baklavadan simide kadar çok sayıda ürün bulunuyor. Ürünlerin glütensiz beslenme konusunda hassasiyet gösterilen bir ortamda hazırlanması, özellikle çölyak hastaları ve aileleri açısından önem taşıyor. </p><p>'Burada glütensiz besleniyor, sosyalleşiyoruz' </p><p>Çölyak Organik Beslenme Derneği Başkanı Haşim Şivecan, Glütensiz Mutfağın çölyak hastaları açısından önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini belirterek, 'Manisa'da yaşayan çölyaklıların dışarıda yemek konusunda yaşadığı sorunları Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu'ya ilettiğimizde bize böyle bir yer imkanı sağladı. Çok teşekkür ediyoruz. Bizim için çok büyük bir nimet. Çünkü daha önce dışarıda güvenle yemek yiyebileceğimiz ve sosyalleşebileceğimiz bir alan yoktu. Burada glütensiz besleniyor, karnımızı doyuruyor ve sağlıklı besleniyoruz. Aynı zamanda çocuklarımızın sosyalleşebileceği bir alan oluştu' dedi. </p><p>Üretim ve satışın ayrı bir yerde yapılmasının kendileri açısından güvenli üretim anlamına geldiğini ifade eden Şivecan, 'Kadınlarımızın ve çölyaklı annelerin bir araya gelebileceği böyle bir alanın olması da çok kıymetli. Bu projenin Türkiye'ye örnek olmasını ve ilçelerde de benzer kafelerin açılmasını istiyoruz' diye konuştu. </p><p>İki yıldır çölyak hastası olduğunu belirten Kevser Reka ise dışarıda yemek yiyebilecekleri mekan bulmakta zorlandıklarını söyledi. Glütensiz Mutfağın kendilerini mutlu ettiğini ifade eden Reka, 'Böyle bir yerin açılması beni çok mutlu etti. Buradaki ürün çeşitliliği de yeterli. Karışık tost, mantı, makarna, pizza, baklava ve simit var. Çölyaklıların buraya sahip çıkması gerekiyor. Böyle yerler çok fazla bulunmuyor, devamının gelmesini isterim' ifadelerini kullandı. </p><p>Sekiz yıldır çölyak hastası olduğunu belirten Sudenaz Bal da glütensiz ürünlere erişimin geçmişe göre arttığını dile getirerek, 'Çölyak hastası olduğum için dışarı çıktığımda yemek yiyebileceğimiz alanlar çok kısıtlı. İlk başlarda çok fazla ürün bulunmuyordu ancak belediyemizin yaptığı çalışmalar sayesinde artık daha fazla ürüne ulaşabiliyoruz. Karışık tost sipariş ettim ve yaklaşık 7-8 dakikada hazırlanıyor. Çölyak hastaları için geliştirilen bu hizmetten memnunuz. Özellikle çocuklar için çok güzel bir hizmet oldu' dedi. </p><p>'Yemek herkes için basit ama bizim için çok önemli' </p><p>Kızı Asya Omay Başpınar ile birlikte Glütensiz Mutfağa gelen Ceren Başpınar ise projenin özellikle çocuklu aileler açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Kızına 3 yaşında çölyak tanısı konulduğunu belirten Başpınar, 'Gittiğimiz mekanlarda glüten konusunda yeterli bilgi ve hassasiyet olmadığını görüyorduk. Çocuk söz konusu olduğunda dışarı çıktığımızda yiyecek bir şey bulamamak, bir anne ve baba için çok zor. Kendimiz yemesek bu kadar üzülmeyiz ama çocuğumuzun canı çektiğinde ona bir şey bulamadığımızda yaşadığımız sıkıntıyı biz biliyoruz' diye konuştu. </p><p>Glütensiz Mutfağın bu anlamda önemli bir hizmet olduğunu ifade eden Başpınar, 'Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Çölyak Derneğinin birlikte hayata geçirdiği Glütensiz Mutfak da bunun güzel örneklerinden biri. Yemek herkes için basit ama bizim için çok önemli bir şey' dedi. </p><p>Oğlunun çölyak hastası olduğunu belirten Miyase Karakaya da glütensiz gıdaya ulaşmanın aileler için büyük önem taşıdığını söyledi. Karakaya, 'Hastaneye geliyoruz, işimiz bitiyor, bu kez 'Çocuğa ne yedireceğim?' diye düşünmeye başlıyorum. Böyle bir yerin olduğunu duyunca buraya gelmek bizim için çok güzel oldu. Çölyaklıların en önemli problemi diyet. Çok sıkı bir diyet uygulamak gerekiyor ve bu gerçekten zor' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bazı ürünleri kendisinin hazırlayamadığını veya bulmakta zorlandığını anlatan Karakaya, 'Derneklerimiz bu konuda imdadımıza yetişiyor ve çocuğumuzun hayatını kolaylaştırıyor. Glütensiz Mutfak da çölyak denizinde bize atılan bir can simidi gibi. Büyükşehir Belediyesinin hizmetlerini takdir ediyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Manisa</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/manisada-colyak-hastalari-icin-glutensiz-mutfak-hizmete-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:07:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/manisada-colyak-hastalari-icin-glutensiz-mutfak-hizmete-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="97174"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okula zor alışan çocuklara 'kademeli ayrılık' süreci önerisi]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/okula-zor-alisan-cocuklara-kademeli-ayrilik-sureci-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/okula-zor-alisan-cocuklara-kademeli-ayrilik-sureci-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Psikiyatri Uzmanı Dr. Ayşe Nursena Işın, her çocuğun uyum sürecinin ve öğrenme hızının farklı olduğunu söyleyerek, okula yeni başlayacak olan ve uyum sürecinde zorlanan çocukların ailelerine kademeli ayrılık süreci önerdiklerini dile getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Psikiyatri Uzmanı Dr. Ayşe Nursena Işın, her çocuğun uyum sürecinin ve öğrenme hızının farklı olduğunu söyleyerek, okula yeni başlayacak olan ve uyum sürecinde zorlanan çocukların ailelerine kademeli ayrılık süreci önerdiklerini dile getirdi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kayseri Devlet Hastanesi bünyesinde hizmet veren Çok Disiplinli Çocuk Ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi'nde (ÇÖZGEM) görevli Çocuk Psikiyatri Uzmanı Dr. Ayşe Nursena Işın, uyum haftası öncesinde velilere önerilerde bulundu. Velilerin kendi kaygılarını da yönetmeleri gerektiğini kaydeden Işın, 'Öncelikle velilere biraz biz kendi kaygılarını yönetmelerini öneriyoruz. Çünkü bazen veliler öğrencilerden daha kaygılı olabiliyor. Okul süreci başlamadan önce çocuklarıyla okuldan ne bekledikleri, okulla ilgili kaygıları, endişeleri konusunda bir konuşma yapmalarını öneriyoruz. Bu kaygıları anlayışla karşılamaları, kesinlikle küçümsememeleri, anlayışla dinlemelerini ve bu konuda destek olmalarını öneriyoruz. Velilerin şunu bilmesinde de fayda var. Her çocuğun uyum süreci ve öğrenme hızı farklı. Bazı aileler diğer akranlarıyla kıyaslama sürecine girebiliyor. Bunu önermiyoruz. Genellikle daha başarı odaklı değil, çocuğun çabasını ödüllendirerek, çocuğun sürecine odaklanarak bir süreç geçirmelerini öneriyoruz. Burada biraz şunu önemsemekte fayda var; çocuğu akademik olarak okula hazırlamaktan ziyade aslında önemli olan biraz da duygusal olarak okula hazırlamak. Bu tarz tutumların da duygusal olarak okula hazırlamakta faydalı olacağını düşünüyorum. Okul hazırlıkların kapsamında okul alışverişi yapmak, çocuğun nerede ders çalışacağını belirlemek, ona bir ortam hazırlamak olabilir. Bu tarz konularda çocuklarının fikirlerini almaları, karar süreçlerinde onlara da söz hakkı tanımaları çocuğun hem öz yeterlilik duygusunu geliştirecek hem de kendini okula başlarken daha güvende hissetmesini sağlayacak ve daha kolay bir adaptasyon süreci sağlayacaktır' ifadelerini kullandı. </p><p>'Çocuğun kafasındaki bu belirsizliği gidermek gerekiyor' </p><p>Işın, velilerin durumu öğrencilere güzel bir şekilde aktarmaları gerektiğini kaydederek, uyum sürecinde zorluk yaşayan öğrencilerin velilerine de 'kademeli ayrılık' süreçlerini önererek, 'Özellikle küçük yaşta çocuğu olan velilerimize de okula başlarken yaşayacakları ayrılık krizlerinde şunu önerebiliriz. Çocuğa öncelikle o okuldayken nerede olacağını anlatmaları gerekiyor. 'Sen okula gideceksin, ben de işime gideceğim' ya da 'ben de evde bunu yapacağım' demeleri gerekir. Özellikle çocuğun kafasındaki bu belirsizliği gidermek gerekiyor. Bazen çocuklar yine de inatlaşabiliyor, ısrar edebiliyor, ağlayabiliyor. Bu noktada da net ve kararlı bir tutumla kendi duygumuzu, kendi endişemizi çocuğa yansıtmadan yumuşak, sakin bir dille burada kalması gerektiğini, artık okulunun başladığını, diğer arkadaşlarının da ona eşlik edeceğini anlatmak gerekiyor ve bir ayrılık yaptıktan sonra sonra bu süreci biraz uzatmamak gerekiyor. Bazen yine de aileler sıkıntı yaşıyor. O zaman kademeli ayrılık süreçleri önerebiliyoruz. Örneğin bir hafta aile sınıfın kapısında bekleyebiliyor, bunun bilgisi çocuğa veriliyor. 'Bir hafta bekleyeceğim, daha sonra bir hafta işte bahçede bekleyeceğim, daha sonra öğretmenim bir hafta beni arayacak, istediğin zaman ulaşım sağlayacak ama daha sonra böyle olmayacak ve okul kurallarına uyum sağlamanı bekleyeceğiz' gibi kademeli bir ayrılık süreci de önerebiliyoruz. Çok ileri düzeylerde, çocukta bir kaygı bozukluğu oluştuğu durumlarda da kesinlikle bir çocuk psikiyatri muayenesiyle gerekli müdahalelerin yapılmasını öneriyoruz' diye konuştu. </p><p>'Yaz tatilinden okul dönemine geçiş bir rutin değişimi oluyor' </p><p>Çocuklara da önerilerde bulunan Ayşe Nursene Işın, 'Yaz tatilinden okul dönemine geçiş bir rutin değişimi oluyor. O yüzden uyku saatlerinin ve ekran sürelerinin okul düzenine göre ayarlanması gerekiyor. Bunu yaparken de biz yine kademeli olarak bir ayarlamaktan bahsediyoruz. Yani yatış ve kalkış saatlerinin 15-20'şer dakika günlük olarak geriye çekilme süreci. Çünkü biliyorsunuz uyku hem dikkat üzerinde hem öğrenme üzerinde hem de hafıza üzerinde olumlu etkileri var. Biyolojik saati bu şekilde okul öncesi dönemde ayarlamakta fayda var. Yine ekran süresinin fazlalığı öğrenme süreçlerini aksatabiliyor. O yüzden okula başlamadan önce onu da kademeli olarak azaltmakta fayda var. Çocuklar yoğun bir akademik sürece giriyor. Buna da zihinsel hazırlık olarak yine 1-2 hafta öncesinden 15-20 dakikalık bir eski konuları hatırlamak ya da bir kitap okuma gibi zihni hazırlayıcı aktivitelerin faydası olur' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kayseri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/okula-zor-alisan-cocuklara-kademeli-ayrilik-sureci-onerisi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:56:48 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/okula-zor-alisan-cocuklara-kademeli-ayrilik-sureci-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="83775"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Takvim yaşınız değişmez ama nasıl yaşlandığınızı değiştirebilirsiniz']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/takvim-yasiniz-degismez-ama-nasil-yaslandiginizi-degistirebilirsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/takvim-yasiniz-degismez-ama-nasil-yaslandiginizi-degistirebilirsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Takvim yaşının değişmeyeceğini ama yaşlanma sürecinin değiştirilebildiğini belirten Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Birkan İlhan, düzenli fiziksel aktiviteden yeterli protein alımına, kronik hastalıkların kontrolünden dengeli beslenmeye kadar pek çok faktörün yaşlanma sürecini etkileyebildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Takvim yaşının değişmeyeceğini ama yaşlanma sürecinin değiştirilebildiğini belirten Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Birkan İlhan, düzenli fiziksel aktiviteden yeterli protein alımına, kronik hastalıkların kontrolünden dengeli beslenmeye kadar pek çok faktörün yaşlanma sürecini etkileyebildiğini söyledi. </p><p>Yaş almak kaçınılmaz olsa da herkes aynı hızda ve aynı şekilde yaşlanmıyor. Aynı takvim yaşındaki iki kişinin fiziksel kapasitesi, kas gücü, metabolik sağlığı ve günlük yaşam bağımsızlığı birbirinden oldukça farklı olabiliyor. Liv Hospital Vadistanbul Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Birkan İlhan, sağlıklı yaşlanmanın yalnızca yaşam süresini değil, yaşamın ilerleyen dönemlerindeki sağlık ve fonksiyonel kapasiteyi de ilgilendirdiğine dikkat çekti. Düzenli fiziksel aktiviteden yeterli protein alımına, kronik hastalıkların kontrolünden dengeli beslenmeye kadar pek çok faktörün yaşlanma sürecini etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. İlhan, son yıllarda giderek daha fazla gündeme gelen 'biyolojik yaş' kavramı hakkında da bilgiler paylaştı. </p><p>'Aynı yaştaki iki kişinin sağlık durumu çok farklı olabilir' </p><p>Takvim yaşı ile biyolojik yaşın birbirinden farklı kavramlar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Birkan İlhan, 'Takvim yaşı doğduğumuz günden itibaren geçen süredir ve bunu değiştiremeyiz. Biyolojik yaş ise vücudumuzdaki organların, damarların, kasların ve metabolik sistemlerin ne ölçüde yaşlandığını ifade etmeye çalışan daha geniş bir kavramdır' dedi. </p><p>Bu nedenle aynı takvim yaşındaki iki kişinin sağlık ve fonksiyonel durumlarının birbirinden çok farklı olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. İlhan, geriatri biliminin 'tipik bir yaşlı insan yoktur' yaklaşımını benimsediğini belirterek, </p><p>'Bazı 80 yaşındaki bireylerin fiziksel ve zihinsel kapasiteleri çok daha genç kişilerle karşılaştırılabilirken, aynı yaştaki başka bir kişi günlük yaşam aktivitelerinde yardıma ihtiyaç duyabilir' şeklinde konuştu. </p><p>Biyolojik yaş testleri kesin sonuç veriyor mu? </p><p>Son yıllarda DNA metilasyonuna dayanan 'epigenetik saatler' ve biyolojik yaş testlerinin oldukça popüler hale geldiğini söyleyen Prof. Dr. İlhan, bu konuda temkinli olunması gerektiğine dikkat çekti. </p><p>Bu testlerin henüz günlük klinik uygulamada kişinin gerçek biyolojik yaşını kesin olarak gösteren standart testler olduğunu söylemenin doğru olmadığını belirten Prof. Dr. İlhan, buna karşılık biyolojik yaşlanmanın hızını etkileyebilecek faktörlerin oldukça iyi bilindiğini ifade etti. </p><p>'Nasıl yaşlandığımızı önemli ölçüde etkileyebiliriz' </p><p>Düzenli fiziksel aktivite, kas gücünün korunması, sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durmak ve yeterli uykunun daha sağlıklı yaşlanmanın önemli parçaları olduğunu belirten Prof. Dr. İlhan; hipertansiyon, diyabet, obezite ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasının da önem taşıdığını vurguladı. </p><p>Prof. Dr. İlhan, sağlıklı yaşlanmanın temel mesajını ise şöyle özetliyor: </p><p>'Takvim yaşımızı değiştiremeyiz ama nasıl yaşlandığımızı önemli ölçüde etkileyebiliriz.' </p><p>'İleri yaşta beslenmede hedef sadece kilo kontrolü değil' </p><p>Sağlıklı yaşlanmanın önemli bileşenlerinden birinin yeterli ve dengeli beslenme olduğunu belirten Prof. Dr. İlhan, ileri yaşta beslenmenin yalnızca kilo almamak üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizdi. </p><p>'Hatta bazı ileri yaştaki bireylerde istemsiz kilo kaybı ve yetersiz beslenme, fazla kilodan çok daha ciddi bir sağlık problemi haline gelebilir' diyen Prof. Dr. İlhan, sebze ve meyveler, tam tahıllar, kurubaklagiller, zeytinyağı, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri ile yeterli protein kaynaklarının bulunduğu Akdeniz tipi beslenme modelinin iyi bir temel oluşturduğunu belirti. Bu modele kırmızı et eklemenin de yerinde olacağını ifade etti. </p><p>İleri yaşta protein neden önemli? </p><p>İleri yaşta proteinin özellikle önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İlhan, Avrupa Klinik Nütrisyon ve Metabolizma Derneği'nin (ESPEN) yaşlı bireylerde günlük protein alımının en az yaklaşık 1 gram/kg/gün olmasını önerdiğini belirtti. </p><p>Sağlıklı yaşlı bireylerde çoğunlukla 1,0-1,2 g/kg/gün düzeylerinin hedeflenebileceğini ifade eden Prof. Dr. İlhan, akut veya kronik hastalık, malnütrisyon ya da artmış gereksinim durumlarında ihtiyacın 1,5 g/kg/gün gibi daha yüksek düzeylere çıkabileceğini söylüyor. </p><p>Örneğin 70 kilogramlık sağlıklı bir yaşlı birey için günlük protein gereksiniminin kabaca 70-84 gram civarında düşünülebileceğini belirten Prof. Dr. İlhan, bu kişinin zatürre nedeniyle hastaneye yatması durumunda ihtiyacın neredeyse 100 grama ulaşabileceğine dikkat çekiyor. Ancak özellikle ileri böbrek hastalığı bulunan kişilerde protein miktarının mutlaka bireyselleştirilmesi gerektiğini vurguladı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İleri yaşta malnütrisyon ve yetersiz sıvı alımına dikkat </p><p>ESPEN'in yaşlı bireylerin malnütrisyon açısından düzenli olarak taranmasını önerdiğini belirten Prof. Dr. İlhan, ileri yaştaki bireylerin yetersiz sıvı alımı açısından da risk altında olduğuna dikkat çekti. </p><p>Kalsiyum, D vitamini, B12 vitamini, demir ve folat gibi mikrobesin eksikliklerinin gerektiğinde araştırılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. İlhan, sağlıklı yaşlanma konusunda sık yapılan bir hataya da dikkat çekti. </p><p>'Sağlıklı yaşlanmak çok sayıda takviye kullanmak değildir' </p><p>Vitamin ve takviyelerin kontrolsüz kullanımının sağlıklı yaşlanmayla eş anlamlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Birkan İlhan, şu uyarıda bulundu: </p><p>'Sağlıklı yaşlanmak çok sayıda vitamin ve takviye kullanmak anlamına gelmez. Eksiklik veya tıbbi gereklilik olmadığı halde gelişigüzel takviye kullanmanın yaşam süresini uzattığını gösteren güçlü bilimsel kanıt bulunmamaktadır.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/takvim-yasiniz-degismez-ama-nasil-yaslandiginizi-degistirebilirsiniz</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:57:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/takvim-yasiniz-degismez-ama-nasil-yaslandiginizi-degistirebilirsiniz.jpg" type="image/jpeg" length="87691"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Havada, karada ve denizde 7 gün 24 saat acil sağlık hizmeti]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/havada-karada-ve-denizde-7-gun-24-saat-acil-saglik-hizmeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/havada-karada-ve-denizde-7-gun-24-saat-acil-saglik-hizmeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havada, karada ve denizde 7 gün 24 saat hizmet veren acil sağlık hizmetleri, GÖKBEY'in envantere katılmasıyla etkisini artıracak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havada, karada ve denizde 7 gün 24 saat hizmet veren acil sağlık hizmetleri, GÖKBEY'in envantere katılmasıyla etkisini artıracak. </p><p>Acil sağlık hizmetlerinde kritik rol üstlenen ambulanslar Türkiye'nin dört bir yanında vatandaşlara hizmet veriyor. Kara ambulanslarının yanı sıra ulaşımın zor olduğu bölgelerde hava ve deniz ambulanslarıyla hastalara ulaşılıyor. Sağlık filosunda 6 binin üzerinde kara ambulansı, 7 adet deniz ambulansı, 15 helikopter ve 2 adet uçak ambulansı yer alıyor. Yerli ve milli helikopter ambulansı GÖKBEY'in ise yıl sonu envantere katılması bekleniyor. </p><p>Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Eray Çınar, ülke genelinde 7 gün 24 saat havada, karada ve denizde hizmet verdiklerini belirterek '6 binin üzerinde kara ambulansımızla bu hizmeti vermekteyiz. 3 bin 600'ün üstünde de Acil Sağlık Hizmetleri istasyonumuz mevcut. 6 binin üzerindeki kara ambulanslarımızın özellikle 500 tanesi özel donanımlı dediğimiz vakaları özel olarak donatılmış ambulanslarla bu hizmeti vermekteyiz. Deniz ambulanslarımızda ise 4 farklı ilimizde İstanbul, Çanakkale, Balıkesir ve Muğla illerimizde 7 adet deniz ambulansımızla yine bu hizmetimizi vermekteyiz. Hava ambulanslarımızda ise 15 adet helikopter ambulansımız, 2 adet uçak ambulansımızla özellikle bulunduğu bölgede tedavisi yapılamayan ileri merkez tedavi gerekliliği olan hastalarımız içinde yine hizmet vermekteyiz' açıklamasında bulundu. </p><p>'Her yıl filomuzu yeniliyoruz, gençleştiriyoruz' </p><p>Ambulans sayılarının yanı sıra 112 istasyonlarının coğrafi konumlanmasının da önemli olduğuna dikkati çeken Çınar, 'Doğru konumlanma, trafik yoğunluğunun, nüfus yoğunluğunun, afet riskinin olduğu alanlar gibi geniş çaplı değerlendirdiğimiz zaman bizim için önemli olan vakaya en hızlı şekilde ulaşmak ve en uygun ambulansla ulaşmak ve yine ilk müdahalesini yaptıktan sonra hızlı bir şekilde tedavisinin gerçekleştirilebileceği en yakın sağlık tesisine naklini sağlamak. Bu yüzden biz bu işi yaparken sadece ambulans sayısının yeterliliğine bakmıyoruz. Bütün bu kriterleri total olarak değerlendiriyoruz. Bunları yaparken de her yıl filomuzu yeniliyoruz, gençleştiriyoruz. Sürekli de filomuza yeni ambulanslarımızı katıyoruz' ifadelerini kullandı. </p><p>'Yıllık 7 milyon vatandaşımıza hizmet sunuyoruz' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ambulansların hangi durumlarda kullanıldığına ilişkin bilgi veren Çınar, sözlerini şöyle sürdürdü: </p><p>'112 acil çağrı merkezlerine gelen çağrılarda yıllık 7 milyon vaka var. Yıllık 7 milyon vatandaşımıza bu hizmeti sunuyoruz. Burada da özellikle acil durumlarda kara ambulanslarımızla ilk müdahalelerimizi yapıp nakli sağlıyoruz. Kara ambulanslarımızda özellikle inme vakaları, solunum sıkıntısı vakaları, kalp krizi vakaları, trafik kazaları, yaralanmalar gibi acil durumlarda olan vatandaşlarımıza ilk sağlık hizmetini, acil sağlık hizmetini sunup sağlık tesislerine naklini sağlıyoruz. Aynı zamanda trafiğin yoğun olduğu alanlarda vakalara hızlı erişebilmek için motosiklet ambulanslarımızı kullanıyoruz. Kıyı şeridinde özellikle adalarda nakil gerçekleşmesi durumunda yine deniz ambulanslarımızı kullanıyoruz. Özellikle coğrafi zor şartlar, karlı iklim şartlarında yine kar paletli ambulanslarımız, snowtrack ambulanslarımız var, onları kullanıyoruz. İleri düzeyde bakım gerektiren hastalar için yoğun bakım ambulanslarımız var. Acil tedavi ihtiyacı olan ve bulunduğu yerde tedavisi mümkün olmayan ileri tetkik tedavi gerekliliği olan durumlarda yine özellikle uçak ambulanslarımızı ve helikopter ambulanslarımızı kullanıyoruz. 7 gün, 24 saat hem karada hem havada hem denizde bir yıl içerisinde yaklaşık 7 milyon vakamıza müdahale ediyoruz, nakilleri gerçekleştiriyoruz.' </p><p>'GÖKBEY'i envanterimize kattıktan sonra kapasitemiz büyüyecek' </p><p>GÖKBEY hava ambulansının da yıl sonuna kadar envantere katılmasının beklendiğini söyleyen Çınar, şunları kaydetti: </p><p>'GÖKBEY ile ilgili yerli milli helikopterimiz, kendi mühendislerimizin kendi teknolojilerimizle ürettiğimiz ve gerçekten bize güç katacak bir helikopter ambulansımız, yerli helikopterimiz. Bununla ilgili heyecanımız üst düzey ve yıl sonuna kadar envanterimize katmış olacağız. GÖKBEY'i envanterimize kattıktan sonra kapasitemiz büyüyecek. Çünkü aynı anda iki hasta transferi sağlayabileceğiz. Daha uzun menzilli uçuşlar gerçekleştirebileceğimiz için daha uzun menzilli nakilleri de yine GÖKBEY helikopter ambulanslarımızla gerçekleştirebileceğiz. Bu yüzden bizim havadaki filomuz ciddi manada güçlenecek ve bir esneklik katacak. Biraz daha artık bundan sonrasında elimiz daha güçlü olacak hem de yerli milli helikopterimize bu hizmeti sunmuş olacağız. Onun da gururunu yaşayacağız.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/havada-karada-ve-denizde-7-gun-24-saat-acil-saglik-hizmeti</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:36:16 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/havada-karada-ve-denizde-7-gun-24-saat-acil-saglik-hizmeti.jpg" type="image/jpeg" length="84618"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı açıkladı: 'Her prostat büyümesi ameliyat gerektirmez']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/uzmani-acikladi-her-prostat-buyumesi-ameliyat-gerektirmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/uzmani-acikladi-her-prostat-buyumesi-ameliyat-gerektirmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan yöntemlere değinen Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökçe, hastaların cinsel yaşama ilişkin kaygılarının doğru bilgilendirmeyle giderilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan yöntemlere değinen Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökçe, hastaların cinsel yaşama ilişkin kaygılarının doğru bilgilendirmeyle giderilmesi gerektiğini söyledi. </p><p>İlerleyen yaşla birlikte erkeklerde görülebilen prostat büyümesi, sık idrara çıkma ve idrar akışının zayıflaması gibi şikayetlerle yaşam kalitesini etkileyebiliyor. Medicana Sivas Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökçe, her prostat büyümesinin ameliyat gerektirmediğini belirterek tedavi yöntemleri ve hastaların cinsel yaşama ilişkin endişeleri hakkında bilgi verdi. </p><p>Prostatın özellikle 40-50 yaş sonrasında bazı erkeklerde büyüyebildiğini belirten Gökçe, prostat dokusunun idrar kanalını çevreleyecek şekilde büyümesinin çeşitli şikayetlere yol açabileceğini ifade etti. Zayıf idrar akımı, gece sık idrara kalkma, sık idrara çıkma, idrarı kesik kesik yapma, idrar yapmaya başlarken bekleme ve mesanenin tam boşalmadığı hissinin başlıca belirtiler arasında yer aldığını kaydetti. </p><p>Her prostat büyümesi ameliyat gerektirmiyor </p><p>Cerrahi tedavi kararının hastanın şikayetleri ve klinik durumuna göre verilmesi gerektiğini ifade eden Gökçe, 'İdrar çok zayıfsa, hastanın şikayetleri çoksa, hastaya sonda konmuşsa, idrar kesesi tam boşaltılamıyorsa veya ilaç tedavisine rağmen düzelme sağlanamıyorsa ameliyat gerekebilir. Prostat ameliyatında temel amaç, sonradan büyüyen ve adenom olarak adlandırılan dokunun çıkarılmasıdır' dedi. </p><p>Tedavi yöntemi hastaya göre belirleniyor </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Prostat büyümesinin cerrahi tedavisinde TUR, Plazmakinetik ve HOLEP gibi farklı yöntemlerin kullanılabildiğini aktaran Gökçe, TUR yönteminin iyi huylu prostat büyümesine bağlı idrar yapma güçlüğünün tedavisinde uzun yıllardır kullanılan kapalı bir ameliyat yöntemi olduğunu belirtti. HOLEP yönteminde ise prostat dokusunun lazer kullanılarak çıkarıldığını ifade etti. </p><p>Gökçe, 'Her yöntemin uygun olduğu vakalar vardır. Uygun hastaya doğru yöntemi uygulamak, hastanın tedavi sürecindeki konforunu artırmaktadır. Hastanın şikayetleri, prostatın büyüklüğü ve hasta talepleri, hangi yöntemle ameliyatın gerçekleştirileceği konusunda bize yol gösteriyor' ifadelerini kullandı. </p><p>Prostat ameliyatı gündeme geldiğinde erkeklerin önemli bir bölümünün cinsel yaşam konusunda endişe duyabildiğini belirten Gökçe, özellikle HOLEP tedavisine ilişkin kaygıların doğru bilgiler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. </p><p>Gökçe, 'Bu tür operasyonlarda erkekler cinselliğin etkileneceğini düşünebilir. Ancak meni kanallarına herhangi bir zarar verilmediği için meni gelmeye devam eder' dedi. </p><p>Prostat büyümesinin günlük yaşam konforunu önemli ölçüde etkileyebileceğini ifade eden Gökçe, tedavi sürecinde hastanın şikayetleri, prostatın büyüklüğü ve genel sağlık durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Gökçe, cinsel yaşama ilişkin kaygılar nedeniyle tedavinin ertelenmemesi ve uygun tedavi seçeneğinin hekimle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sivas, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/uzmani-acikladi-her-prostat-buyumesi-ameliyat-gerektirmez</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:28:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/uzmani-acikladi-her-prostat-buyumesi-ameliyat-gerektirmez.jpg" type="image/jpeg" length="96327"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sağlık yatırımı Kars'ta yükseliyor: 500 yataklı Bölge Hastanesi gün sayıyor]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/cumhurbaskani-erdoganin-saglik-yatirimi-karsta-yukseliyor-500-yatakli-bolge-hastanesi-gun-sayiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/cumhurbaskani-erdoganin-saglik-yatirimi-karsta-yukseliyor-500-yatakli-bolge-hastanesi-gun-sayiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kars'ta yapımı hızla devam eden 500 yataklı Kars Bölge Hastanesi, yükselen bloklarıyla kentin sağlık altyapısında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Yaklaşık 140 bin metrekare kapalı alana sahip olacak dev sağlık yatırımının tamamlanmasıyla Kars'ın yanı sıra çevre iller ve bölgedeki geniş bir nüfusa sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kars'ta yapımı hızla devam eden 500 yataklı Kars Bölge Hastanesi, yükselen bloklarıyla kentin sağlık altyapısında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Yaklaşık 140 bin metrekare kapalı alana sahip olacak dev sağlık yatırımının tamamlanmasıyla Kars'ın yanı sıra çevre iller ve bölgedeki geniş bir nüfusa sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor. </p><p>Kars'ta sağlık alanında hayata geçirilen en önemli yatırımlardan biri olan Bölge Hastanesi'nin inşaat çalışmaları planlanan takvim doğrultusunda sürüyor. Altı bloktan oluşan dev sağlık kompleksinin tamamlanmasıyla kentin sağlık hizmetlerinde önemli bir kapasite artışı yaşanması bekleniyor. </p><p>'4 milyar 741 milyon liralık dev yatırım' </p><p>Toplam proje maliyeti 4 milyar 741 milyon TL olan Kars Bölge Hastanesi, yaklaşık 140 bin metrekare kapalı alan üzerine inşa ediliyor. </p><p>Yoğun bakımlar dahil olmak üzere 500-550 yatak kapasitesine sahip olması planlanan hastane, yalnızca yatak kapasitesiyle değil, bünyesinde barındıracağı sağlık birimleriyle de bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmaya hazırlanıyor. </p><p>Haziran 2026 itibarıyla hastanenin kaba inşaatının yaklaşık yüzde 60'ının tamamlandığı belirtilirken, çalışmaların önümüzdeki süreçte de hız kesmeden devam etmesi bekleniyor. </p><p>'18 ameliyathane, 38 yoğun bakım yatağı' </p><p>Kars Bölge Hastanesi tamamlandığında bünyesinde 18 ameliyathane, 38 yoğun bakım yatağı, 14 doğum salonu ve 24 kreş odası bulunacak. </p><p>Hastanenin yaklaşık 140 poliklinikle hizmet vermesi planlanırken, modern sağlık hizmetlerinin tek çatı altında sunulması amaçlanıyor. </p><p>Projede yer alan hasta odalarının tek kişilik olarak planlanması ise sağlık hizmetlerinde konfor ve ihtiyaç halinde kapasitenin artırılabilmesi açısından dikkat çekiyor. </p><p>'Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a çok çok teşekkür ediyorum' </p><p>AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın, Bölge Hastanesi'nin Kars ve çevre iller açısından büyük önem taşıdığını belirterek, yatırımın hayata geçirilmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti. </p><p>Hastanenin fiziki özelliklerine ve olası olağanüstü durumlarda kapasitesinin artırılabilmesine dikkat çeken Adem Çalkın, </p><p>'6 Bloktan oluşan devasa bir devasa bir yatırım, hakikaten ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a çok çok teşekkür ediyorum, Allah razı olsun. Tabi yine Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'na çok çok teşekkür ediyorum. 140 bin metre kare alana kurulu, 140 bin metre kapalı alanı olan devasa bir bölge hastanesi inşa ediyoruz. Bu bölge hastanesini inşa ederken, tabi 500 yataklı olması ve her bir odanın tek bir hasta için kullanılabilmesi çok önemli bir ayrıntı, eğer ileride ihtiyaç olursa, Allah ihtiyaç vermesin ama tabi bir depremi yaşadık, pandemiyi yaşadık. İyi var, kötü gün var. 500 adayı 2 hasta yatırarak 25 metrekare büyüklüğünde bin hasta yatabilecek kapasiteye, hatta daha yüksek kapasiteye çıkarabilecek bir hastane. 18 ameliyathanesi var, 140 polikliniği var. Devasa bir hastane yapıyoruz' dedi. </p><p>'Burası isminden de anlaşıldığı gibi bölgeye hitap edecek' </p><p>Kars Bölge Hastanesi'nin yalnızca kent merkezine hizmet veren bir sağlık kuruluşu olarak değil, çevre illeri de kapsayan bölgesel bir sağlık merkezi olarak planlandığını ifade eden Çalkın, Kars'ın sağlık alanında bölgenin öncü kentlerinden biri haline getirilmesinin hedeflendiğini söyledi. </p><p>Çalkın, 'Burası isminden de anlaşıldığı gibi bölgeye hitap edecek. Ardahan, Iğdır, Kars, Nahçıvan, açılırsa kapı Ermenistan, Artvin'in bir kesimi, Ağrı'nın ilçeleri biz burada bir bölge oluşturmaya çalışıyoruz. Zaten son atamalara bakarsanız doktor atamalarına, ilk defa bölge de olmayan çocuk endokrini, çocuk kardiyoloji, nevroloji bunlar gibi birçok dalda atamalar oldu. Biz artık Kars'ı bölge haline getirme planımız var, hedefimiz var. Hiçbir ille yarışmıyoruz, bu ilde bu var, şu ilde bu var demiyoruz. Bizim kendi ilimiz bizi ilgilendiriyor. Buradaki TRA2 Bölgesi'nde de Kars öncü ildir ve biz Kars'ı bölge yapmaya çalışıyoruz' diye konuştu. </p><p>'Kars'ın sağlık hizmetlerinde yeni dönem' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kars Bölge Hastanesi'nin tamamlanmasıyla birlikte özellikle ileri branşlarda sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve vatandaşların başka illere sevk edilme ihtiyacının azaltılması hedefleniyor. </p><p>Hastanenin geniş fiziki kapasitesi, çok sayıda ameliyathane ve poliklinik alanı, yoğun bakım üniteleri ve doğum salonlarıyla Kars'ın sağlık altyapısına önemli katkı sunması bekleniyor. </p><p>Özellikle çevre illerden gelecek hastalara da hizmet verecek şekilde tasarlanan proje, Kars'ın sağlık alanında bölgesel merkez olma hedefinin önemli adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. </p><p>'500 yatak kapasitesi gerektiğinde artırılabilecek' </p><p>Hastanenin dikkat çeken özelliklerinden biri ise normal şartlarda 500 yatak kapasitesiyle hizmet vermesinin yanı sıra, olağanüstü durumlarda mevcut fiziksel imkanların daha etkin kullanılmasıyla yatak kapasitesinin artırılabilecek şekilde planlanması. </p><p>Deprem, salgın hastalıklar ve benzeri olağanüstü durumlarda sağlık tesislerinin kapasitesinin kısa sürede artırılabilmesinin önemine dikkat çekilirken, Kars Bölge Hastanesi'nin bu ihtiyaca cevap verecek şekilde tasarlandığı ifade ediliyor. </p><p>'Kars sağlıkta bölgesel merkez olma yolunda' </p><p>Kars'ta inşaatı devam eden Bölge Hastanesi, yalnızca yeni bir sağlık tesisi yatırımı olarak değil, kentin bölgesel sağlık merkezi haline getirilmesi hedefinin de önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. </p><p>Yaklaşık 140 bin metrekare kapalı alanı, 500-550 yatak kapasitesi, 18 ameliyathanesi ve 140 poliklinik alanıyla hizmete girmesi planlanan hastanenin tamamlanmasıyla birlikte Kars'ın sağlık hizmetlerindeki kapasitesinin önemli ölçüde yükselmesi bekleniyor. </p><p>İnşaat çalışmalarının tamamlanmasının ardından hastanenin hizmete girmesiyle Kars'ın yanı sıra Ardahan, Iğdır, Ağrı'nın bazı ilçeleri, Artvin'in bir bölümü ve bölgedeki diğer yerleşimlerden gelecek vatandaşlara da daha kapsamlı sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kars</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/cumhurbaskani-erdoganin-saglik-yatirimi-karsta-yukseliyor-500-yatakli-bolge-hastanesi-gun-sayiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:05:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/cumhurbaskani-erdoganin-saglik-yatirimi-karsta-yukseliyor-500-yatakli-bolge-hastanesi-gun-sayiyor.jpg" type="image/jpeg" length="86359"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mersin'de diş tedavisinde yapay zeka ve sanal gerçeklik dönemi]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/mersinde-dis-tedavisinde-yapay-zeka-ve-sanal-gerceklik-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/mersinde-dis-tedavisinde-yapay-zeka-ve-sanal-gerceklik-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi, yapay zeka destekli 3 boyutlu tomografi, sanal gerçeklik simülatörü ve yenilenen laboratuvarlarıyla teknolojik altyapısını güçlendirdi. Yaklaşık 80 bin hastaya hizmet verilen hastanede bugüne kadar 2 bin 300 cerrahi operasyon gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi, yapay zeka destekli 3 boyutlu tomografi, sanal gerçeklik simülatörü ve yenilenen laboratuvarlarıyla teknolojik altyapısını güçlendirdi. Yaklaşık 80 bin hastaya hizmet verilen hastanede bugüne kadar 2 bin 300 cerrahi operasyon gerçekleştirildi. </p><p>Mersin Üniversitesi (MEÜ) Diş Hekimliği Hastanesi, yeni laboratuvarları ve son teknoloji cihazlarıyla sağlık hizmetleri ile diş hekimliği eğitimindeki imkanlarını geliştirdi. 15 bin metrekare kapalı alanda 160 son teknoloji ünite ve 110 kişilik akademik kadroyla hizmet veren hastanede bugüne kadar yaklaşık 80 bin hastaya hizmet sunulurken, 2 bin 300 cerrahi operasyon gerçekleştirildi. MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, yapay zeka destekli 3 boyutlu tomografiden sanal gerçeklik simülatörüne kadar hastaneye kazandırılan yeni teknolojiler hakkında bilgi verdi. </p><p>'80 bine yakın hastamıza hizmet verdik' </p><p>MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, Diş Hekimliği Hastanesinin fiziki ve akademik kapasitesine ilişkin bilgi vererek, 'Diş Hekimliği Hastanemiz 15 bin metrekarelik kapalı alanı, 160 adet son teknoloji ünitesi ve 110 kişilik güçlü bir akademik kadroyla hizmet veriyor. Hastanemizde bugüne kadar 80 bine yakın hastamıza şifa dağıtırken, 2 bin 300 cerrahi operasyon gerçekleştirerek vatandaşlarımızın sağlıklı gülüşlerine vesile olduk. Tabii bu başarı tesadüf değil. Arkasında muazzam bir teknolojik altyapı ve vizyon var' dedi. </p><p>'Yapay zeka destekli bir teşhis üssü' </p><p>Radyoloji birimine 3 Boyutlu Dental Volümetrik Tomografi cihazı kazandırdıklarını belirten Yaşar, 'Bu sadece bir röntgen cihazı değil, yapay zeka destekli bir teşhis üssü. Bu sistem sayesinde kemik yapısını, sinirleri ve hastalıklı dokuları mikron düzeyinde, üç boyutlu olarak görüntülüyoruz. Yapay zeka algoritmaları saniyeler içinde analiz yapıyor ve hekimimizin hata payını sıfıra indiriyor. Ultra düşük doz çekim protokolleri ile hastalarımız daha az radyasyona maruz kalıyor' diye konuştu. </p><p>'Sanal gerçeklikle risksiz cerrahi pratik yapıyorlar' </p><p>Hastaneye Haptik Geri Bildirimli VR Simülatörü de kazandırıldığını ifade eden Yaşar, 'Öğrencilerimiz ve asistanlarımız sanal gerçeklik gözlüklerini takıp, sanki gerçek bir hastanın kemiğine dokunuyormuş gibi o doku direncini birebir hissederek risksiz cerrahi ameliyat pratikleri yapıyorlar. Öğrencilerimizin hastayla karşılaşmadan önce klinik pratiklerini geliştirdikleri Preklinik Laboratuvarımızı da baştan aşağı yeniledik. Birebir insan anatomisine uygun yapay hasta başlarının bulunduğu bu laboratuvarda, hocamızın yaptığı mikroskobik bir müdahale bile anında her öğrencinin önündeki dijital ekrana yansıyor' şeklinde konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Hastalar tedavi sürecini ekrandan izleyebiliyor' </p><p>Kliniklerde kullanılan yeni sistemlere de değinen Yaşar, 'Kliniklerimizde enfeksiyon riskini tamamen ortadan kaldıran otomasyon sistemleri ve tedavi koltuklarına entegre dijital ekranlarımız var. Hasta koltuğa oturduğunda kendi tedavi sürecini ağız içi kameralarla ekranından izleyebiliyor. Yapay zeka destekli teşhisten, sanal gerçeklikle cerrahi eğitime kadar dünya standartlarında teknolojiyi Mersin ve bölge halkımızın hizmetine sunmuş durumdayız' diyerek sözlerini tamamladı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/mersinde-dis-tedavisinde-yapay-zeka-ve-sanal-gerceklik-donemi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:01:10 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/mersinde-dis-tedavisinde-yapay-zeka-ve-sanal-gerceklik-donemi.jpg" type="image/jpeg" length="39921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okul döneminde çocuklar için '60 dakika hareket' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/okul-doneminde-cocuklar-icin-60-dakika-hareket-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/okul-doneminde-cocuklar-icin-60-dakika-hareket-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte çocukların günlük hareket düzeyinin azalabileceğine dikkat çekti. Ders saatleri, servis yolculukları, ödevler ve ekran karşısında geçirilen sürenin çocukları uzun süre hareketsiz bırakabileceğini belirten Heybet, 'Çocuğun hareket etmesi eğitimden alınan zaman olarak değil, sağlıklı büyümenin ve kaliteli öğrenmenin bir parçası olarak görülmeli' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte çocukların günlük hareket düzeyinin azalabileceğine dikkat çekti. Ders saatleri, servis yolculukları, ödevler ve ekran karşısında geçirilen sürenin çocukları uzun süre hareketsiz bırakabileceğini belirten Heybet, 'Çocuğun hareket etmesi eğitimden alınan zaman olarak değil, sağlıklı büyümenin ve kaliteli öğrenmenin bir parçası olarak görülmeli' dedi. </p><p>Okulların açılmasıyla birlikte çocukların yaz aylarındaki daha serbest günlük düzeninin yerini ders saatleri, servis yolculukları, ödevler ve daha planlı bir yaşam alacağını belirten Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, yaz döneminde yüzme, oyun, yürüyüş ve açık hava aktiviteleriyle kazanılan hareket düzeyinin okul döneminde de korunmasının önemli olduğunu söyledi. </p><p>Güncel bilimsel çalışmaların okul çağındaki çocukların günün önemli bir bölümünü oturarak geçirebildiğini gösterdiğini aktaran Heybet, özellikle yaş ilerledikçe fiziksel aktivitenin azalabildiğine dikkat çekti. </p><p>'Günde ortalama en az 60 dakika hareket öneriliyor' </p><p>Dünya Sağlık Örgütünün 5-17 yaş arasındaki çocuk ve gençler için gün içerisinde ortalama en az 60 dakika orta veya yüksek şiddette fiziksel aktivite önerdiğini hatırlatan Heybet, fiziksel aktivitenin yalnızca spor salonunda yapılan egzersizlerden ibaret olmadığını belirtti. </p><p>Heybet, 'Yürümek, koşmak, bisiklete binmek, arkadaşlarla hareketli oyunlar oynamak, beden eğitimi dersine aktif katılmak ve teneffüslerde hareket etmek de günlük fiziksel aktivitenin bir parçasıdır. Burada önemli olan hareketin günün doğal akışına yerleşmesidir' ifadelerini kullandı. </p><p>Spor yapması, gün boyu oturabileceği anlamına gelmiyor </p><p>Çocukların yeterince hareket etmesi kadar uzun süre kesintisiz oturmamasının da önemli olduğunu vurgulayan Heybet, 'Bir çocuk akşam futbol antrenmanına gidiyor olabilir ancak günün geri kalanını sınıfta, serviste, ödev başında ve ekran karşısında oturarak geçirebilir. Bu nedenle yalnızca yaptığı spora değil, günün toplamında ne kadar hareket ettiğine ve ne kadar süre hareketsiz kaldığına bakmak gerekiyor' dedi. </p><p>Araştırmalarda okul çağındaki çocukların okulda geçirdikleri zamanın önemli bölümünü oturarak geçirebildiklerinin görüldüğünü kaydeden Heybet, özellikle ergenlik döneminde hareketsiz geçirilen sürenin artabildiğini söyledi. </p><p>Türkiye'de çocuk ve gençlerin hareketlerinin özel cihazlarla takip edildiği çalışmalarda da yaş ilerledikçe hareketsizliğin arttığı ve fiziksel aktivitenin azaldığının gözlendiğini belirten Heybet, çocukların hareket ihtiyacının yalnızca okul sonrası spor etkinliklerine bırakılmaması gerektiğini ifade etti. </p><p>Tenefüsler hareket için önemli bir fırsat </p><p>Okulların doğru planlandığında çocukların günlük fiziksel aktivitesine önemli katkı sağlayabileceğine değinen Heybet, teneffüslerin, beden eğitimi derslerinin, okul bahçesindeki oyunların, sınıflar arasındaki hareketin ve uygun şartlarda okula yürüyerek gidip gelmenin bu açıdan önemli olduğunu söyledi. </p><p>Teneffüslerin yalnızca derslere verilen bir ara olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Heybet, şöyle devam etti: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Yapılan araştırmalarda ilkokul çocuklarının yalnızca teneffüslerde bile gün içerisinde yaklaşık 10-12 dakikalık hareketli aktivite yapabildiği gösteriliyor. Bu süre tek başına kısa görünebilir ancak gün boyunca biriken bütün hareketler birlikte değerlendirildiğinde önemli bir katkı oluşturuyor. Teneffüsler çocukların hareket etmesi, oyun oynaması ve sosyal etkileşim kurması için önemli fırsatlardır.' </p><p>Okul bahçelerinin çocukların güvenli şekilde koşabileceği ve oyun oynayabileceği biçimde düzenlenmesinin de hareketi desteklediğini belirten Heybet, çocukların sürekli 'koşma, oynama, otur' şeklinde kısıtlandığı bir ortam yerine güvenli hareketin teşvik edilmesinin daha yararlı olabileceğini söyledi. </p><p>Kısa hareket molaları dikkati destekleyebilir </p><p>Son yıllarda ders sırasında yapılan kısa hareket molalarının da bilimsel araştırmaların konusu olduğunu belirten Heybet, çocukların uzun süre aynı pozisyonda oturması yerine derslerin arasına birkaç dakikalık ayağa kalkma, gerinme, yürüme veya basit hareketlerin eklenebileceğini ifade etti. </p><p>Ağustos 2026'da yayımlanan ve çocuklar üzerinde gerçekleştirilen çok sayıda araştırmanın sonuçlarını birlikte değerlendiren güncel bir çalışmaya işaret eden Heybet, 'Bulgular, ders içerisine yerleştirilen kısa hareket molalarının çocukların dikkatini ve bazı zihinsel becerilerini destekleyebileceğini gösteriyor. Özellikle yaklaşık 5-15 dakika süren kısa hareket etkinlikleri olumlu sonuçlarla ilişkilendiriliyor. Ancak her çocuk ve her sınıf için kesin bir süre belirlemek henüz mümkün değil' dedi. </p><p>Hareket, dersten kaybedilen zaman olarak görülmemeli </p><p>Veliler ve öğretmenlerin 'Çocuk hareket ederse dersten geri kalır mı?' şeklinde kaygı yaşayabildiğini belirten Heybet, mevcut araştırmalarda kısa hareket molalarının akademik başarıyı olumsuz etkilediğine ilişkin güçlü bir kanıt bulunmadığını söyledi. </p><p>Heybet, 'Aksine bazı çalışmalarda çocukların hareket sonrasında derse daha iyi odaklandıkları ve sınıf içindeki davranışlarının olumlu yönde değiştiği görülüyor. Bazı araştırmalarda matematik ve genel akademik başarı açısından da küçük olumlu etkiler bildiriliyor. Bu nedenle hareket için ayrılan birkaç dakikayı eğitimden kaybedilen zaman olarak değil, çocuğun yeniden derse hazırlanmasını sağlayan kısa bir yenilenme süresi olarak değerlendirmek daha doğru olabilir' diye konuştu. </p><p>Okula yürümek de günlük harekete katkı sağlıyor </p><p>Çocukların günlük hareketini artırabilecek bir diğer fırsatın okula ulaşım şekli olduğunu ifade eden Heybet, güvenli şartların bulunduğu bölgelerde okula yürüyerek veya bisikletle gidip gelmenin fiziksel aktiviteye katkı sağlayabileceğini belirtti. </p><p>Ancak bu konuda sorumluluğun yalnızca çocuklara ve ailelere yüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Heybet, kaldırımların durumu, trafik güvenliği, okulun eve uzaklığı ve çevrenin yürümeye uygunluğunun ailelerin tercihlerini doğrudan etkilediğini söyledi. İstanbul'da yapılan araştırmalarda da okul çevresinin özellikleriyle çocukların aktif ulaşım tercihleri arasında ilişki bulunduğunu kaydetti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/okul-doneminde-cocuklar-icin-60-dakika-hareket-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:49:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/okul-doneminde-cocuklar-icin-60-dakika-hareket-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="63341"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kapadokya'da balonlar rahim ağzı kanserine karşı farkındalık için havalandı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/kapadokyada-balonlar-rahim-agzi-kanserine-karsi-farkindalik-icin-havalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/kapadokyada-balonlar-rahim-agzi-kanserine-karsi-farkindalik-icin-havalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kapadokya'da gökyüzü bu kez rahim ağzı kanserine karşı farkındalık oluşturmak için renklendi. Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği (TRSGO) ve Türk Servikal Patoloji ve Kolposkopi Derneği (TRSCCP) tarafından, Avrupa Jinekolojik Onkoloji Derneği'nin (ESGO) desteğiyle düzenlenen Uluslararası Kolposkopi Kursu ve Sempozyumu, Nevşehir'de gerçekleştirildi. Avrupa Jinekolojik Kanser Önleme Derneği Başkanı ve Avrupa Jinekolojik Kanserli Hasta Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin, rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir kanser türü olduğuna dikkat çekerek, Kapadokya'da gerçekleştirdikleri balon etkinliğiyle farkındalık oluşturmak istediklerini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kapadokya'da gökyüzü bu kez rahim ağzı kanserine karşı farkındalık oluşturmak için renklendi. Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği (TRSGO) ve Türk Servikal Patoloji ve Kolposkopi Derneği (TRSCCP) tarafından, Avrupa Jinekolojik Onkoloji Derneği'nin (ESGO) desteğiyle düzenlenen Uluslararası Kolposkopi Kursu ve Sempozyumu, Nevşehir'de gerçekleştirildi. Avrupa Jinekolojik Kanser Önleme Derneği Başkanı ve Avrupa Jinekolojik Kanserli Hasta Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin, rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir kanser türü olduğuna dikkat çekerek, Kapadokya'da gerçekleştirdikleri balon etkinliğiyle farkındalık oluşturmak istediklerini söyledi. </p><p>Sempozyuma katılan Türk ve yabancı bilim insanları, Kapadokya'nın simgesi sıcak hava balonlarıyla gökyüzüne yükselerek rahim ağzı kanserinde erken tanı, HPV aşısı ve taramanın önemine dikkat çekti. Balonlardan açılan pankartlarla gökyüzünde görsel şölen oluşturulurken, etkinlik bölgedeki turistlerin ve vatandaşların da ilgisini çekti. </p><p>HPV ile mücadeleye dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte, balonlarla verilen mesajın yalnızca Türkiye'ye değil, dünyaya ulaştırılması hedeflendi. </p><p>'Kapadokya'da balonlarla farkındalık oluşturuyoruz' </p><p>Avrupa Jinekolojik Kanser Önleme Derneği Başkanı ve Avrupa Jinekolojik Kanserli Hasta Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin, rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir kanser türü olduğuna dikkat çekerek, Kapadokya'da gerçekleştirdikleri balon etkinliğiyle farkındalık oluşturmak istediklerini söyledi. </p><p>Gültekin, 'Rahim ağzı kanseri, önlenebilir ve ortadan kaldırılabilir bir kanserdir. Bu anlamda dünyada aşılama ve tarama programları çok önemli. Biz de Kapadokya'ya geldik. Avrupa Jinekolojik Onkoloji Derneği ile birlikte burada bir balon etkinliği gerçekleştirelim ve farkındalık oluşturalım istedik' dedi. </p><p>Dünyada yılda yüz binlerce kadına HPV ile bağlantılı kanser tanısı konulduğunu belirten Gültekin, Türkiye'de de her yıl yaklaşık 3-4 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konulduğunu ifade etti. </p><p>'İlk ülkeler arasında olabiliriz' </p><p>Türkiye'de rahim ağzı kanserine yönelik tarama programlarının başarılı şekilde sürdüğünü belirten Gültekin, HPV aşılamasının da yaygınlaşmasıyla hastalığın ortadan kaldırılması konusunda önemli bir noktaya gelinebileceğini söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Gültekin, 'Ülkemizde taramalar çok iyi gidiyor. Aşılama ile birlikte bunu daha da ileriye taşırsak rahim ağzı kanserlerini elimine etme sınırına yakınız. Birlikte rahim ağzı kanserlerini dünyada elimine eden ilk ülkeler arasında olabiliriz' diye konuştu. </p><p>Etkinliğe Avrupa'dan çok sayıda bilim insanının da katıldığını kaydeden Gültekin, 'Avrupa Jinekolojik Onkoloji Derneği yaklaşık 30-40 uzmanıyla birlikte bugün Türkiye'de, Kapadokya'da balonlarla uçacağız. Havada HPV'nin önlenebilir ve rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılabilir bir kanser olduğunu hep beraber vurgulayacağız. 'Kansere karşı el ele' diyoruz' ifadelerini kullandı. </p><p>Etkinliklerle hem bilimsel çalışmaların paylaşılması hem de rahim ağzı kanserine karşı toplumda farkındalığın artırılması hedeflendi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Nevsehir</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/kapadokyada-balonlar-rahim-agzi-kanserine-karsi-farkindalik-icin-havalandi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 07:42:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/kapadokyada-balonlar-rahim-agzi-kanserine-karsi-farkindalik-icin-havalandi.jpg" type="image/jpeg" length="66815"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elinden yaralanan hasta, helikopter ambulansla Malatya'ya sevk edildi]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/elinden-yaralanan-hasta-helikopter-ambulansla-malatyaya-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/elinden-yaralanan-hasta-helikopter-ambulansla-malatyaya-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunceli'nin Mazgirt ilçesinde el parmaklarından yaralanan 28 yaşındaki kadın, Tunceli Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahalesinin ardından ambulans helikopterle Malatya'ya sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tunceli'nin Mazgirt ilçesinde el parmaklarından yaralanan 28 yaşındaki kadın, Tunceli Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahalesinin ardından ambulans helikopterle Malatya'ya sevk edildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Olay, Tunceli'nin Mazgirt ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, el parmaklarından yaralanan 28 yaşındaki kadın için sağlık ekiplerine ihbarda bulunuldu. İhbar üzerine olay yerine ulaşan acil sağlık ekipleri tarafından hastaya ilk müdahale yapıldı. İlk müdahalenin ardından ambulansla Tunceli Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne getirilen hasta, burada muayene edildi. Yapılan değerlendirmede, hastanın tedavisi için el cerrahisi uzmanlığına ihtiyaç duyulduğu belirlendi. Bunun üzerine ileri tetkik ve tedavisinin Malatya'da sürdürülmesine karar verilen hasta, Sağlık Bakanlığı'na ait ambulans helikopterle İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ne nakledildi. Hastanın tedavisinin Malatya'da sürdürüleceği öğrenildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tunceli</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/elinden-yaralanan-hasta-helikopter-ambulansla-malatyaya-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 15:59:58 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/elinden-yaralanan-hasta-helikopter-ambulansla-malatyaya-sevk-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="49295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Nefes darlığını sadece alerjiye bağlamayın']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/uzmani-uyardi-nefes-darligini-sadece-alerjiye-baglamayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/uzmani-uyardi-nefes-darligini-sadece-alerjiye-baglamayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Karaduman Yalçın, nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunumun çoğu zaman alerji veya astımla ilişkilendirildiğini belirterek, 'Bu belirtilerin altında farklı sağlık sorunları da yatabiliyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Karaduman Yalçın, nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunumun çoğu zaman alerji veya astımla ilişkilendirildiğini belirterek, 'Bu belirtilerin altında farklı sağlık sorunları da yatabiliyor' dedi. </p><p>Nefes alırken güçlük, göğüste sıkışma ve tekrarlayan öksürük, özellikle bahar aylarında artan polenlerle birlikte alerji ve astımın habercisi olarak değerlendiriliyor. Ancak benzer şikâyetlerin çeşitli solunum ve kalp-damar hastalıklarının yanı sıra kansızlık, fiziksel kondisyon düşüklüğü ve yoğun stres gibi farklı nedenlere de bağlı olabileceği bildirildi. </p><p>Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Karaduman Yalçın, tekrarlayan nefes darlığının nedeninin doğru belirlenmesinin altta yatan sağlık sorunlarının erken fark edilmesi açısından önemli olduğunu söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Alerjinin, hassas kişilerde bağışıklık sisteminin polen, ev tozu akarları, küf ve hayvan kaynaklı alerjenlere aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkabildiğini belirten Yalçın, hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, kaşıntı ve gözlerde sulanmanın en sık görülen belirtiler arasında yer aldığını ifade etti. </p><p>Bazı kişilerde alerjenlerin solunum yollarını da etkileyebildiğini kaydeden Yalçın, öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığının da görülebileceğini dile getirdi. </p><p>Astımın ise hava yollarında iltihaplanma ve daralmaya yol açan kronik bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Yalçın, 'Nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma ve tekrarlayan öksürük astımın en sık görülen belirtileri arasında bulunuyor. Bu şikâyetler özellikle gece ve sabaha karşı, egzersiz sırasında veya belirli tetikleyicilerle karşılaşıldığında belirginleşebiliyor' diye konuştu. </p><p>Alerji ile astım arasında yakın ilişki bulunduğuna dikkat çeken Yalçın, polen, ev tozu ve küf gibi alerjenlerin bazı kişilerde astım belirtilerini başlatabileceğini veya mevcut şikâyetleri artırabileceğini söyledi. Yalçın, 'Her alerjisi olan kişinin astım hastası olmadığı, her astım hastasında da alerji bulunmadığı unutulmamalı' ifadelerini kullandı. </p><p>Nefes darlığının yalnızca alerjiye bağlanmasının yanıltıcı olabileceğini vurgulayan Yalçın, KOAH, kalp-damar hastalıkları, kansızlık, bazı enfeksiyonlar, fiziksel kondisyon düşüklüğü ve yoğun stresin de bu şikâyete yol açabileceğini belirtti. </p><p>Daha önce yaşanmayan nefes darlığının ortaya çıkması veya mevcut şikâyetin zaman içerisinde artması halinde nedeninin araştırılması gerektiğini kaydeden Yalçın, tekrarlayan nefes darlığı yaşayan kişilerin kendi kendine tanı koymak yerine hekim değerlendirmesinden geçmesini önerdi. </p><p>Astım şüphesinde başta solunum fonksiyon testleri olmak üzere, gerekli görülmesi halinde alerji testleri ve farklı tetkiklerin uygulanabildiğini ifade eden Yalçın, bu değerlendirmeler sayesinde şikâyetin kaynağının alerji, astım veya başka bir sağlık problemi olup olmadığının daha net ortaya konulabildiğini söyledi. </p><p>Yalçın, 'Özellikle ani başlayan ve şiddetli nefes darlığı, konuşmakta güçlük, dudaklarda morarma, bilinç bulanıklığı veya ciddi bir alerjik reaksiyon gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden acil tıbbi yardım alınması gerekiyor' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/uzmani-uyardi-nefes-darligini-sadece-alerjiye-baglamayin</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 15:42:56 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/uzmani-uyardi-nefes-darligini-sadece-alerjiye-baglamayin.jpg" type="image/jpeg" length="67545"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Iğdır'a hayırseverlerin desteğiyle kalıcı Kızılay kan bağışı aracı kazandırıldı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/igdira-hayirseverlerin-destegiyle-kalici-kizilay-kan-bagisi-araci-kazandirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/igdira-hayirseverlerin-destegiyle-kalici-kizilay-kan-bagisi-araci-kazandirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Iğdır'da hayırseverlerin bağışlarıyla Türk Kızılay'ına kazandırılan kan bağışı aracının açılışı gerçekleştirildi. Zübeyde Hanım Bulvarı'nda hizmet verecek araç, kentte ilk kez sürekli kan bağışı hizmeti sunacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Iğdır'da hayırseverlerin bağışlarıyla Türk Kızılay'ına kazandırılan kan bağışı aracının açılışı gerçekleştirildi. Zübeyde Hanım Bulvarı'nda hizmet verecek araç, kentte ilk kez sürekli kan bağışı hizmeti sunacak. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Iğdır'da hayırseverlerin desteğiyle Türk Kızılay'a kazandırılan kan bağışı aracının açılışı yapıldı. Bugüne kadar Van'dan belirli dönemlerde Iğdır'a gelerek sınırlı sürelerle hizmet veren kan bağışı aracı, yeni araçla birlikte ilk kez kentte sürekli olarak görev yapacak. Zübeyde Hanım Bulvarı'nda hizmet verecek olan araç, sabit personeliyle il merkezinde düzenli olarak kan bağışı kabul edecek. İhtiyaç duyulması halinde ilçelerde de hizmet sunacak. Hayırseverlerin bağışlarıyla kazandırılan aracın açılışının yapılmasıyla birlikte Iğdır'da kan bağışı hizmetlerinin daha düzenli ve erişilebilir hale gelmesi hedefleniyor. Açılışta konuşan Iğdır Valisi M. Fırat Taşolar, bugüne kadar Van Bölge Başkanlığı kapsamında belirli günlerde kan bağışı aracının Iğdır'a geldiğini belirterek, 'Maalesef bugüne kadar Iğdır'da daimi olarak hizmet veren bir kan bağış merkezimiz yoktu. Çok şükür, bu anlamda Kızılay Genel Başkanımıza ve hayırseverlerimize teşekkür ediyorum. Herhangi bir kamu katkısı olmadan, tamamen hayırseverlerimizin desteğiyle bu araç hayata geçti. Bu işin arka planında emeği olan, ismini sayamadığım, çok kıymetli katkı veren herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.' dedi. </p><p>Kan ihtiyacının önemini şahsen yaşamış biri olarak aracın Iğdır için çok kıymetli olduğunu ifade eden Taşolar, 'Kan ihtiyacının ne demek olduğunu şahsen yaşamış biri olarak, burada daimi olarak kan bağış aracımızın olmasını çok önemli ve kıymetli buluyorum. Vereceğimiz kanlarla ihtiyaç sahiplerine ulaşılması, kan ihtiyacı olabilecek yakınlarımızın bir durumu söz konusu olduğunda sesimize kulak verecek, bizi dinleyecek, bize yol gösterecek ve en kısa zamanda kan temininin sağlanacağı bir merkezin olması çok önemli.' diye konuştu. Vali Taşolar, konuşmasının sonunda kan bağışı aracının Iğdır için hayırlı olmasını dileyerek, emeği geçen herkese teşekkür etti ve kurdeleyi davetliler ile beraber kestiler. </p><p>Hayırseverlerin bağışlarıyla kazandırılan aracın hizmete girmesiyle birlikte Iğdır'da kan bağışı hizmetlerinin daha düzenli ve erişilebilir hale gelmesi hedefleniyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Iğdır, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/igdira-hayirseverlerin-destegiyle-kalici-kizilay-kan-bagisi-araci-kazandirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 15:23:36 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/igdira-hayirseverlerin-destegiyle-kalici-kizilay-kan-bagisi-araci-kazandirildi.jpg" type="image/jpeg" length="91790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muğla'da yeni doğan buzağı seferberliği]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/muglada-yeni-dogan-buzagi-seferberligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/muglada-yeni-dogan-buzagi-seferberligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı'nın buzağı kayıplarının azaltılmasına yönelik eylem planı kapsamında Muğla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü'nce hazırlanan 'Yeni Doğan Buzağı Bakımı Projesi'nin 1. etabı, Muğla genelinde 31 Ağustos-11 Eylül tarihlerinde uygulanmaya başlandı. Projenin 2. etabı ise 2027 yılı İlkbahar döneminde uygulanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı'nın buzağı kayıplarının azaltılmasına yönelik eylem planı kapsamında Muğla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü'nce hazırlanan 'Yeni Doğan Buzağı Bakımı Projesi'nin 1. etabı, Muğla genelinde 31 Ağustos-11 Eylül tarihlerinde uygulanmaya başlandı. Projenin 2. etabı ise 2027 yılı İlkbahar döneminde uygulanacak. </p><p>Finansmanı Bakanlık ve Muğla Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı tarafından karşılanan projede buzağının doğumunu takip eden ilk 24 saat içerisinde gerçekleştirilmesi gereken kritik bakım ve müdahale işlemlerini üreticilere uygulamalı olarak gösteriliyor. Proje ile buzağı ölümleri ve ishal vakalarının azaltılması, sağlıklı ve yüksek verimli bir hayvancılık geleceğinin inşa edilmesi hedefleniyor. </p><p>Muğla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü'nce yürütülen proje ile buzağı ölüm oranlarını öncelikli olarak yüzde 10'a, ardından yüzde 5'e ve son olarak küresel ortalama hedef olan yüzde 1'e indirmek. Proje kapsamında Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlükleri ekiplerince buzağıya ücretsiz septisemi aşısı uygulanıyor. </p><p>Göbek kordonu dezenfeksiyonu için göbek dezenfektanı uygulaması yapılarak ağız sütünün kalitesi ölçülüyor. Buzağının başında üreticilere 10-15 dakikalık uygulamalı bir eğitim verilmemesinin ardından anketler doldurularak saha sonuçları düzenli raporlanıyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>31 Ağustos tarihinde başlayan projenin başlangıcından bu yana Muğla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan 0 850 308 00 48 nolu telefon ihbar hattına üreticilerden 350 ihbar geldi. Teyitler sonucunda 20 ihbarın hatalı olduğu tespit edilirken, 330 ihbarın ise tamamına Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlükleri ekipleri tarafından ulaşılarak gerekli müdahaleler gerçekleştirdiği açıklandı. </p><p>'Projenin yüzde 60'ını Bakanlık, yüzde 40'ını da Muğla Valiliği YİKOB destekliyor' </p><p>Muğla İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Kayğıner Topal, Muğla'nın 13 ilçesinde yürütülen projede 30 ekip görev yaptığını belirterek, '2026 yılını Bakanlığımız Tarım Orman Bakanlığımız buzağı ölümlerini engelleme eylem planı hazırladı. 2026 yılını buna ayırdı. Özellikle Hayvancılık Genel Müdürlüğümüz işletmelerdeki özellikle orta ve küçük ölçekli aile işletmelerindeki buzağı kayıplarının azaltılması ve işletme kârının yükseltilmesi yönünde böyle bir eylem planı hazırladı. Biz de Muğla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü olarak Hayvan Sağlığı Şubesi olarak bir proje hazırladık, Bakanlığımıza sunduk. Bakanlığımız bu projemizi onayladı. Projemizin yüzde 60 bütçe olarak Bakanlığımızca destekleniyor. Yüzde 40'ında Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca destekleniyor. Proje kapsamında iki dönem halinde ihbar hatları oluşturularak yeni doğan buzağılara bir haftalık buzağı ishallerinden kaynaklanan kayıpların önüne geçilmesi için yeni doğan buzağılara bakım işlerini eğitim projesi olarak düşünerek başladık bu işe. Ve buzağı doğduğundan itibaren ihbar hattında 30 ekip olarak il genelinde bütün 13 ilçemizde il genelinde 30 ekip olarak çalışıyoruz. Bir ekibimiz Hayvan Sağlığı Şubesi'nde ihbarları alıyor ve gelen köylere ekiplerimiz ilçelere bilgi ulaştırarak anında yeni doğan buzağıya gidiyor ve buzağının bakımları yapılarak, yüzde 8 semi serumlar yapılarak buzağının bağışıklık sistemini koruyacak önlemler alınması yönünde çiftçilerimize bire bir uygulamalı eğitim yapıyoruz. Bu projenin asıl amacı bu ilk hafta, ilk gün, ilk yarım saatlik bakımın buzağının hayatının sürdürülebilirliği, yaşamın sürdürülebilmesi için çok önemli bir detay olması ve bunun farkındalığını artırmak yönünde bir proje' dedi. </p><p>5 günde 330 ihbar alındı </p><p>Muğla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Mehmet Kuray, 31 Ağustos'ta başlayan proje kapsamında 330 üreticinin kendilerine ulaştığını belirterek, 'Projemizin birinci etabını 31 Ağustos-11 Eylül tarihleri arasında şu an uyguluyoruz. Proje kapsamında şu an 30 ekibimiz var. 30 ekibin bir tanesi merkezde, 29 ekibimiz ise ilçelerde, taşrada bizzat buzağılara müdahale ediyorlar. Buzağı başında göbek kordonu dezenfeksiyonu, sepsi em aşısı, annenin kaliteli, annenin ağız tüyünün ölçümü yapıyorlar. Ücretsiz biberon testimizi yaptıktan sonra sadece bununla bitmiyor. Asıl önemli olan buzağı başında üreticilere 10-15 dakikalık eğitimler veriyoruz. Pazartesi günü başladık projemize. Şu ana kadar 350 ihbar aldık. 50 ihbarın 20'si hatalı, 330'u ise bizzat ihbar ekiplerimiz tarafından değerlendirildi. Projemizin ikinci etabını ise ihbar döneminde uygulamayı düşünüyoruz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/muglada-yeni-dogan-buzagi-seferberligi</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 14:22:03 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/muglada-yeni-dogan-buzagi-seferberligi.jpg" type="image/jpeg" length="15102"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UMKE tatbikatında yaşananlar gerçeği aratmadı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/umke-tatbikatinda-yasananlar-gercegi-aratmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/umke-tatbikatinda-yasananlar-gercegi-aratmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yozgat'ta bölgedeki afet ve acil durumlara müdahale kapasitesini artırmak amacıyla UMKE Eğitim ve Tatbikat Kampı düzenlendi. İlde en son 2015 yılında gerçekleştirilen tatbikat kampı, uzun bir aradan sonra 28. Bölge illerini yeniden bir araya getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yozgat'ta bölgedeki afet ve acil durumlara müdahale kapasitesini artırmak amacıyla UMKE Eğitim ve Tatbikat Kampı düzenlendi. İlde en son 2015 yılında gerçekleştirilen tatbikat kampı, uzun bir aradan sonra 28. Bölge illerini yeniden bir araya getirdi. </p><p>Yozgat, Kırıkkale ve Kırşehir UMKE ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen tatbikata toplam 62 personel katıldı. Kamp bünyesinde ise muhtemel afet senaryoları üzerine teorik ve pratik eğitimler verilerek, kurumlar arası koordinasyonun ve saha müdahale hızının en üst seviyeye çıkarılması hedeflendi. </p><p>Kirazlı Göleti Mesire Alanı'ndaki tatbikat senaryosuna göre barajın patlaması sonucu meydana gelen sel sonrası yaralılar kurtarıldı. Yaralı yakınlarının verdiği tepkiler ise gerçeği aratmadı. </p><p>Tatbikatın ardından açıklama yapan Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, 'Kırşehir, Kırıkkale, Yozgat UMKE ekiplerimiz Yozgat Kirazlı Göleti üzerinde bir baraj patlama senaryosu ile birlikte yaralı kurtarma tatbikatı gerçekleştirdiler. Gerçekten aslına uygun yaralı olarak yer alan arkadaşlarımız hem de kurtarmada yer alan arkadaşlarımız hakikaten iyi organize olmuş bir tatbikatı icra ettiler. Kaza anlarında veyahut olağanüstü afetlerde UMKE Teşkilatımız Sağlık Bakanlığı'mızın gözbebeği. Bu vesileyle hepsine ayrı ayrı kolaylıklar dilerken ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Akif Karaarslan ise 'Kırşehir, Kırıkkale ve Yozgat ekiplerimizden toplam 62 UMKE ekibimizin katılımıyla bir tatbikat gerçekleştirdik. Burada senaryo gereği baraj patlaması sonrasında sel sularına kapılan vatandaşlarımızdan yaralananların ilk anda triajlarının yapılması sonra acil müdahale alanına taşınması ve sonrasında da hastaneye nakillerinin gerçekleştirilmesi yer alıyor' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yozgat, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/umke-tatbikatinda-yasananlar-gercegi-aratmadi</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 13:48:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/09/agency/iha/umke-tatbikatinda-yasananlar-gercegi-aratmadi.jpg" type="image/jpeg" length="26442"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
