<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Mira Gündem sondakika güncel haberler</title>
    <link>https://www.miragundem.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.miragundem.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Mira Gündem © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 10 May 2026 11:05:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görme engelli oğlunun eğitimi için Braille alfabesini öğrendi]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/gorme-engelli-oglunun-egitimi-icin-braille-alfabesini-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/gorme-engelli-oglunun-egitimi-icin-braille-alfabesini-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep'te yaşayan Leyla Durmuş, 21 yaşındaki görme engelli oğlu Mehmet Can Durmuş'un hem akademik hem de hafızlık eğitimini tamamlayıp üniversiteye yerleşmesine kadar üzerinden desteğini hiç çekmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep'te yaşayan Leyla Durmuş, 21 yaşındaki görme engelli oğlu Mehmet Can Durmuş'un hem akademik hem de hafızlık eğitimini tamamlayıp üniversiteye yerleşmesine kadar üzerinden desteğini hiç çekmedi. </p><p>Ev hanımı Leyla Durmuş ile markette işçi olarak çalışan Bahtiyar Durmuş'un en büyük çocukları olan 21 yaşındaki Mehmet Can Durmuş, 2005 yılında görme engelli olarak doğdu. </p><p>Mehmet Can'ın 3 aylıkken rutin kontrol için götürüldüğü hastanede görme engelli olduğunu öğrenen ve büyük üzüntü yaşayan anne Leyla Durmuş, oğlunun maddi ve manevi eğitimi için büyük bir gayret gösterdi. Doğduğu günden beri oğlunun elini hiç bırakmayan ve bakımından eğitimine kadar oğlunun her şeyini üstlenen anne Durmuş, hayatını oğluna adadı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hayatını oğluna adadı </p><p>Oğlunun sosyal hayatı başta olmak üzere eğitim hayatında da her türlü fedakarlığı gösteren ve oğlu için hiçbir engel tanımayan anne Durmuş, ilkokul mezunu olmasına rağmen oğlunun akademi eğitimi ve hafızlık sürecindeki eğitimleri için Braille alfabesini de öğrendi. </p><p>İlkokul ve ortaokul eğitimini GAP Görme Engelliler Ortaokulu'nda, lise eğitimini Şehitkamil Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde okul birincisi olarak tamamlayan oğlunun eğitimdeki başarısının mimarlarından olan anne Durmuş, akademi eğitim ile birlikte hafızlık eğitimi alan oğlunun bir yıl gibi kısa sürede hafız olmasında da büyük emeği oldu. </p><p>'Oğlum gururumuz oldu' </p><p>Oğlunun gözlerinin hiç göremeyeceğini öğrendiğinde çok üzüldüğünü ve daha sonra yaşamını oğluna adamaya karar verdiğini belirten Durmuş, 'Mehmet Can 2005'te doğdu. İkisi kız, birisi de erkek üç çocuğumuz var. İlk çocuğumuz Mehmet Can, bana ilk anneliği tattıran, hissettiren, annelik duygusuyla tanıştıran çocuğum oldu. Mehmet Can, iyi ki benim oğlum, iyi ki dünyaya gelmiş. Mehmet Can, benim ilk göz bebeğim. Mehmet Can, 3 aylıkken görme engelli olduğunun farkına vardık. O gün büyük bir burukluk geçirdik. Çok zorluklar geçirdik ama çok şükür oğlum gururumuz oldu' dedi. </p><p>'Her zaman oğlumun yanında oldum' </p><p>Oğlunun eğitim hayatını tamamlaması için büyük bir gayret gösterdiğini belirten Durmuş, 'Mehmet Can, ikinci sınıftayken ezberinin kuvvetli olduğunun farkına vardık. Yedinci sınıfta Muammer hocamız vardı. Oğlumu hafızlık kursuna yönlendirdi. Hoşgör Kur'an Kursunda da Ahmet Mansur hocamız vardı. Oğlumun elinden tutup bugünlere getirdi, Allah razı olsun. Oğlum sekizinci sınıfta hafızlığına başladı. Dokuzuncu sınıfta lise birinci sınıf öğrencisiyken hafızlığını tamamladı. Her zaman oğlumun yanında oldum. Oğlum için elimden geleni yaptım. İlkokul mezunuydum ama oğlum için her şeyi öğrendim. Hayatı beraber öğrendik. Her şeyi oğlumla beraber yaptık' ifadelerini kullandı. </p><p>'Anne olmak, fedakarlık ve emek ister' </p><p>Anneliğin çok kutsal olduğunu vurgulayan Durmuş, 'Anne olmak, fedakarlık ve emek ister. Anne olmak, ömrünü çocuklarına adamak demek. Ben oğluma ömrümü adadım. Kızlarım Allah'a şükürler olsun görüyor. Fakat Mehmet Can, görme engelli ve onun bana daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Her zaman oğlumun yanında oldum. Oğlum üniversitede hoca olarak kalmak istiyor. Biz de zaman yanındayız. Oğlumun akademisyen olacağına inanıyorum. Oğlumun akademisyen olabilmesi için elimde gelen her şeyi yapacağım' şeklinde konuştu. </p><p>'İlk öğretmenim annemdir' </p><p>Eğitim hayatında annesinin yerinin ayrı olduğunu ve annesinin desteği sayesinde başarılı olduğunu söyleyen Mehmet Can Durmuş ise, 'Annem ve babamın eğitimimde yadsınamaz bir katkısı var. Fakat benim ilk öğretmeniniz anneniz, daha sonra ise babanızdır. İlk okula gittiğinizde öğretmeniniz, branş öğretmenlerinizdir. Ama ilk öğretmeniniz ve ömür boyunca hayatınızda yanınızda duracak olan kişi annenizdir. Anneniz sizin her şeyinizi takip eder, her şeyinizle ilgilenir. İlkokuldayken itibaren hep beraber okula giderdik. Akşam geri gelirdim, ders yapardık. Beni hep çalıştırırdı, hep soruları beraber çözerdik. Ortaokula geçtiğimde soruları bana okumaya başladı. Annemle beraber sınava hazırlandım. Hafızlık sürecinde yine annem bana destek oldu. Yine YKS sürecinde, üniversite sürecimde annem ve babam bana çok büyük maddi-manevi destekte bulundu, Allah onlardan razı olsun. Bir annenin hakkı ödenmez. Başta annem olmak üzere tüm annelerimizin Anneler Gününü kutluyorum. Umarım annelerimize hayırlı birer evlat olabiliriz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gaziantep, Haberde insan</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/gorme-engelli-oglunun-egitimi-icin-braille-alfabesini-ogrendi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:46:11 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/gorme-engelli-oglunun-egitimi-icin-braille-alfabesini-ogrendi.jpg" type="image/jpeg" length="32986"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kursiyer olarak girdi eğitmen olarak çıktı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/kursiyer-olarak-girdi-egitmen-olarak-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/kursiyer-olarak-girdi-egitmen-olarak-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Katıldığı sergide ilgi duyduğu ve hobi olarak öğrendiği çini sanatını meslek haline getiren Özlem Karabüber, halk eğitim merkezlerinde katıldığı kursların ardından girdiği eğitimlerde sertifikalarını alarak usta öğretici oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Katıldığı sergide ilgi duyduğu ve hobi olarak öğrendiği çini sanatını meslek haline getiren Özlem Karabüber, halk eğitim merkezlerinde katıldığı kursların ardından girdiği eğitimlerde sertifikalarını alarak usta öğretici oldu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>2006 yılında memleketi Manisa'da mahallelerindeki halk eğitim merkezindeki çeşitli kurslara giden ve merkezde çeşitli eğitimler alarak, boş zamanlarını değerlendirmeye başladı. </p><p>Merkezde çini sanatına ilgi duymaya başlayan 39 yaşındaki Özlem Karabüber, çini sanatı eğitimlerinin verildiği kursa katıldı. Zamanla kendisini geliştirerek hobisini mesleğe dönüştüren Karabüber, eğitim gördüğü kurslarda da usta öğretici olarak görev yapmaya başladı. Karabüber, bin bir emek ve zahmetle hazırladığı el emeği ürünleriyle hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de kendi atölyesini de kurarak girişimci kadınlara örnek oluyor. </p><p>Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi içinde halk eğitim merkezi ile Şahinbey Belediyesi'nin işbirliğinde açılan kursta da eğitmenlik yapan Karabüber, halk eğitim merkezlerinin çeşitli kurslarına katıldığı dönemde çini sanatı kursuna başladığını ve sonrasında eğitim alarak kendini geliştirdiğini söyledi. </p><p>Çini sanatıyla ilk tanışmasının 20 yıl önce başladığını belirten Karabüber, 'Kursiyer olduğum yıllarda tanıştığım çini sanatını 20 yıldan beri sürdürüyorum. Bu sanatı hiç bırakmadım. Hiçbir zamanda şartlar değişmezse sanatımı sürdüreceğim' dedi. </p><p>'Çini sanatıyla yapılan eserlere ilgi duymaya başladım' </p><p>Sanatını çok sevdiğini belirten Karabüber, 'Çini sanatıyla 2006 yılında tanıştım. Gittiğim halk eğitim merkezinde çini sanatı kursu vardı. Kursa giderek çini sanatını öğrenmeye başladım. Bana çini sanatını Aycan hocam öğretti, bu konuda bana çok desteği oldu. Bana bu sanatı sevdiren Aycan hocam oldu. Bu sanatla onun sayesinde tanıştım. Halen de sanatımı devam ettiriyorum. Ben aslında halk eğitim merkezindeki farklı kurslara gidiyordum. Yılsonunda sergilerimiz oluyordu. Ben aynı binadayım ama çini sanatı kursunu hiç görmemişim. Çok garip ki sergide çini sanatıyla yapılan eserlere ilgi duymaya başladım. Çini sanatıyla yapılan serler çok güzeldi ve çini sanatı beni çok cezbetti. Hocamın da çini sanatını bana sevdirmesiyle bu sanata başladım' dedi. </p><p>'Ben bu sanatla hayata tutundum' </p><p>Hobisini mesleğe dönüştürdüğü için çok mutlu olduğunu dile getiren Karabüber, '3 yıl önce kalp krizi sonucu eşimi kaybettim. Bu sanat olmasaydı galiba yaşama gibi bir duygum olmayabilirdi. Yanlış bir örnek vermek istemem ama ben bu sanatla hayata tutundum. Önce çocuklarım, daha sonra ise çini sanatı benim hayata tutunmama vesile oldu. Çünkü bir şeyler üretmek ve bir şeyler ortaya çıkarmak, kursiyerlere bu sanatı bunu sevdirmek, onlarla birlikte eser yapmak beni hep mutlu etti. Kursiyerlerim ile birlikte, beraberlik içerisinde sanatımızı devam ettirdik' ifadelerini kullandı. </p><p>'Çini sanatını çok severek yapmaya başladım' </p><p>Osmanlı dönemine ait çini motifleri üzerine eserler yaptığını belirten Karabüber, 'Günümüzde çini sanatçıları modern çalışmayı çok seviyor ama ben daha çok geleneksel ve klasikçiyim. Daha çok klasik çalışmayı tercih ediyorum. Kursiyerlerime de geleneksel ve klasik çalışmayı öğretiyorum. 2006 yılında kursiyer olarak başladığım bu sanatımda kendimi iyice geliştirdikten sonra usta öğretici olmaya karar verdim. Çini sanatını çok severek yapmaya başladım ve baktım ki bu sanatın içinden de çıkamıyorum. Çünkü insanı kendine çekiyor. Ben de eğitmen olmaya karar verdim. Ustalık ve usta öğreticilik belgesi için çeşitli eğitimlere katıldım. Daha sonra halk eğitim merkezlerinde görev almaya başladım. Hocamız 'siz de kendi atölyenizi açabilirsiniz, siz de bu kursların eğitmeni olabilirsiniz' dediğinde bana hayal gibi gelmişti. Fakat şimdi ben de kursiyerlerim için aynı ifadeleri kullanıyorum' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gaziantep, Haberde insan</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/kursiyer-olarak-girdi-egitmen-olarak-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:44:18 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/kursiyer-olarak-girdi-egitmen-olarak-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="43970"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnsansız kara aracı BARKAN 3, önümüzdeki aylarda TSK envanterine girecek]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/insansiz-kara-araci-barkan-3-onumuzdeki-aylarda-tsk-envanterine-girecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/insansiz-kara-araci-barkan-3-onumuzdeki-aylarda-tsk-envanterine-girecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HAVELSAN tarafından geliştirilen insansız kara aracı BARKAN 3, ilk kez sergilendi. HAVELSAN Ürün Geliştirme Direktörü Veysel Ataoğlu, 'Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine önümüzdeki 1-2 ay içerisinde girmiş olacak. Asker operasyon alanına girmeden bu insansız sistemlerle bölgeyi gözetleyebilecek, kontrol edebilecek ve müdahale edebilecek. Her türlü görev konseptini icra edebilecek. Bölgemizdeki savaşlara da baktığımız zaman insan faktörü arka planda kaldı. Önde hep insansız sistemler' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>HAVELSAN tarafından geliştirilen insansız kara aracı BARKAN 3, ilk kez sergilendi. HAVELSAN Ürün Geliştirme Direktörü Veysel Ataoğlu, 'Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine önümüzdeki 1-2 ay içerisinde girmiş olacak. Asker operasyon alanına girmeden bu insansız sistemlerle bölgeyi gözetleyebilecek, kontrol edebilecek ve müdahale edebilecek. Her türlü görev konseptini icra edebilecek. Bölgemizdeki savaşlara da baktığımız zaman insan faktörü arka planda kaldı. Önde hep insansız sistemler' dedi. </p><p>İnsansız kara araçları ailesinin en yeni ve gelişmiş üyesi olan BARKAN 3'ü ilk defa SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarında sergilendi. Uzaktan kontrol ve otonom görev yetenekleri ile donatılmış BARKAN sistemi savaş sahasında, askeri birliklere ve güvenlik kuvvetlerine yakın görev desteği sağlıyor. BARKAN 3 modern sahasının ihtiyaçlarına yönelik yeni yetenekleriyle ön plana çıkıyor. Operasyonlarda askerin yükünü hafifletecek. Asker operasyon alanına girmeden BARKAN'la bölgeyi gözetleyebilecek, kontrol edebilecek. Ayrıca üzerinde taşıdığı mühimmatla da müdahale de edebilecek. </p><p>'İnsan aklına sahip bir insansız sistem ortaya çıkarmış olduk' </p><p>BARKAN 3'ün önceki versiyonlarına göre daha fazla gelişmiş bir sistem olduğunu belirten HAVELSAN Ürün Geliştirme Direktörü Veysel Ataoğlu, '2019 yılında Savunma Sanayii Başkanlığı'mızın 'Orta Sınıf 1. Seviye İnsansız Kara Aracı' projesiyle başladı Barkan. O zaman sahaya çıkardığımız ürünü belli bölgelerde Türk Silahlı Kuvvetleri ile birlikte test ettik. Test ettikten sonra ihtiyaçlar doğrultusunda bu araç biraz daha evrildi. Hem bölge şartlarına hem kuvvetin isterlerine göre farklı bir araç ortaya çıktı. Şuanda geldiğimiz aşamada da BARKAN'ın son versiyonu olan BARKAN 3 aracı çıktı. Savunma Sanayii Başkanlığımızla bir seri üretim sözleşmesi imzaladık. Şuanda ilk defa burada sergiliyoruz. Sahanın isterlerine hitap edebilecek farklı bir noktaya çıktı. Hareket kabiliyeti daha yüksek ve üzerinde farklı tip faydalı yükler taşıyabilen bir yapıya kavuştu. Otonom kabiliyetler daha fazla olan Hem sensör, hem radar, hem de kamera açısından yeni sistemler entegre edildi. Önceki versiyonlara göre çok daha fazla sensör ve kameraya sahip bir platform ortaya çıktı. Yaklaşık insan aklına sahip bir insansız sistem ortaya çıkarmış olduk' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine önümüzdeki 1-2 ay içerisinde girmiş olacak' </p><p>Ataoğlu, BARKAN 3'ün envantere ne zaman gireceği hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: 'Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine önümüzdeki 1-2 ay içerisinde girmiş olacak. Daha sonra diğer araçları üretmeye başlayacağız. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin mevcut görev yaptığı bölgelerde, birliklerle birlikte görev icra edecek. Daha fazla faydalı yük taşıyabilen, daha çok sensörlere sahip bir araç ortaya çıktı. Sahada komuta kontrol merkezinden koordinatlar verilirken kendi kendine görev yapabilen bir araç ortaya çıktı. Siber güvenlik anlamında da yeni şeyler sunmuş oluyoruz. Yazılım kabiliyeti olduğu sürece bunları da geliştirmeye devam edeceğiz. Bire bir kuvvetle bölgede olduğumuz için her an değişen şartlara değişen isterlere anlık olarak araçlara aktarabiliyoruz'. </p><p>' İnsan faktörü arka planda kaldı' </p><p>BARKAN 3'ün her türlü görevi yapabileceğini ifade eden Ataoğlu, 'Asker operasyon alanına girmeden bu insansız sistemlerle bölgeyi gözetleyebilecek, kontrol edebilecek ve müdahale edebilecek. Her türlü görev konseptini icra edebilecek. Bölgemizdeki savaşlara da baktığımız zaman insan faktörü arka planda kaldı. Önde hep insansız sistemler olacak. Biz de buna insansız sistemler diyoruz. BARKAN da artık insansız sistemlerin öncü araçlarından biridir. Faydalı yükleri de entegre edebiliyoruz. Bu da kuvvetin isterine göre değişiyor. Sahada kullanılan BARKAN İKA'lardan gelen geri bildirimlerle son aracımız ortaya çıktı. İlk aşamada yine belli adetlerde seri üretim yapılıyor olacak, ancak sahanın ihtiyacına göre bu sayı farklı adetlere de çıkabilir' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/insansiz-kara-araci-barkan-3-onumuzdeki-aylarda-tsk-envanterine-girecek</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:43:47 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/insansiz-kara-araci-barkan-3-onumuzdeki-aylarda-tsk-envanterine-girecek.jpg" type="image/jpeg" length="52366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Psikolojik destek ertelenmemeli: Dibe vurmayı beklemeyin]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/psikolojik-destek-ertelenmemeli-dibe-vurmayi-beklemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/psikolojik-destek-ertelenmemeli-dibe-vurmayi-beklemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fiziksel hastalıklarda hızla doktora başvurulurken, ruhsal zorlanmalarda 'kendi kendine geçer' inancıyla hareket edilmesi mevcut sorunları daha da derinleştiriyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü vesilesiyle ruh sağlığının önemine değinen Medipol Sağlık Grubu'ndan Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, toplumda psikolojik destek alma konusunda hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirterek profesyonel ruhsal desteğin de şart olduğunu ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fiziksel hastalıklarda hızla doktora başvurulurken, ruhsal zorlanmalarda 'kendi kendine geçer' inancıyla hareket edilmesi mevcut sorunları daha da derinleştiriyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü vesilesiyle ruh sağlığının önemine değinen Medipol Sağlık Grubu'ndan Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, toplumda psikolojik destek alma konusunda hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirterek profesyonel ruhsal desteğin de şart olduğunu ifade etti. </p><p>Günlük hayatın stresi, yoğun tempo ve taşınan duygusal yükler bireylerin ruh sağlığını giderek daha fazla zorluyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Klinik Psikoloğu Pelin Ankay Kudu; toplumdaki 'etiketlenme' ve yargılanma korkusuna dikkat çekerek, ruh sağlığının en az beden sağlığı kadar önemsenmesi gerektiğini ve psikolojik desteğin kesinlikle ertelenmemesi gerektiğini vurguladı. </p><p>Ruh ve beden sağlığı bir bütündür </p><p>Kudu, psikolojik destek alma kültürünün toplumda yeterince yerleşmediğini belirten Kudu 'Bizim toplumumuzda güçlü olmak, her şeyi tek başına halletmekle ilişkilendiriliyor. Oysa ruh ve beden sağlığı bir bütündür. Nasıl fiziksel bir rahatsızlıkta doktora başvuruyorsak, ruhsal zorlanmalarda da psikolojik destek almak doğal bir ihtiyaçtır' dedi. Psikolojik destek alma sürecinin önünde etiketlenme ve yargılanma korkusu gibi engeller bulunduğunu ifade eden Kudu, bu nedenle birçok kişinin destek almayı ertelediğini söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ertelenen sorunlar daha karmaşık hale geliyor </p><p>Psikolojik sorunların ertelendikçe daha derin ve karmaşık hale gelebildiğine dikkat çeken Kudu, 'Psikolojik destek almak için mutlaka büyük bir travma yaşamak gerekmiyor. Kişi kendini iyi hissetmediği her durumda destek alabilir. Ancak uzun süren mutsuzluk, tükenmişlik, ilişkilerde zorlanma ve günlük işlevselliğin bozulması gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır' diye konuştu. </p><p>Gençler daha bilinçli ama destek erişilebilir olmalı </p><p>Son yıllarda gençlerin psikolojik desteğe bakış açısının daha bilinçli ve olumlu olduğunu belirten Kudu, 'Gençler destek alma konusunda daha istekli. Ancak bu desteğin erişilebilir ve sürdürülebilir olması gerekiyor' dedi. Ebeveynlere de çağrıda bulunan Kudu, 'Aileler bazen çocuklarının psikolojik destek almasına çekingen yaklaşabiliyor. Ancak bu durum sorunların daha ağır şekilde geri dönmesine neden olabilir. Psikolojik destek almak bir gereklilik olarak görülmelidir' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/psikolojik-destek-ertelenmemeli-dibe-vurmayi-beklemeyin</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:43:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/psikolojik-destek-ertelenmemeli-dibe-vurmayi-beklemeyin.jpg" type="image/jpeg" length="36204"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir'de özel çocuk anneleri mutlu]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/izmirde-ozel-cocuk-anneleri-mutlu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/izmirde-ozel-cocuk-anneleri-mutlu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'de yaşayan 49 yaşındaki Songül Okçu ile down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu'nun hayatı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi'yle değişti. Kızının merkezde aldığı eğitimlerle önemli aşamalar kaydettiğini, kendisinin de psikolojik destek alıp çeşitli kurslara katıldığını belirten Okçu, 'Hayatımıza can geldi, renk geldi. Arkamızda dağ gibi durdular. Hayatımıza ışık oldular' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir'de yaşayan 49 yaşındaki Songül Okçu ile down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu'nun hayatı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi'yle değişti. Kızının merkezde aldığı eğitimlerle önemli aşamalar kaydettiğini, kendisinin de psikolojik destek alıp çeşitli kurslara katıldığını belirten Okçu, 'Hayatımıza can geldi, renk geldi. Arkamızda dağ gibi durdular. Hayatımıza ışık oldular' dedi. </p><p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü, sadece kentte yaşayan engelli bireylere değil onlara en büyük emeği veren annelerinin de hayatlarına dokunuyor. 9 yaşındaki down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu'yu İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi'ne götüren anne Okçu, tıpkı kızı gibi kendi hayatına da renk geldiğini söylüyor. İleri düzeyde bilişsel, algısal ve hareket gelişimi bozukluğuna sahip Miray Okçu, özel eğitim alırken, anne Songül Okçu ise aynı merkezde yoga, dans, resim gibi eğitimlere katılıyor, gezilere gidiyor ve psikososyal destek alıyor. Merkeze gelmeye başlamadan önce hayatlarının tek düze olduğunu söyleyen Okçu, 'Hayatımızda renk yoktu, ışık yoktu. Umutlarımız tükenmişti. Hem çocuğum hem de kendim hayattan kopmuştuk. Hayatımıza can geldi, renk geldi. Özel olduğumuzu, yalnız olmadığımızı burada anladık. Arkamızda dağ gibi durdular. Burada hayatımıza ışık oldular' diye konuştu. </p><p>'İyi ki özel çocuk annesiyim diyorum' </p><p>'Özel çocuk annesi olmak; mücadele, emek ve sabır demek. Tüm anneler elbette mücadelecidir ama bizim çabamız çoğu zaman iki kat fazla olmak zorunda kalıyor' diyen Okçu, anneliği 'beklemek' kavramıyla tanımladı. 'Anne; ocağın başında, hasta çocuğunun başında bekler. Beklemediği tek şey ise sevgidir' ifadelerini kullanan Okçu, merkezin kendilerine karşılıksız destek sunduğunu belirtti. </p><p>Kızının merkeze başladığında merdivenleri inip çıkamadığını anlatan Okçu, hareket eğitimi dersleri sayesinde artık bunu bağımsız şekilde yapabildiğini söyleyerek, 'Sadece engelli çocuklara değil, bizim gibi özel çocuklara sahip annelere olan destekleri, anlatsam kelimelere sığmaz. Burayı tanıdıktan sonra 'iyi ki özel çocuk annesiyim' diyorum. Başkan Tugay'ın burasını açtığını duydum ve koşarak geldim. Özel ilgiyle karşılandım. Özel bir çocuk annesi olarak özel bir muamele gördüğüm tek alan burası oldu' ifadelerini kullandı. </p><p>'Artık çaresiz ve yalnız değiliz' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Engelli çocuk anneleri için toplumda empati duygusunun gelişmesi gerektiğini belirten Okçu, 'Bu kurumdan aldığım desteği toplumun her alanında görmek isterim. Bizi anlayın, farkında olun, birlikte olalım ve bize destek olun. Bu merkezi normal bir kurum olarak görüyordum ama hizmet aldıkça 'kurum' kelimesi çok hafif kaldı. Çünkü burası bizim için ev, sıcak bir yuva, sığındığımız bir liman oldu. Bizimle o kadar ilgililer ki 'özel' kelimesi benim hayatımda sadece 'özel çocuğu olan anne' olarak vardı. Benim bugüne kadar hiç özel bir diyetisyenim olmadı, özel bir psikoloğum, özel aile danışmanım olmadı; ta ki buraya gelene kadar. Artık çaresiz ve yalnız değiliz. Bunu iliklerime kadar hissediyordum' sözlerine yer verdi. </p><p>'Başkan Tugay sayesinde yalnız olmadığımızı hissettik' </p><p>Merkezde sadece kızının eğitim alacağını düşünürken, aslında kendi hayatının da değiştiğini söyleyen Okçu, 'Her alanda bütün aktivitelerden yararlanıyorum. Geziler yapıyoruz; ilk kez Ödemiş'e gittim. Psikoloğumuz var, diyetisyenimiz var. Sağlıklı yaşamı öğrendim ve 6 kilo verdim. Burada yoga yapıyorum, dans eğitimlerine katılıyorum, el sanatları, resim derslerine katılıyorum. Burası bizim nefes aldığımız bir yer. Çünkü özel çocuk anneleri olarak zorlanıyoruz. Böyle kurumlar ve Başkan Tugay sayesinde artık yalnız olmadığımızı hissettik. Özel çocuk anneleri olarak artık güçlüyüz, dik duruyoruz ve özgüven sahibiyiz. Bunun mimarı olan Başkan Tugay'a yürekten teşekkür ediyorum' dedi. Okçu, kızının merkeze gelmeden önce kendi vücuduna zarar verdiği için kask ve eldiven takmak zorunda olduklarını, ancak merkezde aldığı eğitimlerden sonra gelişme kaydettiğini ve bu gibi önlemler almamaya başladıklarını sözlerine ekledi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Izmir, Haberde insan</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/izmirde-ozel-cocuk-anneleri-mutlu</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:40:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/izmirde-ozel-cocuk-anneleri-mutlu.jpg" type="image/jpeg" length="94423"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Direksiyon başında bir anne, durakta bekleyen dört kalp]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/direksiyon-basinda-bir-anne-durakta-bekleyen-dort-kalp</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/direksiyon-basinda-bir-anne-durakta-bekleyen-dort-kalp" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'de Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü'nde otobüs şoförlüğü yapan Zerrin Tuncay Karadavut, dördüz çocuklarının kendisine hazırladığı sürprizle unutamayacağı bir Anneler Günü yaşadı. Karadavut, sefer sırasında duraktan yolcu olarak binen çocuklarının kendisine verdiği çiçekler karşısında bir hayli duygulandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir'de Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü'nde otobüs şoförlüğü yapan Zerrin Tuncay Karadavut, dördüz çocuklarının kendisine hazırladığı sürprizle unutamayacağı bir Anneler Günü yaşadı. Karadavut, sefer sırasında duraktan yolcu olarak binen çocuklarının kendisine verdiği çiçekler karşısında bir hayli duygulandı. </p><p>ESHOT Genel Müdürlüğü çatısı altında görev yapan 300'e yakın kadın şoförden biri olan 51 yaşındaki Zerrin Tuncay Karadavut, Anneler Günü'nde büyük bir mutluluk yaşadı. ESHOT'un 472 numaralı İşçi Evleri - Tınaztepe hattında çalışan dördüz annesi Zerrin Tuncay Karadavut, Buca Papatya durağına yanaştığında ilkokul birinci sınıfa giden 6 yaşındaki Kumsal Nazik, Doruk, Kayra ve Ömer isimli çocuklarının sürpriziyle karşılaştı. Çiçeklerle annelerini bekleyen dördüzler, Karadavut'un durağa yanaşmasıyla otobüse bindi ve annelerine sarılarak Anneler Günü'nü kutladı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Çok heyecanlandım, mutlu oldum' </p><p>Çocuklarını kucaklayan Zerrin Tuncay Karadavut, 'Beklemiyordum, hazırlıksız yakalandım. Bu sürpriz çok hoşuma gitti. Çok heyecanlandım ve mutlu oldum. Heyecanlı bir gün, Anneler Günü. Bu duyguyu yaşamak için anne olmak gerekiyormuş; Yaradan bana bir değil dört çocuk verdi' dedi. İşini severek yaptığını dile getiren Karadavut, konuşmasını şöyle sürdürdü: </p><p>'İşim zevkli ama bir o kadar da yorucu. Otobüs kullanmayı seviyorum. Çocukluğumdan beri araba kullanıyorum. Çocuklarıma da yavaş yavaş öğretmeye başladım. Babalarıyla birlikte motor sürüyorlar. Trafiğe çıktığımda kendimin ve yolcularımın güvenliğini düşünüyorum. Herkesin evine sağlıklı gitmesini istiyoruz. Herkesin bekleyeni var. Ben gelmeden çocuklarım bensiz uyumuyor.' </p><p>Annelerine sarılarak kutladılar </p><p>Karadavut'un dördüz çocuklarından Kumsal Nazik, 'Annemi direksiyon başında görmek beni çok mutlu ediyor. Onu çalışırken izlemek gurur verici' dedi. Ömer, 'Annem geldiğinde bizi öptü, sarıldı. O an çok duygulandım, çok güzeldi' ifadelerini kullandı. Kayra, 'Annemi beklerken çok heyecanlandım. Onu görünce dünyanın en mutlu çocuğu gibi hissettim' dedi. Doruk ise 'Annemi görünce çok heyecanlandım. Otobüsüne bindik, birlikte gezdik ve fotoğraf çektirdik. Annemi çok seviyorum' diye konuştu. Çocuklar annelerine sarılarak Anneler Günü'nü kutladı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Izmir, Haberde insan</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/direksiyon-basinda-bir-anne-durakta-bekleyen-dort-kalp</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:37:57 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/direksiyon-basinda-bir-anne-durakta-bekleyen-dort-kalp.jpg" type="image/jpeg" length="72535"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şampiyonluk kutlaması sonrası kaza anı güvenlik kamerasında, ağır yaralı sürücü hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/sampiyonluk-kutlamasi-sonrasi-kaza-ani-guvenlik-kamerasinda-agir-yarali-surucu-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/sampiyonluk-kutlamasi-sonrasi-kaza-ani-guvenlik-kamerasinda-agir-yarali-surucu-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana'nın Kozan ilçesinde Galatasaray'ın şampiyonluk kutlamaları sonrası konvoydan ayrılan otomobil ile motosikletin çarpıştığı kaza güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Yaşanan kazada ağır yaralanan Arda Kaynak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adana'nın Kozan ilçesinde Galatasaray'ın şampiyonluk kutlamaları sonrası konvoydan ayrılan otomobil ile motosikletin çarpıştığı kaza güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Yaşanan kazada ağır yaralanan Arda Kaynak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kaza, dün gece saat 23.30 sıralarında Karacaoğlan Mahallesi Andıl Caddesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Galatasaray'ın şampiyonluk kutlamalarının ardından konvoydan ayrılan A.Ç. idaresindeki 01 RE 781 plakalı otomobil, kurye olarak çalışan Arda Kaynak'ın kullandığı 01 AAF 907 plakalı motosiklet ile çarpıştı. </p><p>Çarpışmanın etkisiyle motosiklet sürücüsü metrelerce savrulurken, kaza anı çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına an be an yansıdı. Görüntülerde otomobilin süratle geldiği ve çarpmanın şiddetiyle motosiklet sürücüsünün havaya fırladığı görüldü. </p><p>Ağır yaralanan motosiklet sürücüsü Arda Kaynak Adana'da tedavi gördüğü hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Otomobil sürücüsü A.Ç.'nin ise yapılan kontrolde 137 promil alkollü olduğu tespit edildi. Bu arada motosikletin hala kaza yerinde olduğu kimsenin aldığı görüldü. Gözaltına alınan sürücünün işlemlerinin sürdüğü bildirildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Adana, Asayiş</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/sampiyonluk-kutlamasi-sonrasi-kaza-ani-guvenlik-kamerasinda-agir-yarali-surucu-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:35:55 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/sampiyonluk-kutlamasi-sonrasi-kaza-ani-guvenlik-kamerasinda-agir-yarali-surucu-hayatini-kaybetti.jpg" type="image/jpeg" length="63814"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şarampole devrilen otomobilde 1 kişi öldü, 4 kişi yaralandı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/sarampole-devrilen-otomobilde-1-kisi-oldu-4-kisi-yaralandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/sarampole-devrilen-otomobilde-1-kisi-oldu-4-kisi-yaralandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar'da kontrolden çıkarak şarampol'e devrilen otomobilde 14 yaşında bir çocuk hayatını kaybederken, 4 kişide yaralandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Afyonkarahisar'da kontrolden çıkarak şarampol'e devrilen otomobilde 14 yaşında bir çocuk hayatını kaybederken, 4 kişide yaralandı. </p><p>Kaza, Bolvadin ilçesi çıkışında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, M.G. (44) idaresindeki 03 AHJ 008 plakalı otomobil sürücüsünün henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı. Savrulan araç ardından yol kenarındaki şarampole devrildi. Kazada Kazada aragta yolcu olarak bulunan M.G.(42), M.G.(7). </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>F.G.(11), G.G.(33) ve Ahmet Göçmen (14) isimli şahıslar yaralandı. Yaralılar kaza sonrası çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine gelen ambulanslarla hastanelere kaldırıldı. Yaralılardan 14 yaşındaki Ahmet Göçmen hastanede yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. </p><p>Olayın ardından savcılık tarafından soruşturma başlatıldığı bildirildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Afyonkarahisar, Asayiş</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/sarampole-devrilen-otomobilde-1-kisi-oldu-4-kisi-yaralandi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:31:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/sarampole-devrilen-otomobilde-1-kisi-oldu-4-kisi-yaralandi.jpg" type="image/jpeg" length="65140"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akışkan balistik koruma sistemleri çelik yeleklerin yerini alacak]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/akiskan-balistik-koruma-sistemleri-celik-yeleklerin-yerini-alacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/akiskan-balistik-koruma-sistemleri-celik-yeleklerin-yerini-alacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genç mühendisler SAHA 2026'da yerli ve milli olarak geliştirdiği ürünlerini sergiledi. Akışkan balistik koruma sistemleri, güvenlik güçlerine saha da konfor alanı sunacak. Tamamen şeffaf, sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içini kaplayacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Genç mühendisler SAHA 2026'da yerli ve milli olarak geliştirdiği ürünlerini sergiledi. Akışkan balistik koruma sistemleri, güvenlik güçlerine saha da konfor alanı sunacak. Tamamen şeffaf, sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içini kaplayacak. </p><p>SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda bir çok yerli ve milli ürün sergilendi. Fuarda genç girişimciler de ürünlerini sergileme fırsatı buldu. Genç bir girişimci tarafından kurulan ATAPARS Savunma akışkan balistik koruma sistemleri geliştirdi. Üstün darbe sönümleme özelliğine sahip ve çift kullanımlı olarak geliştirildi. Güvenlik güçlerinin saha da işini kolaylaştıracak şekilde üretildi. Akışkan sıvı, Balistik yeleklerde, helikopter altlarında koruma olarak kullanılabilecek. Tamamen şeffaf, bir sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içini kaplayacak. Balistik atış testleri, Jandarma tarafından gerçekleştirildi. </p><p>Bir diğer taraftan Külünk Teknoloji tarafından geliştirilen insansız deniz araçları ve tekneler için sallanmayı engelleyici sistem geliştirdi. Türkiye'de ilk defa genç bir mühendis tarafından geliştirilen sistem çalıştırıldığı anda dalgaların tekneleri ve insansız deniz araçlarını savrulmasını sallanmasını engelliyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Genç mühendislerin geliştirdiği ürünler hakkında bilgi veren Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol, 'Türkiye olarak aslında teknolojik olarak geldiğimiz noktayı gösterme fırsatı bulduğumuz çok kritik bir fuar oldu. Türkiye teknolojik eşiği aştı ve Ar-Ge altyapısını neredeyse birçok anlamda tamamladı. Kamikaze dronlardan yüksek teknoloji ürünlere kadar, anti-jam sistemlerinden siber güvenlik, yapay zekâ, jiroskop sistemlerimizden batarya sistemlerimize kadar çok geniş bir yelpazede ürünlerimizi burada tanıtma fırsatı bulduk. Biz de Teknopark İstanbul olarak buraya 20 firmayla standımızda geldik ama Savunma Sanayii Başkanlığımızın standında 20 firmamız ve toplamda da yine dışarıda kendi Ar-Ge stantlarını alan Ar-Ge firmalarımızla toplamda 100'e yakın firmayla buraya geldik. Oldukça güçlü bir çıkarma yaptık. Bizim de kendi alanımızda, odak alanlarımızda çok güçlü firmalarımızın ilk defa lansman ürünlerini burada sergileme fırsatı bulduk. Özellikle şimdi yanı başında gördüğümüz bir deniz teknolojilerinde dalgaların denizdeki hareketli ortamı sağladığı yerde dalga dengeleyici jiroskop; Türkiye'de ilk defa bir genç mühendis arkadaşımız bunu başardı. Dünyada bir iki örneği olmasına rağmen Türkiye'de bunu başaran ilk mühendis arkadaşımız. Prototip ürünleri şu anda tamamlandı ve 20 metreye kadar bunu deniz teknelerine, insansız deniz araçlarına ve farklı deniz araçlarında bunu kullanabiliyor. Dolayısıyla oldukça iddialı ve ses getirecek bir projeyle de burada tanıtma fırsatı bulduk. </p><p>'Emniyet güçlerimizin konfor alanını artıracak ve ekstra güvenlik önlemleri sağlayacak bir zırh' </p><p>Akışkan zırh hakkında bilgi veren Akyol, 'Türkiye'de bir ilk olan, dünyada çok nadir bir iki örneği var ama Türkiye'de hiç bugüne kadar örneği olmayan bir ürünü gerçekleştirdi: Bir çelik zırh... emniyet güçlerimizin kullandığı çelik zırh yerine, akışkan zırh, balistik koruma sağlayan bir zırh geliştirildi. Tamamen şeffaf, bir sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içine kaplanarak dolayısıyla emniyet güçlerinin esnek hareket edebilmesini sağlıyor ve aslında mevcut konvansiyonel çelik zırhlardan çok daha hafif. Çelik zırhlar 3-5 kiloya kadar yüksek olabiliyor ve 3-5 saat, 10 saat üzerinizde kaldığında da bu çok büyük bir ağırlık ve yük oluşturmaya başlıyor. Dolayısıyla çok daha esnek, bir su şişesi kadar hafifliğinde bir aslında çelik yeleğe sahip olmuş oluyorsunuz. Tabii daha önemli olan tarafı biliyorsunuz; mevcut konvansiyonel yeleklerde bir paket çelikler, koruma zırhlar var. Dolayısıyla boşlukları var, aralar var, koltuk altı var; çeşitli farklı noktalara bunu koruyamıyor, oradan bir kurşun aldığı zaman yine hayati tehlike kazanıyor. Emniyet güçlerimizin konfor alanını artıracak ve ekstra güvenlik önlemleri sağlayacak bir zırh. Bütün testleri yapıldı. Şuan seri üretim aşamasına geçmek üzere. Sadece çelik yelekte kullanılmayacak. Bir helikopterin altına bunu kapladığınız zaman helikopter pilotunun alttan yediği kurşun en risk bölge. Bir helikopterin altına zırh olarak yapabileceksiniz. Şeffaf olduğu için bir çok yerde bu zırh olarak kullanılabilecek' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/akiskan-balistik-koruma-sistemleri-celik-yeleklerin-yerini-alacak</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:29:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/akiskan-balistik-koruma-sistemleri-celik-yeleklerin-yerini-alacak.jpg" type="image/jpeg" length="26454"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bornova Belediyesi ile halk arasında imar planı gerginliği: Mahalle sakinlerinden 'Rant' iddiası]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/bornova-belediyesi-ile-halk-arasinda-imar-plani-gerginligi-mahalle-sakinlerinden-rant-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/bornova-belediyesi-ile-halk-arasinda-imar-plani-gerginligi-mahalle-sakinlerinden-rant-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'in Bornova ilçesine bağlı Kazımdirik Mahallesi sakinleri, belediye tarafından hazırlanan yeni imar planı revizyonuna yüksek kesinti oranları ve mülkiyet haklarının korunmadığı gerekçesiyle tepki gösterdi. Bölgenin ticari alana dönüştürülerek 'rant' sağlandığını iddia eden mahalleli, 40 yıllık evlerinin kağıt üzerinde 'şeftali bahçesi' olarak gösterildiğini savunarak hukuk mücadelesi başlatacaklarını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir'in Bornova ilçesine bağlı Kazımdirik Mahallesi sakinleri, belediye tarafından hazırlanan yeni imar planı revizyonuna yüksek kesinti oranları ve mülkiyet haklarının korunmadığı gerekçesiyle tepki gösterdi. Bölgenin ticari alana dönüştürülerek 'rant' sağlandığını iddia eden mahalleli, 40 yıllık evlerinin kağıt üzerinde 'şeftali bahçesi' olarak gösterildiğini savunarak hukuk mücadelesi başlatacaklarını duyurdu. </p><p>İzmir'in Bornova ilçesi Kazımdirik (eski adıyla Karacaoğlan) Mahallesi sakinleri, 6188 ve 6189 sokak mevkii için hazırlanan yeni imar planı revizyonuna karşı bir araya gelerek duruma tepki gösterdi. Yaklaşık 40 yıldır aynı bölgede ikamet ettiklerini belirten vatandaşlar, yeni planla birlikte mülkiyet haklarının ellerinden alınmak istendiğini ve bölgenin müteahhitlere 'peşkeş çekildiğini' söyledi. </p><p>'Evlerimiz kağıt üzerinde bahçe yapıldı' </p><p>Mahalle sakinleri adına hazırlanan ortak metinde, 1984 yılındaki imar affından faydalanan, yapı kayıt belgeleri bulunan ve vergileri ödenen iki katlı evlerin, yeni plan sürecinde 'bahçe' veya 'boş parsel' olarak nitelendirildiği belirtildi. Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) adı altında yüzde 44,42 oranında bir kesinti yapılacağını belirten mahalleli, konut alanlarının 'Ticaret Alanı'na dönüştürülmesine tepki gösterdi. </p><p>'Müteahhitler aracılığıyla tehdit ediliyoruz' </p><p>Mahalle sakinlerinden Sait Armağan, bölgenin merkezi konumundan dolayı büyük bir rant baskısı altında olduğunu savunarak, '40-45 yıldır biz bu mahalledeyiz. Annelerimiz, kardeşlerimiz, babalarımız burada kum, tuğla taşıyarak bu evleri zor bela yaptık. Buradaki insanların hepsi mağdur. Burada çok büyük bir rant var. Biz Bornova Forum, Ege Üniversitesi ve Bornova merkeze çok yakınız. Burada yol çalışması adı altındaki durumun yolla hiçbir alakası yok. Direkt buralar yıkılıp, yol genişletilip ticaret merkezine çevrilmek isteniyor' dedi. </p><p>Yaklaşık 300 hanede 600'e yakın insanın mağdur edilmek istendiğini savunan Armağan, açıklamalarına şöyle devam etti: 'Burası tamamen müteahhitlere peşkeş çekiliyor, çökme var. Mahallemize müteahhitler gelerek Bornova Belediye Başkanı'nın gönderdiğini söylüyor ve 'Burada sizlere 1+1 ev veriyoruz. Daha ne istiyorsunuz? Ya bunları kabul edin ya da burayı terk edin. Yoksa bunu da alamazsınız' gibi ibarelerle mahallemize çökmeye çalışıyorlar. Bu kadar halk burada emek harcamış, imar affından faydalanmış, çevre vergisini ödüyor, numara taşı ve her şeyi var. Devleti yok sayıp bu kadar insanı mağdur ediyor ve tehdit ediyorsunuz. Ben buradan Ömer Eşki'ye ve Bornova Belediyesine sesleniyorum; eğer üstümüze çökmeye, müteahhitleri salmaya devam ederseniz İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına da hakkınızda suç duyurusunda bulunacağız' dedi. </p><p>'Şeftali Bahçesi' ibaresi şaşırttı </p><p>Planda yapılan değişikliklere dikkat çeken İlayda Aygündüz ise 'Burada 3-4 katlı evlerde yaşayan 10-15 kişi, 50 metrekarelik 1+1 evlere sığdırılmak isteniyor. Belediye başkanımız buraları müteahhitlere peşkeş çekiyor. Halkla görüşüldüğü söyleniyor ama hiç kimse görüşmeye dahi gelmedi. İtiraz dilekçelerimizin arkasının boş olduğu söyleniyor. Biz sonuna kadar kendimizi savunacağız. Davamızı açacağız; Valiliğe ve Cumhurbaşkanlığına suç duyurusunda bulunacağız. Biz konut olarak vergilerimizi yatırmaktayız. Yapı kayıt belgeleri, elektrik ve su aboneliklerimiz bulunmakta. Revizyon çalışması yapabilmek için vasfı değiştirilip evlerimiz 'Şeftali Bahçesi' olarak gösterildi. Burada nerede şeftali bahçesi var? 'Ben yaptım oldu' dediler, mahallemizin ismi dahi değiştirildi. Askıya çıkarılan plandaki pankartta ada parsel numaramız dahi değiştirilmiş' ifadelerini kullandı. </p><p>'35 yıllık memuriyetimle bu evi yaptım' </p><p>78 yaşındaki mahalle sakini Kanpolat Kushan ise yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: '8 kişiyi 1+1'e sığdırırlarsa ben buna ne diyeyim? Diyecek bir şey kaldı mı? Eğer bize bunu layık görüyorlarsa bugünden gelsin başlasınlar. Ben 78 yaşındayım. Eşimle beraber 78 senenin 35 senesini devlet kapısında memurluk yaparak geçirdim ve bu evi yapabildim. Borç harç 2018'de de 25 bin lira para ödedim ve yapı kayıt belgemi aldım. Yazık günah değil mi bize? Şu millete bir bakın, bunların hepsi dişinden tırnağından artırıp da çoluk çocuklarına bir yuva yapmak için eziyet çekti. Bu durum rant olarak kullanılıyor. Gelsinler bize bunu burada tek tek anlatsınlar ki biz de ona göre kararımızı verelim.' </p><p>Mahalleli iptal bekliyor </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yüzlerce teknik itiraz dilekçesi verdiklerini belirten mahalle sakinleri, yüzde 44,42 kesinti içeren söz konusu planın iptalini, 1984 yılından bu yana tescil edilen konut haklarının korunmasını ve planlama süreçlerinin şeffaf bir şekilde yürütülmesini talep ederek yargı sürecinin takipçisi olacaklarını vurguladı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Izmir, Haberde insan</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/bornova-belediyesi-ile-halk-arasinda-imar-plani-gerginligi-mahalle-sakinlerinden-rant-iddiasi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:27:16 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/bornova-belediyesi-ile-halk-arasinda-imar-plani-gerginligi-mahalle-sakinlerinden-rant-iddiasi.jpg" type="image/jpeg" length="49719"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bel ağrısını fıtığa bağlamayın, teşhiste geç kalmayın]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/bel-agrisini-fitiga-baglamayin-teshiste-gec-kalmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/bel-agrisini-fitiga-baglamayin-teshiste-gec-kalmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belde oluşan ağrı genellikle fıtık olarak değerlendirilebilir. Ancak her bel ağrısını sadece 'fıtık' veya 'yorgunluk' sanmak, bazı önemli hastalıkların teşhisinde geç kalınmasına neden olabiliyor. Bel ağrılarını ciddiye almak gerektiğinin altını çizen Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, özellikle istirahat halindeyken artan ve gece uykudan uyandıran ağrıların; iltihaplı romatizmadan kanser metastazına kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabileceğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Belde oluşan ağrı genellikle fıtık olarak değerlendirilebilir. Ancak her bel ağrısını sadece 'fıtık' veya 'yorgunluk' sanmak, bazı önemli hastalıkların teşhisinde geç kalınmasına neden olabiliyor. Bel ağrılarını ciddiye almak gerektiğinin altını çizen Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, özellikle istirahat halindeyken artan ve gece uykudan uyandıran ağrıların; iltihaplı romatizmadan kanser metastazına kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabileceğini açıkladı. </p><p>Günlük yaşamda çoğu kişiden duyduğumuz bel ağrısı şikayeti, genellikle 'ağır kaldırdım' ya da 'fıtığım azdı' denilerek geçiştiriliyor. Ancak tıp dünyası, bel ağrısının bir hastalık değil, vücudun verdiği bir semptom olduğunun altını çiziyor. Yaklaşık 50 farklı nedene dayanan bu ağrılar, basit bir kas tutulmasından ibaret olabileceği gibi; prostat, meme veya kolon kanserinin ilk belirtisi olarak da karşımıza çıkabiliyor. Bel ağrılarına ciddiyetle yaklaşılması gerektiğinin altını çizen Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, 'Bel ağrılarının spektrumu oldukça geniştir. Yaklaşık 40-50 farklı tanıdan söz edilebilir. Bu tanılar arasında çok hafif seyreden durumlar olduğu gibi, oldukça ciddi hastalıklar da bel ağrısına neden olabilir. Bel ağrısı bir hastalık değil, bir semptomdur. Basit bir kas incinmesi bel ağrısına yol açabileceği gibi, prostat kanserinin bele yansıması da ağrı şeklinde kendini gösterebilir. Bu nedenle bel ağrısı şikâyetiyle başvuran hastalarda dikkatli ve özenli bir muayene yapılması, gerekirse radyolojik görüntülemeye başvurulması son derece önemlidir. Çünkü basit gibi görünen bir bel ağrısı, bazı durumlarda meme veya kolon kanseri gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Öte yandan, kötü bir yatakta yatmak gibi basit nedenler de bel ağrısına yol açabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>Erken tanı alınmazsa sakatlığa neden olabilir </p><p>Bel ağrısı semptomuyla kendini gösteren iltihaplı romatizmal hastalıklara dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Özellikle genç erkeklerde görülen bu hastalıklar fark edilmez, tanı konulmaz ve tedavi edilmezse ömür boyu sakatlığa yol açabilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Ankilozan spondilit, iltihaplı romatizma türlerinden biridir ve erken tanı konulmadığında ciddi sakatlıklara neden olabilir. Bu nedenle bel ağrıları mutlaka dikkatle değerlendirilmelidir. Öte yandan bel fıtığı, omurgalar arasında yer alan disklerle ilişkilidir. Bu diskler, omurganın sağlıklı hareket etmesini sağlayan, bir aracın amortisörleri gibi görev yapan yapılardır. Disklerin zamanla aşınması ve fıtıklaşması sonucu, omurilikten çıkan sinirler sıkışabilir ve bu da fıtığa yol açar. Ancak bu durum kas ağrısıyla karıştırılabilir. Kas kaynaklı bel ağrısı genellikle kalça veya bacağa yayılmaz. Oysa fıtıkta, sinire baskı olduğu için ağrı belden başlayarak topuğa kadar inebilir. Bu iki durum dikkatli bir muayene ile kolaylıkla ayırt edilebilir.' </p><p>Devam eden ağrılarda ileri tetkik şart </p><p>Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, Belden bacağa kadar yayılan ve sinir boyunca hissedilen ağrılarda mutlaka görüntüleme yapılması gerektiğini söyledi, 'Böylece hangi sinirin, hangi tarafta ve ne ölçüde baskı altında olduğu belirlenerek doğru tedavi planlanabilir' dedi. Bel ağrılarının önem derecesinin belirlenmesinde hastayla yapılan anamnezin çok kıymetli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, 'Örneğin, hastanın ağrısı yürürken veya otururken ortaya çıkıyor ancak yatarken geçiyorsa, bu durum genellikle dejeneratif nedenlere işaret eder. Buna karşılık, gece ortaya çıkan ya da istirahat sırasında devam eden ağrılar; iltihaplı romatizma veya kanser gibi daha ciddi durumları düşündürmelidir. Bu nedenle hastalara yöneltilen en kritik sorulardan biri, ağrının gece veya istirahat halinde olup olmadığıdır. Bu tür durumlarda mutlaka ileri tetkik yapılmalıdır. Cerrahi gerekliliği ise belirli kriterlere göre değerlendirilir. Tüm konservatif yöntemler (ilaç tedavisi, fizik tedavi, enjeksiyonlar, istirahat vb.) uygulanmasına rağmen ağrı devam ediyorsa, bu önemli bir cerrahi nedenidir. Ayrıca nörolojik bozuklukların ortaya çıkması, örneğin ayakta kuvvet kaybı gelişmesi ya da duyu kaybının devam etmesi ve ilerlemesi durumunda hasta cerrahiye yönlendirilir' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tedavi yaklaşımı hastalığa göre değişir </p><p>Omurgayı nasıl korumak gerektiğini ve bel ağrılarının nasıl tedavi edildiğine ilişkin konuşan Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, şöyle konuştu: 'Omurga, vücudun yükünü taşıyan bir binanın ana kolonu gibidir. Ayakta dururken vücut ağırlığı bacaklar aracılığıyla aşağıya iletilir. Ancak otururken bu yük doğrudan omurga ve kuyruk sokumuna biner. Bu nedenle bel fıtığı olan hastalara uzun süre oturmamaları önerilir. Tedavi yaklaşımı hastalığa göre değişir. Örneğin, bel fıtığında ilk birkaç gün egzersiz önerilmez; öncelikle ağrının azaltılması ve kasların gevşetilmesi hedeflenir. Ağrı azaldıktan ve ödem geriledikten sonra, omurganın stabilitesini sağlamak için özel egzersizler uygulanır. Bu egzersizlerle karın, kalça ve bel kaslarının güçlendirilmesi amaçlanır. Ancak iltihaplı romatizmal hastalıklarda veya kanser metastazı bulunan durumlarda egzersiz ağrıyı artırabilir. Bu nedenle hasta egzersiz sırasında ağrısının arttığını ifade ediyorsa, durum dikkatle değerlendirilmelidir.' </p><p>Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, hastaların uzun süre oturması ya da uzun süre ayakta kalması gibi durumların bel ağrısına neden olabileceğini hatırlatarak, dengeli egzersiz ve dengeli aktivitenin önemine dikkat çekti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık, Izmir</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/bel-agrisini-fitiga-baglamayin-teshiste-gec-kalmayin</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:20:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/bel-agrisini-fitiga-baglamayin-teshiste-gec-kalmayin.jpg" type="image/jpeg" length="19613"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ay'da yaşamın anahtarı: Uzay tarımı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/ayda-yasamin-anahtari-uzay-tarimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/ayda-yasamin-anahtari-uzay-tarimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzayda sürdürülebilir yaşamın anahtarı olarak görülen 'Ay tarımı', İzmir'de uluslararası bir bilim buluşmasına sahne oldu. Yaşar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen sempozyumda Türk ve Japon bilim insanları, Ay'da yaşamın mümkün kılınmasına yönelik tarım, ekosistem ve üretim modellerini masaya yatırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uzayda sürdürülebilir yaşamın anahtarı olarak görülen 'Ay tarımı', İzmir'de uluslararası bir bilim buluşmasına sahne oldu. Yaşar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen sempozyumda Türk ve Japon bilim insanları, Ay'da yaşamın mümkün kılınmasına yönelik tarım, ekosistem ve üretim modellerini masaya yatırdı. </p><p>Yaşar Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi tarafından düzenlenen 'Uzay Biliminde Gelecek Yönelimler ve Ay Tarımı' konulu mini-sempozyumda Türk ve Japon bilim insanları, uzay bilimi ile sürdürülebilir tarımı ele alırken, geleceğin üretim modellerine ışık tuttu. Küresel ölçekte önem kazanan uzay tarımı alanında düzenlenen buluşma, Yaşar Üniversitesi Selçuk Yaşar Kampüsü'nde yapıldı. Etkinlikte; Ay'da tarım sürdürülebilir geleceğe dair yeni perspektifler ortaya kondu. </p><p>'Mesele beslenmek değil, ekosistem kurmak' </p><p>Sempozyumun açılışında konuşan Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, uzay misyonlarında gıda üretiminin ötesine geçilmesi gerektiğini vurguladı. Kandiller, Ay'da ya da Ay yörüngesinde yerleşik hayata geçmenin temel şartının üçlü bir denge kurmak olduğunu belirtti. </p><p>Prof. Dr. Kandiller, 'Ay'a ayak basılmasından bu yana 50 yıl geçti. Bugünlerde insanoğlu yeniden Ay'a gitmeye, hatta Ay üzerinde ya da Ay yörüngesindeki bir uyduda yerleşik hayata geçerek Mars'a yapılacak bir uzay yolculuğuna zemin hazırlamaya odaklanmış durumda. Eğer Ay'da yerleşik hayata geçmeyi planlıyorsak çözmemiz gereken çok önemli bir sorun var; Kolonistleri orada nasıl doyuracağız? Yaşamı sürdürebilmek için yeterli ve sağlıklı gıdayı orada üretmek zorundalar. Ayrıca bu bitkiler sadece insanları beslemek için değil, aynı zamanda oksijen üretmek ve atıkları arıtmak için de kullanılacak. Yani artık mesele sadece beslenmek değil; bu üç sorunu (gıda, oksijen, atık geri dönüşümü) birlikte çözmek' dedi. </p><p>Uzay misyonuna katkı </p><p>Türkiye'nin insanlı ilk uzay misyonuna gönderilen bitki deneyi 'Extremophyte' tasarlayan üç kişilik ekibin üyesi olan Yaşar Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Türkan da yürüttükleri projeyi anlattı. </p><p>Prof. Dr. Türkan şu bilgileri verdi: '2023 yılında, TÜBİTAK ve Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Uluslararası Uzay İstasyonu'na yapılacak ilk insanlı uzay uçuşu için bir çağrı açtı ve Alper Gezeravcı'nın ISS'de gerçekleştirebileceği deney önerileri istedi. Bu çağrı sonucunda komiteler tarafından 13 deney seçildi. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday, Doç. Dr. Barış Uzilday ve benim yer aldığım ekibin Extremophyte' adını verdiğimiz çalışmamız da bunlardan biriydi. Deney kapsamında, Dünya'da sadece Tuz Gölü'nde yayılış gösteren ve yüksek tuzlu ortamlara dirençli bir bitki olan 'Schrenkiella parvula'yı uazaya gönderdik. </p><p>Bu bitki kuraklığa, tuzluluğa, lityum ve bor yüksekliğine, ayrıca yüksek sıcaklığa dayanıklılık gibi sıra dışı adaptasyon özelliklerine sahiptir. Yani Rektörümüzün de belirttiği gibi, Ay veya gelecekte Mars gibi uzay ortamlarıyla doğrudan ilgili olan çoklu stres faktörlerine karşı koyabilen bir bitkidir. Bu deneyi yapana kadar, mikroçekim altında tuz stresine verdiği yanıtların ve adaptasyon özelliklerinin korunup korunmadığı bilinmiyordu; bu çalışma bu açıdan çok bilgilendirici olacak. Ayrıca bu deneye kadar ISS'ye hiçbir halofitik (tuzcul) bitki gönderilmemişti. Bu, uzaya gönderilen ilk 'extremophyte' oldu.' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ay toprağı yapıldı </p><p>Japonya'dan Chiba Üniversitesi Uzay Tarımı ve Bahçe Bitkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hideyuki Takahashi 'Bitki uzay deneyleri ve ayda tarım' konulu bir sunum gerçekleştirdi. Tohoku Üniversitesi Yaşam Bilimleri Lisansüstü Okulu üyesi Prof. Dr. Atsushi Higashitani de stres şartlarında bitki büyümesi ve hayvan refahı üzerine yürüttükleri çalışmaları anlattı. Ekibi ile Apollo 14 göreviyle getirilen Ay toprağıyla birebir aynı özelliklere sahip 'Ay toprağı ve tozu' (simülanı) üreten ilk öncü çalışmayı gerçekleştiren İstanbul Aydın Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Cengiz Toklu da bu toprağın yapısını, özelliklerini paylaştı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Izmir, Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/ayda-yasamin-anahtari-uzay-tarimi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:15:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/ayda-yasamin-anahtari-uzay-tarimi.jpg" type="image/jpeg" length="42661"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Evde anne, sokakta motokurye: Azmiyle örnek oluyor]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/evde-anne-sokakta-motokurye-azmiyle-ornek-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/evde-anne-sokakta-motokurye-azmiyle-ornek-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum'da 8 yıldır, çalıştığı restoranda motokuryelik yapan 52 yaşındaki Sibel Üzgün, hem motosikletle yemek taşıyarak aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de çocuklarına bakıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çorum'da 8 yıldır, çalıştığı restoranda motokuryelik yapan 52 yaşındaki Sibel Üzgün, hem motosikletle yemek taşıyarak aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de çocuklarına bakıyor. </p><p>Çorum'da yaşayan evli ve iki çocuk annesi Sibel Üzgün, 2018 yılında başladığı motokuryelik mesleğini aşkla yapıyor. 8 yıl önce kendi işyerini işletirken motokuryelere kızarak motosiklet kullanmayı öğrenen 52 yaşındaki Üzgün, daha sonra restoranlarda çalışarak motokuryelik yapmaya başladı. Bir yandan 2 çocuğuyla ilgilenen Üzgün, bir yandan da yağmur, kış demeden işini aşkla yapıyor. Çorum'da ilk kadın motokurye olduğunu dile getiren Üzgün, çocuklarına faydalı olabilmek için çalışmaya devam ettiğini ve işini çok sevdiğini ifade etti. </p><p>Üzgün'e çalıştığı iş yerinde patronuyla birlikte sürpriz yapan çocukları, çiçek vererek Anneler Günü'nü kutladı. </p><p>'Çorum'da kadın olarak ilk kuryeyim' </p><p>Motosiklet kullanmayı çok sevdiğini dile getiren Sibel Üzgün, 'Bir kızım ve bir oğlum var. 2018 yılından beri kuryelik yapıyorum. Kendi dükkanımda kuryelere sinirlendim. Motosikleti öğrenmeye karar verdim ve sürmeye başladım. Ondan sonra da 'kendi işimi kendim yapmak istiyorum' dedim. Kuryeler vaktinde gelmiyorlardı. Ben de kendi işimi kendim yapmaya başladım. Adreslerin hepsini öğrendim. Şu an bir sıkıntım yok. İşimi çok severek yapıyorum. Çorum'da kadın olarak ilk kuryeyim. Benden sonra bu işi yapmak için uğraşanlar oldu ama yapamadılar. Başlayanların çoğu bıraktılar. Ama ben hiçbir zaman bırakmadım. Çünkü motosiklet kullanmayı çok seviyorum, işimi seviyorum. İnsanlarla uğraşmak biraz zor. Mutlu olan da var, mutlu olmayan da var. Ama ben elimden geldiğince bütün müşterilerimize iyi davranmaya çalışıyorum. Onları mutlu etmeye çalışıyorum' dedi. </p><p>'Çocuklarıma faydalı olmak için uğraşıyorum' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kuryelik yaparak geçimini sağlayan ve evlatlarına destek çıkan Üzgün, 'Anne olmak çok güzel bir duygu. İsterim ki herkes bu duyguyu yaşasın. Hem anne olmak hem de çalışan bir kadın olmak gerçekten çok zor. Ama elimden geleni yaparak çocuklarıma faydalı olmak için uğraşıyorum. Kazandığım paralarla onları mutlu etmek için uğraşıyorum. Bir kadın için, bir anne için çalışmak çok güzel bir duygu. İsterim ki bütün anneler çalışıp çocuklarına ellerinden geldiğince yardımcı olabilsinler. Ben mutluyum. Çocuklarımı da mutlu etmek için elimden geleni yapıyorum. Annelik her kadına yakışır. Bana da yakıştığını düşünüyorum. Bütün annelerin ya da anne adayı olanların anneler gününü en içten dileklerimle kutluyorum. Dilerim her zaman bunun ne kadar güzel bir şey olduğunu unutmazlar. Anneliklerini güzel bir şekilde yerine getirirler' diye konuştu. </p><p>'Tüm annelerimizin anneler gününü kutluyoruz' </p><p>Üzgün'ün patronu Burak Karaca ise kadın istihdamına önem verdiklerini belirterek, 'Sibel Hanım da bunlardan bir tanesi. Kuryelerimizden Sibel Hanım bize çok fayda sağlıyor. Uzun yıllardır bizimle beraber çalışıyor. Sibel hanıma ve bütün annelerimize teşekkür ediyoruz. Onların ellerinin her zaman bizim üzerimizde olmasını isteriz. Tüm annelerimizin anneler gününü kutluyoruz' ifadelerine yer verdi. </p><p>Sibel Üzgün'e çalıştığı iş yerine gelerek sürpriz yapan çocukları Furkan Taha Üzgün ile Selya Üzgün kardeşler ise annelerinin çok cefakar olduğunu ve kendisini çok sevdiklerini ifade etti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Corum, Haberde insan</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/evde-anne-sokakta-motokurye-azmiyle-ornek-oluyor</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:12:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/evde-anne-sokakta-motokurye-azmiyle-ornek-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="50186"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara'da tıra arkadan çarpan otomobilin sürücüsü ağır yaralandı]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/ankarada-tira-arkadan-carpan-otomobilin-surucusu-agir-yaralandi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/ankarada-tira-arkadan-carpan-otomobilin-surucusu-agir-yaralandi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'nın Polatlı ilçesinde meydana gelen kazada, tıra arkadan çarpan otomobilin sürücüsü ağır yaralandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'nın Polatlı ilçesinde meydana gelen kazada, tıra arkadan çarpan otomobilin sürücüsü ağır yaralandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kaza, saat 04.00 sıralarında Gülveren Mahallesi Yeni Sanayi Sitesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, eğlence mekanında sahne aldığı öğrenilen H.T'nin kullandığı araç, yol kenarında park halinde bulunan tıra arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle araçta ağır hasar oluşurken, sürücü H.T. ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan yaralı, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Polis ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ankara, Asayiş</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/ankarada-tira-arkadan-carpan-otomobilin-surucusu-agir-yaralandi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:04:12 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/ankarada-tira-arkadan-carpan-otomobilin-surucusu-agir-yaralandi.jpg" type="image/jpeg" length="10609"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anneler Günü'nde tercih kırmızı gül]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/anneler-gununde-tercih-kirmizi-gul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/anneler-gununde-tercih-kirmizi-gul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri'de 10 Mayıs Anneler Günü'nde çiçekçilerde yoğunluk yaşanırken, müşterilerin tercihi ise kırmızı gül oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kayseri'de 10 Mayıs Anneler Günü'nde çiçekçilerde yoğunluk yaşanırken, müşterilerin tercihi ise kırmızı gül oldu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>20 yıldır çiçekçilik sektöründe bulunan Mehmet Bener; 10 Mayıs Anneler Günü için hazırlık yaptıklarını söyledi. Anneler Günü'nde en çok kırmızı gülün tercih edildiğini söyleyen Bener, 'Kayseri'de 20 yıldır çiçek sektörüyle uğraşıyorum. Anneler Günü hazırlığımızı yaptık. Şimdiden tüm annelerimizin Anneler Günü'nü kutluyorum. Hazırlığımızda saksı çiçekleri, buketler olsun iş yerline gönderim sağlıyoruz ve gelip mağazamızdan alabiliyorlar. Anneler Günü'nde en çok buketler, kırmızı gül tercih ediliyor bunların yanı sıra saksı bitkilerimizde tercih ediliyor. Gülün tanesinin fiyatı 100-150 TL arasında kalitesine göre değişiyor. Saksı çiçeklerinde ise 250-300 TL'den başlayıp, Bin 500 TL' ye kadar çıkabiliyor' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Kayseri</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/anneler-gununde-tercih-kirmizi-gul</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:03:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/anneler-gununde-tercih-kirmizi-gul.jpg" type="image/jpeg" length="98344"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Geleneksel halı dokuma ustası, kültürel mirası ilmek ilmek geleceğe taşıyor]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/geleneksel-hali-dokuma-ustasi-kulturel-mirasi-ilmek-ilmek-gelecege-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/geleneksel-hali-dokuma-ustasi-kulturel-mirasi-ilmek-ilmek-gelecege-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geleneksel Türk el sanatlarından Yağcı Bedir halı dokumacılığının önemli temsilcilerinden Zehriban Emül, çocukluk yıllarında annesinden öğrendiği zanaatı yarım asırdır büyük bir sevgiyle sürdürüyor. Kapalı Türk düğümü tekniğiyle üretilen ve yıllar geçtikçe değer kazanan halıları özenle dokuyan usta zanaatkar, bu kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması için tezgah başından ayrılmıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Geleneksel Türk el sanatlarından Yağcı Bedir halı dokumacılığının önemli temsilcilerinden Zehriban Emül, çocukluk yıllarında annesinden öğrendiği zanaatı yarım asırdır büyük bir sevgiyle sürdürüyor. Kapalı Türk düğümü tekniğiyle üretilen ve yıllar geçtikçe değer kazanan halıları özenle dokuyan usta zanaatkar, bu kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması için tezgah başından ayrılmıyor. </p><p>Halk eğitim merkezlerinde yaklaşık 30 yıl boyunca eğitmenlik yaparak yüzlerce öğrenci yetiştiren 51 yaşındaki Zehriban Emül, son 6 yıldır tüm enerjisini bizzat tezgah başında üretim yapmaya ayırıyor. Halı dokumacılığına henüz ilkokul çağlarındayken annesinin yanında oyun oynayarak başladığını anlatan Emül, mesleğine olan bağlılığını hiç kaybetmediğini dile getirdi. İlk öğrendiği dönemlerde her gece rüyalarına halı dokurken kullanılan kirkit aletinin sesinin girdiğini söyleyen usta dokumacı, 'O zaman bu yolu hiç bırakmayacağımı biliyordum. Bizim dokuduğumuz halılar kullanıldıkça değer kazanıyor, adeta birer antika esere dönüşerek torunlara miras kalıyor' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>En büyük hayali gençlerin tezgaha oturması </p><p>Geleneksel sanatın yaşatılması için eğitimin önemine dikkat çeken Zehriban Emül, el dokumacılığının okullarda gençlere tanıtılması gerektiğine inanıyor. Çocukların sanatla buluşmasının ruhsal gelişimlerine de olumlu yansıyacağını ifade eden Emül, 'Çocuklar haftada bir saat bile olsa tezgaha otursalar, o renkli motiflere baksalar ruhları dinlenir. Ben kirkit sesinin herkesin kulağında güzel bir müzik gibi çınlamasını ve bu kadim mesleğin aydınlık yarınlara taşınmasını gönülden istiyorum' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Izmir</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/geleneksel-hali-dokuma-ustasi-kulturel-mirasi-ilmek-ilmek-gelecege-tasiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:00:28 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/geleneksel-hali-dokuma-ustasi-kulturel-mirasi-ilmek-ilmek-gelecege-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="92407"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Antalyalı anne ömrünü Down sendromlu oğluna adadı: 'O sağ olsun bana yeter']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/antalyali-anne-omrunu-down-sendromlu-ogluna-adadi-o-sag-olsun-bana-yeter</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/antalyali-anne-omrunu-down-sendromlu-ogluna-adadi-o-sag-olsun-bana-yeter" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da yaşayan Esin Çam, 4 ay sonra 18 yaşına girecek Down sendromlu oğlu Emirhan Çam'ın elini 18 yıldır hiç bırakmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Antalya'da yaşayan Esin Çam, 4 ay sonra 18 yaşına girecek Down sendromlu oğlu Emirhan Çam'ın elini 18 yıldır hiç bırakmadı. </p><p>Oğluyla haftanın 5 günü etkinlikten etkinliğe koşan anne Çam, özel çocukların ailelerinin en büyük kaygısını dile getirerek, '18 yıldır hep çocuğumdayım ben. O sağ olsun bana yeter. En büyük hayalim Emir'in ayakta durması. Bütün özel çocukların ailesinin tek düşüncesi eminim ki bizden sonra ne olacak, onu düşünüyoruz. Biz ölürsek çocuklarımız ne olacak, bizim çocuklarımıza biz öldükten sonra sahip çıkılsın' dedi. </p><p>Antalya'da yaşayan 47 yaşındaki Esin Çam'ın hayatı, yaklaşık 18 yıl önce dünyaya gelen oğlu Emirhan Çam ile bambaşka bir yöne döndü. Ağustos ayında 18 yaşına girecek Down sendromlu Emirhan için 18 yıldır hayatını oğlunun eğitimine, sağlığına ve sosyal yaşama katılmasına göre şekillendiren anne Çam, hem kendi mücadelesini hem de özel çocuk sahibi ailelerin ortak kaygısını anlattı. Oğlunu evden koparmadan, sosyal yaşamın içinde tutmak için haftanın 5 günü etkinliklere götüren Çam, 'Her günümüzü dolu dolu yaşıyoruz' diyerek, özel çocuk sahibi ailelere de çocuklarının arkasında durmaları çağrısında bulundu. </p><p>'10 ay kendimi eve kapattım' </p><p>Oğlu Emirhan'ın doğumundan sonra Down sendromlu olduğunu öğrendiğini belirten Esin Çam, tanı sürecinin kendileri için zorlu başladığını anlattı. Emirhan'ın doğumdan sonra 3 gün kendisine verilmediğini ifade eden Çam, o süreçte bir şeylerin farklı olduğunu hissettiğini söyledi. Çam, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: 'Emirhan yaklaşık 18 yıl önce doğdu. Down sendromlu olduğunu bilmiyorduk. Emirhan doğduktan sonra 3 gün bebeği yanıma vermediler. Vermedikleri ve ikinci doğumum olduğu için aksi bir şey olduğunu düşündüm. Daha sonra çocuk doktorumuz Down sendromlu olduğunu söyledi. Tabii ki bu süreç bizim için çok uzun bir süreç oldu. 10 ay kadar kendimi eve kapattım. Ne yapmam gerekli diye düşündüm. 10 ay sonra kendime, 'Kendini bir silkele, kendine gel, bu çocuk senin çocuğun' dedim. Ondan sonra hastane süreçlerimiz başladı.' </p><p>'Hayat çizgimizi Emirhan'a göre çizdik' </p><p>Emirhan'ın kalbinde delik olduğunu, bu nedenle uzun süre hastane süreçleri yaşadıklarını kaydeden anne Çam, zamanla bütün yaşam düzenlerini oğluna göre kurduklarını söyledi. Emirhan'ın sağlık kontrolleri, özel eğitimi ve okul süreciyle birlikte aile olarak farklı bir hayat düzenine geçtiklerini belirten Çam, Bursa'dan Antalya'ya taşınma kararını da bu süreçte aldıklarını ifade etti. Çam, 'Emirhan kalbi delik doğdu. Üfürme denildi, o kapatıldı. Sürekli hastanelerdeydim. Daha sonra Emirhan'a göre hayat çizgimizi çizdik. Hastaneler, okullar derken 18 yaşına girecek şu anda. Sürekli doktor kontrolleri altındaydık. Daha sonra eğitimine ağırlık verdim. Bursa'da doğdu zaten. Bursa'daki eğitimden sonra, 'Biz burada nefes alamıyoruz, ortam değiştirelim' dedik. Antalya'ya geldik. Antalya'da özel eğitimini verdik. Özel eğitime gidiyor, normal okuluna gidiyor. Yani hayatımızı ona göre yönlendirdik ve o şekilde de devam edecek' diye konuştu. </p><p>'Onun bir gülümsemesi her şeyi değiştiriyor' </p><p>Özel çocuk büyütmenin zorluklarına değinen Esin Çam, bu süreçte hem hastane yollarında hem de sosyal hayatta birçok güçlükle karşılaştıklarını dile getirdi. İnsanların bakışlarının ve davranışlarının zaman zaman kendilerini zorladığını anlatan Çam, tüm yorgunluğunu oğlunun bir gülümsemesiyle unuttuğunu söyledi. Anne Çam, 'Zorluklarımız tabii ki oldu. Normal bir çocuğun büyümesiyle bizim çocuklarımızın büyümesi farklı. Bir ucun hep hastanede. Tabii ki insanların sana karşı davranışı farklı, senin onlara bakış açın değişiyor. Ama bilmiyorum, iyi ki de olmuş. Hayat mücadelemiz devam ediyor. 18 yıl zor bir süreçti. Önümüzde de ne olacağını bilmiyoruz. Ama sevgisi farklı, her şey farklı. Göğüs geriyorsun, yorgunluğunu atıyorsun. Onun sana bir gülümsemesi, 'anne' demesi her şeyi daha farklı yapıyor' ifadelerini kullandı. </p><p>İlk dönemlerde psikolojik destek aldığını da anlatan Çam, 'Ben ilk 10 ay eve kapandığımda psikologla görüştüm. Bana, 'Seni dışlayanlar olacak, yargılayacaklar, önce sen kendin dik duracaksın' dedi. Ben de doktorumu dinledim. İnsanları eledim. İyisini kötüsünü ayırdım. Çocuklarımıza karşı davranışlarına baktım' dedi. </p><p>'18 yıldır çalışamıyorum, çocuğumun peşindeyim' </p><p>Emirhan 6 aylıkken Antalya'ya geldiklerini belirten anne Esin Çam, bu süreçte hem zor insanlarla hem de merhametli, şefkatli kişilerle karşılaştıklarını söyledi. Çocuğu doğmadan önce tekstilde kesim dikim ustası olarak çalıştığını ifade eden Çam, Emirhan'ın doğumundan sonra iş hayatına devam edemediğini dile getirdi. Çam, 'Normalde çalışıyordum. Kesim dikim ustasıyım, tekstilciyim. Çocuğum doğana kadar çalışıyordum. Hamilelik döneminde de çalıştım. Emekliliğime az bir süreç kaldı ama 18 yıldır çalışamıyorum. Neden? Çocuğumun peşindeyim. Kimseye güvenemiyorum. Bir şey olsa sana anlatır mı, anlatamaz mı? Bu sorunları yaşadığımız için zorluklarımız tabii ki çok oldu. Ama Allah güç kuvvet verdi. Bütün özel çocuklarımızın aileleri bunu yaşamıştır eminim. Her zorluğun bir kolaylığı oluyor' diye konuştu. </p><p>'Okula bir gün bensiz gitmedi' </p><p>Oğlunun peşinden 18 yıldır hiç ayrılmadığını söyleyen Esin Çam, Emirhan'ın okula bir gün bile yalnız gitmediğine dikkat çekti. Yağmurlu havalarda okul önünde şemsiyeyle beklediğini anlatan Çam, yaşadıkları zorluklara rağmen oğlunu sosyal hayatın içinde tutmak için büyük çaba gösterdiğini söyledi. Anne Çam, '18 yıldır peşinden hiç ayrılmadım. Okula bir gün bensiz gitmedi. Yağmurlu havada, şemsiyenin altında beklediğimi de biliyorum. Çok zorluklar yaşadık, hala da yerine göre yaşıyoruz. Haftanın 5 günü evde hiç durdurmuyorum. Hep aktif haldeyim' dedi. </p><p>Anne-oğulun haftalık programı dolu dolu </p><p>Emirhan'ın haftalık programını da anlatan Esin Çam, oğlunun devlet lisesine, özel eğitime, Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı'ndaki etkinliklere ve Engelsiz Kafe'ye gittiğini söyledi. Çam, haftanın tek boş günü olan cuma günlerini de artık 'anne-oğul balık günü' olarak planladıklarını ifade etti. Çam, 'Pazartesi günleri normal devlet lisesine, iş okuluna gidiyoruz. Salı günü öğleden önce ZİÇEV'de folklorumuz var, öğleden sonra Engelsiz Kafe'deyiz. Çarşamba günü yine folklordeyiz. Perşembe günü öğleye kadar normal devlet lisesinde, öğleden sonra ZİÇEV'de dersimiz var. Bir cuma günü boşluğumuz kalıyor, onu da planladık. Olta takımı alıp her cuma denize balık tutmaya gideceğiz. Oyuncak balık seti almıştım, leğene su koyup onunla oynuyordu. Baktım ki ilgisini çekiyor, bu yaz da bunu uygulayalım dedim. Cuma günü Anne-oğul balık günümüz olacak' ifadelerini kullandı. </p><p>Yaz tatillerinde de Emirhan'ı farklı ortamlara götürdüğünü söyleyen Çam, 'Büyüklerini ziyarete götürüyorum, şehir dışına çıkarıyorum. Alternatif etkinlikler olursa duyduğumda götürüyorum. Dolu dolu yaşatmak istiyorum. Her günümüzü dolu dolu yaşıyoruz' dedi. </p><p>'Özel çocuklarınızı eve kapatmayın' </p><p>Özel çocuk sahibi ailelere seslenen Esin Çam, çocukların sosyal yaşamdan koparılmaması gerektiğini vurguladı. Evde uzun süre hareketsiz kalmanın ve tablet kullanımının çocukları olumsuz etkilediğini belirten Çam, çocukların mutlaka etkinliklere, eğitimlere ve sosyal ortamlara yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çam, 'Her anneye, babaya diyorum ki özel çocuklarınızla dolu dolu zaman geçirin ve onların da bir işe yaradığını hissettirin. Haftanın 5 günü evde durdurmamaya çalışıyorum. Çünkü evde durduğu zaman tablet ağırlıklı oluyor. Tablet de Down sendromlular için tehlikeli, çünkü oturdukça iç organlarında rahatsızlık oluşuyor' diye konuştu. </p><p>'Anne bak ben bunu yaptım dediğinde çok mutlu oluyorum' </p><p>Emirhan'ın okulda el sanatları alanında eğitim aldığını belirten Esin Çam, oğlunun bileklik ve boncuk dizdiğini, taş döşeme çalışmaları yaptığını anlattı. Emirhan'ın kendi emeğiyle bir şeyler ortaya koymasının kendisi için büyük bir gurur olduğunu söyleyen Çam, oğlunun çabasının kendisine güç verdiğini ifade etti. Çam, 'Lisemizde el sanatları, aşçılık ve tarım alanları var. Emirhan el sanatlarına uygun olduğu için bileklik, boncuk diziyorlar, taş döşeme yapıyorlar. Bu benim için çok büyük, çok gurur verici bir şey. Yoktan var etmek gibi diyebilirim. O yüzden her anne çocuğunun arkasında duracak. Çocuklarımızı kapatmamak lazım. Ne kadar mücadele edersek bize o kadar geri dönüyor. 'Benim çocuğum böyle, ne yapabilirim, eve kapatayım' dememek lazım. 18 senedir ben hep dışarıdayım, hep etkinliklerdeyim. Folklor, basketbol ne bulursam götürmeye çalışıyorum' diye konuştu. </p><p>'En büyük hayalim Emir'in ayakta durması' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Özel çocuk sahibi ailelerin ortak kaygısını da dile getiren Esin Çam, en büyük hayalinin Emirhan'ın kendi ayakları üzerinde durabilmesi olduğunu söyledi. Oğlunun verdiği mücadelenin kendisini daha çok mücadele etmeye ittiğini belirten Çam, özel çocukların ailelerinden sonra da korunup desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Çam, sözlerini şöyle tamamladı: '18 yıldır hep çocuğumdayım ben. O sağ olsun bana yeter. En büyük hayalim Emir'in ayakta durması. Oğlum el sanatlarına gidiyor. Okuldan çıktığı zaman, 'Anne bak ben bunu yaptım' dediğinde çok mutlu oluyorum. Biliyorum o da bir şeylerin çabasında, bir şeyler yapmak için mücadele veriyor. Benim oğlumun verdiği mücadelenin yanında ben daha çok mücadele veriyorum. Yeter ki ayakta dursun, kendini ifade etsin. Bütün özel çocukların ailesinin tek düşüncesi eminim ki bizden sonra ne olacak? Onu düşünüyoruz. Biz ölürsek çocuklarımız ne olacak, bizim çocuklarımıza biz öldükten sonra sahip çıkılsın.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Antalya, Haberde insan</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/antalyali-anne-omrunu-down-sendromlu-ogluna-adadi-o-sag-olsun-bana-yeter</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:00:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/antalyali-anne-omrunu-down-sendromlu-ogluna-adadi-o-sag-olsun-bana-yeter.jpg" type="image/jpeg" length="61069"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit annesi: 'Benim oğlum burada yatarken Anneler Günü gelmiş neyimize bizim']]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/sehit-annesi-benim-oglum-burada-yatarken-anneler-gunu-gelmis-neyimize-bizim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/sehit-annesi-benim-oglum-burada-yatarken-anneler-gunu-gelmis-neyimize-bizim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde 2016 yılında PKK'lı teröristlerin yola tuzakladığı el yapımı patlayıcının askeri aracın geçişi sırasında infilak ettirilmesi sonucu şehit düşen Piyade Uzman Çavuş Orçun Kubat'ın annesi Şükriye Kubat, 'Acısı ilk günkü gibi. Benim oğlum burada yatarken Anneler Günü gelmiş neyimize bizim? Anneler Günü'nde acılarımız daha çok depreşiyor' diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde 2016 yılında PKK'lı teröristlerin yola tuzakladığı el yapımı patlayıcının askeri aracın geçişi sırasında infilak ettirilmesi sonucu şehit düşen Piyade Uzman Çavuş Orçun Kubat'ın annesi Şükriye Kubat, 'Acısı ilk günkü gibi. Benim oğlum burada yatarken Anneler Günü gelmiş neyimize bizim? Anneler Günü'nde acılarımız daha çok depreşiyor' diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. </p><p>Şehit annesi Şükriye Kubat, Anneler Günü'nde oğlunun Adana Asri Mezarlığı Şehitliği'ndeki kabrini ziyaret etti. Oğlunun mezarı başında dua eden anne Kubat, mezar taşındaki fotoğrafını sevip uzun süre gözyaşı döktü. </p><p>2016 yılında Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde şehit olan oğlunun acısının yıllardır dinmediğini söyleyen anne Kubat, '2016 yılında Yüksekova'da şehit oldu. Acısı aynı, ilk günkü gibi; değişen bir şey yok. Anneler Günü ama çok buruk geçiyor. Her anımda onun yokluğunu hissediyorum' dedi. </p><p>Anneler Günü'nde oğlunun kendisine sürpriz hediyeler gönderdiğini anlatan acılı anne, 'Anneler Günü'nde internetten hediye gönderip sürpriz yapardı. Bütün annelerin günü kutlu olsun ancak şehit annelerinin günü pek kutlu değil. Anneler Günü'nde acılarımız daha çok depreşiyor' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Oğlunun nişanlandıktan kısa süre sonra şehit düştüğünü belirten Şükriye Kubat, 'Nişanlanıp gitmişti, aradan 2 ay geçmedi; şehit oldu' diyerek mezar başında gözyaşı döktü. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Adana, Haberde insan</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/sehit-annesi-benim-oglum-burada-yatarken-anneler-gunu-gelmis-neyimize-bizim</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 09:57:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/sehit-annesi-benim-oglum-burada-yatarken-anneler-gunu-gelmis-neyimize-bizim.jpg" type="image/jpeg" length="53330"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ayıları bal peteğindeki ayak izleri ele verdi]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/ayilari-bal-petegindeki-ayak-izleri-ele-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/ayilari-bal-petegindeki-ayak-izleri-ele-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'da aç kalan anne ayı ve 2 yavrusu bir çiftçinin ormana bıraktığı 21 kovan arısını telef etti. Balları yiyip kovanları parçalayan ayılar 1,5 milyona yakın arının ölmesine sebep oldu. Ayıları bal peteği üzerinde bıraktıkları ayak izleri ele verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bursa'da aç kalan anne ayı ve 2 yavrusu bir çiftçinin ormana bıraktığı 21 kovan arısını telef etti. Balları yiyip kovanları parçalayan ayılar 1,5 milyona yakın arının ölmesine sebep oldu. Ayıları bal peteği üzerinde bıraktıkları ayak izleri ele verdi. </p><p>Edinilen bilgiye göre olay Mudanya ilçesine bağlı Çayönü Mahallesinde meydana geldi. 17 senedir arıcılıkla uğraşan 58 yaşındaki Abdullah Çalı orman arazisi içerisine arılarını bıraktı. Geçtiğimiz gün arı kovanlarının bulunduğu bölgeye gelen anne ayı ve 1 yaşlarındaki 2 yavrusu 21 kovanı parçalayıp içindeki balı yediler. Bal olmayınca gıdasız kalan milyonlarca arı kovanlar parçalandığı için geceyi parçalanan kovanların önünde dışarıda geçirince soğuktan öldü. </p><p>Bal peteğindeki ayak izinden anlaşıldı </p><p>Sabah arılara bakım için gelen Abdullah Çalı gördüğü manzara karşısında dehşete düştü. Önce parçalanan kovanları toplayan Çalı bir bal peteği üzerindeki ayak izlerinden olayın failinin anne ve yanındaki yavru ayılar olduğunu tespit etti. Parçalanmış petekleri ve ölen arıları toplayan Çalı bal petekleri üzerine çıkan ayıların ayak izlerini gösterip her birinin içerisinde 70 bin arı barındırdığı 21 adet kovanının telef olduğunu söyledi. Çalı, 'Bir kovandan daha az bir arı kalmış ama onlarında anne babaları var mı yok mu bilmiyorum' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Öte yandan, Abdullah Çalı'nın 5 kovan arısının da geçtiğimiz yıl hırsızlar tarafından çalındığı öğrenildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bursa, Asayiş</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/ayilari-bal-petegindeki-ayak-izleri-ele-verdi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 09:56:32 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/ayilari-bal-petegindeki-ayak-izleri-ele-verdi.jpg" type="image/jpeg" length="46834"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk kadının cefakarlığı ve mahalle kültürü bu müzede yaşatılıyor]]></title>
      <link>https://www.miragundem.com/turk-kadinin-cefakarligi-ve-mahalle-kulturu-bu-muzede-yasatiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.miragundem.com/turk-kadinin-cefakarligi-ve-mahalle-kulturu-bu-muzede-yasatiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çankırı'da 2. Abdülhamid Han tarafından yaptırılan tarihi çamaşırhanede, dönemin mahalle kültürü ile kadınların cefakarlığı gelecek nesillere aktarılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çankırı'da 2. Abdülhamid Han tarafından yaptırılan tarihi çamaşırhanede, dönemin mahalle kültürü ile kadınların cefakarlığı gelecek nesillere aktarılıyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çankırı'da 2. Abdülhamid Han tarafından 1800'lü yıllarda yaptırılan ve vatandaşlara uzun yıllar hizmet veren tarihi çamaşırhane, günümüzde o dönemdeki kültürü yaşatıyor. Şehrin sosyal hayatında uzun yıllar önemli bir yere sahip olan yapı, Çankırı Belediyesi tarafından restore edilmesinin ardından müze olarak hizmet vermeye başladı. Halk arasında 'Tatlısu Çamaşırhanesi' olarak bilinen müzede, kadınların eski dönemdeki fedakarlığı ve mahalle kültürü balmumu heykellerle anlatılıyor. Balmumu heykelleri, müzeyi ziyaret edenlere Osmanlı dönemindeki mahalle kütürünü yaşatıyor. </p><p>'Kente gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi görmektedir' </p><p>Müzeyle ilgili bilgi veren Müze Rehberi Burak Çetinkaya, 'Müzemiz, Türk-İslam kültürünün su ve temizlik inancı ekseninde oluşturulmuş bir çamaşırhanedir. 2. Abdülhamid tarafından 1800'lü yıllarda faaliyete geçirilmiştir. O dönemde 'Tatlı Su Çamaşırhanesi' olarak anılmaktadır. Tabii o dönemde elektrik, su tesisatı ve deterjan gibi imkanlar yoktu. Bu yüzden bu çamaşırhane halk tarafından büyük bir ilgiyle karşılanmıştır. Bu eser uzun yıllar burada tekrar hizmet vermiştir. 2004 yılına kadar atıl vaziyette kaldıktan sonra Çankırı Belediyesi tarafından 'Tarihi Çamaşırhane' olarak müzeye dönüştürülmüştür. İmkanların kısıtlı olduğu o dönemde cefakar Türk kadını, çöven otu bitkisinden deterjan elde etmiştir. Günümüzde de burası aktif bir şekilde Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından müze statüsünde faaliyet göstermektedir. Bu müze son dönemde kente gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi görmektedir. Özellikle hafta sonları Turistik Tuz Ekspresi treniyle kente gelen vatandaşların da uğrak noktası haline gelmiştir' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Resmi İlanlar</category>
      <guid>https://www.miragundem.com/turk-kadinin-cefakarligi-ve-mahalle-kulturu-bu-muzede-yasatiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 09:54:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://miragundemcom.teimg.com/crop/1280x720/miragundem-com/uploads/2026/05/agency/iha/turk-kadinin-cefakarligi-ve-mahalle-kulturu-bu-muzede-yasatiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="80405"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
