Kocaeli

Vicdanları yaralayan olay

Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde markette otizmli olabileceği değerlendirilen çocuğun darp edildiği ve yaşadığı korku dolu anlar güvenlik kamerasına yansırken uzmanı, şiddetin çocuklar üzerindeki kalıcı ve yıkıcı etkileri konusunda uyarılarda bulundu.

Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde markette otizmli olabileceği değerlendirilen çocuğun darp edildiği ve yaşadığı korku dolu anlar güvenlik kamerasına yansırken uzmanı, şiddetin çocuklar üzerindeki kalıcı ve yıkıcı etkileri konusunda uyarılarda bulundu.

Kartepe'deki bir markete yanındaki iki çocukla giren şahıs, reyonların arasında bir çocuğun elini tutarken, yanındaki diğer kız çocuğuna aniden tekme attı. Şiddetten korkarak kasaya doğru kaçan çocuğun peşinden giden şahıs, burada da küçük kıza tekme ve tokat atmaya devam etti.

Vicdanları yaralayan olay anı ise anbean marketin güvenlik kamerasına yansıdı. Mağdur çocuğun otizmli olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, uzmanlar bu tür travmatik olayların çocuklar üzerindeki kalıcı etkilerine dikkat çekiyor.

Uzmanından hayati uyarılar

Ebeveynlerin çocuklara yönelik tutumlarını değerlendiren Psikolog Elif Gül, toplum içinde uygulanan sert müdahalelerin çocuklar üzerinde yıkıcı ve uzun vadeli etkiler bıraktığını belirtti. Çocuğun kendini değersiz hissetmesine, özgüven kaybına ve iletişim kopukluğuna neden olabilen bu davranışların ilerleyen süreçte daha büyük psikolojik sorunlara zemin hazırlayabileceğini dile getiren Gül, çocukların gördüklerini model alarak büyüdüğünü ve şiddetin bu şekilde nesilden nesle aktarılabildiğini söyledi. Disiplinin ceza ve korku üzerinden değil, sevgi, tutarlılık ve rehberlikle sağlanması gerektiğini belirten Gül, ebeveynlere daha bilinçli bir yaklaşım çağrısında bulundu.

'Çocuklarımıza söylediğimizden çok yaptığımızla örnek oluyoruz'

Çocuklara söylenilenden çok ebeveynlerin davranışlarının etkili olduğunu belirten Elif Gül, 'Çocuklarımıza daha çok onlara söylediklerimizden ziyade yaptığımız davranışlarla örnek oluyoruz. Bu yüzden öğütlerden ziyade davranışlarımızla disiplin sağlayabiliriz. Bizim bu ebeveynlik dediğimiz aslında bir rehberliktir, onlara yol göstermek noktasında kıymetlidir. Öncelikle çocuklarımızın birer birey olduklarını kabul etmemiz gerekiyor. Genel olarak toplumda oluşan bir yanlış durum var; disiplini ceza olarak vermek noktasında bazı hatalar yapılabiliyor. Bizim burada amacımız çocukları korkutmak değil, onlara rehberlik etmek, yol göstermek ve örnek olmak. Çocuklarımıza disiplini cezayla ya da şiddetle verdiğimiz zaman aslında onları korkutarak daha da uzaklaştırıyoruz' dedi.

'Özel çocuklarda daha derin iz bırakıyor'

Şiddetin özel ihtiyaçlı çocuklarda daha derin izler bıraktığını belirten Gül, 'Özellikle özel ihtiyaçlı çocuklarımızda bu daha derin izler bırakabiliyor. Onlar çünkü kendilerini ifade etmekte zaten zorluk yaşıyorlar. Bir şiddete maruz kaldığı zaman, bir cezaya maruz kaldığı zaman biz onları daha da bastırıyoruz, daha da öfkelendiriyoruz; bu da gelişimlerini geriletmiş oluyor. Özel çocuklarda baskı, normal çocuklara göre daha derin izler bırakabiliyor. Çünkü onlar kendilerini ifade edemiyorlar. Bizim şiddetimiz ve baskımız onları bireysel olarak köreltiyor; değersiz hissediyorlar, özgüvenleri düşüyor. Bu da gelişimlerinin geriye gitmesine sebep olabiliyor' diye konuştu.

'Şiddet gören çocuk bunu öğrenir'

Çocuklar üzerinde oluşan travmaların uzun vadeli etkilerine de değinen Gül, şu bilgileri verdi:

'Çocuğumuza öğreteceğimiz şeyi davranışlarımızla öğrettiğimiz için onlar da bu şekilde davranmayı öğrenecekler. Yarın öbür gün toplumda suça meyilli çocuklarla karşılaşabiliyoruz; bunlar zaten zamanında ebeveynleri tarafından öğrenerek bu noktalara gelmiş örnekler. İlerleyen süreçte depresyon, madde kullanımına yönelme gibi durumlarla kendini gösterme çabalarına girebiliyorlar. Çocuklarımızla iletişimimizde göz teması kurarak, neler anladığını ve neler hissettiğini sorarak yaklaşmak onların kendini değerli hissetmesini sağlar. Davranışlarımızda ve sözlerimizde tutarlı, net sınırlar olduğu zaman çocuğun sağlıklı gelişimini desteklemiş oluyoruz. Önemli olan çocuğumuzun korktuğu değil, güvendiği ebeveynler olmak. Biz çocuklarımızın birer birey olduğunu unutmamalıyız. Davranışlarımızla örnek olarak onları geleceğe hazırlamamız gerekiyor. Onları korkutarak değil, rehberlik ederek bu süreci yönetmemiz çok daha kıymetli.'