Aşırı terlemenin tıbbi adıyla hiperhidroz olarak tanımlandığına değinen Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Gökçedağ Ünsal, 'Terleme normal bir vücut fonksiyonudur. Ancak belirgin bir neden olmaksızın ortaya çıkarak kişinin iş, eğitim, sosyal yaşam veya psikolojik durumunu olumsuz etkiliyorsa hiperhidrozdan söz edilir. Sürekli terleme nedeniyle kişiler el sıkışmaktan kaçınabilir, sosyal ortamlarda rahatsızlık hissedebilir veya mesleki performanslarının etkilendiğini düşünebilir. Özellikle görünür bölgelerdeki terleme özgüven kaybına, sosyal çekingenliğe ve kaygı düzeyinde artışa neden olabilir' dedi.

İstanbul'da rekor sıcaklık uyarısı: Aşırı sıcaklar kalbi zorluyor
İstanbul'da rekor sıcaklık uyarısı: Aşırı sıcaklar kalbi zorluyor
İçeriği Görüntüle

Terleme, vücudun sıcaklık dengesini korumasını sağlayan doğal bir mekanizma olarak kabul edilse de bazı kişilerde günlük yaşamı olumsuz etkileyecek düzeyde görülebiliyor. Özellikle ortam sıcaklığı, fiziksel aktivite veya duygusal durumla açıklanamayan yoğun terleme şikayetlerinin bir sağlık sorununun belirtisi olabileceğine dikkat çeken İstinye Üniversitesi Liv Hospital Topkapı Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Gökçedağ Ünsal, hiperhidrozun yalnızca fiziksel değil, sosyal ve psikolojik etkileri de bulunan bir hastalık olduğunu söyledi.

'Günlük yaşamı etkiliyorsa dikkat'

Aşırı terlemenin tıbbi adıyla hiperhidroz olarak tanımlandığına değinen Uzm. Dr. Ünsal, 'Terleme normal bir vücut fonksiyonudur. Ancak belirgin bir neden olmaksızın ortaya çıkıyor ve kişinin iş, eğitim, sosyal yaşam veya psikolojik durumunu olumsuz etkiliyorsa hiperhidrozdan söz edilir. Primer fokal hiperhidroz tanısında genellikle en az altı aydır devam eden ve belirli bölgelerde yoğunlaşan aşırı terleme öyküsü aranır' diye konuştu.

'En sık avuç içi, ayak tabanı ve koltuk altında görülüyor'

Hiperhidrozun en sık avuç içlerinde, ayak tabanlarında, koltuk altlarında ve yüz bölgesinde görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Ünsal, 'Bu bölgeler ter bezlerinin yoğun olarak bulunduğu alanlardır. Primer hiperhidrozda ter bezleri yapısal olarak normaldir. Günümüzde kabul edilen görüşe göre sorunun temelinde, ter bezlerini kontrol eden sempatik sinir sisteminin normalden daha aktif çalışması yer almaktadır. Bu nedenle kişi herhangi bir fiziksel efor sarf etmese bile yoğun terleme yaşayabilir' dedi.

'Her aşırı terleme genetik nedenlerden kaynaklanmıyor'

Aşırı terlemenin her zaman genetik nedenlerle ortaya çıkmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Ünsal, 'Hiperhidroz genel olarak primer ve sekonder olmak üzere iki gruba ayrılır. Primer hiperhidroz çoğunlukla çocukluk veya ergenlik döneminde başlar ve altta yatan belirgin bir hastalık saptanamaz. Vakaların yaklaşık yüzde 30 ila 60'ında aile öyküsü bulunur. Ancak hastalığın yalnızca genetik faktörlerle ortaya çıktığını söylemek doğru değildir' dedi.

Sekonder hiperhidrozun ise başka sağlık sorunları veya bazı ilaçların kullanımına bağlı gelişebildiğini belirten Uzm. Dr. Ünsal, bu durumda terlemenin daha ileri yaşlarda başladığını ve vücudun daha geniş alanlarını etkileyebildiğini ifade etti.

'İstemsiz kilo kaybının gizli nedeni olabilir'

Sonradan başlayan, tüm vücutta görülen veya gece terlemeleriyle birlikte seyreden aşırı terleme durumlarında altta yatan nedenlerin araştırılması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Ünsal şu bilgileri paylaştı: 'Aşırı terleme bazı hormonal hastalıklar, tiroit bezinin aşırı çalışması, diyabet, enfeksiyonlar, menopoz, obezite, nörolojik hastalıklar ve bazı ilaçlarla ilişkili olabilir. Daha nadir olarak bazı kan hastalıkları ve kanser türleri de yaygın terlemeye neden olabilir. Özellikle gece terlemesi, istemsiz kilo kaybı, halsizlik veya başka sistemik belirtiler eşlik ediyorsa ayrıntılı tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.'

'Stres ve kaygı terlemeyi artırabiliyor'

Stres ve kaygının aşırı terlemenin en önemli tetikleyicileri arasında yer aldığına değinen Uzm. Dr. Ünsal, 'Heyecan, topluluk önünde konuşma, sınav stresi veya sosyal kaygı gibi durumlar sempatik sinir sistemini aktive ederek terleme miktarını artırabilir. Özellikle avuç içleri, koltuk altları ve yüz bölgesindeki terleme stresli dönemlerde belirgin şekilde artabilir. Ancak stres her zaman hiperhidrozun temel nedeni değildir. Birçok hastada mevcut olan terleme eğilimini artıran bir faktör olarak rol oynar' dedi.

'Özgüven kaybına ve sosyal çekingenliğe yol açabiliyor'

Hiperhidrozun yalnızca fiziksel değil, sosyal ve psikolojik sonuçları da olan bir hastalık olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Ünsal, şunları söyledi: 'Sürekli terleme nedeniyle kişiler el sıkışmaktan kaçınabilir, sosyal ortamlarda rahatsızlık hissedebilir veya mesleki performanslarının etkilendiğini düşünebilir. Özellikle görünür bölgelerdeki terleme özgüven kaybına, sosyal çekingenliğe ve kaygı düzeyinde artışa neden olabilir. Araştırmalar, hiperhidrozun yaşam kalitesi üzerindeki etkisinin bazı kronik dermatolojik hastalıklarla karşılaştırılabilecek düzeyde olduğunu göstermektedir.'

'Tanıda ayrıntılı değerlendirme gerekiyor'

Hiperhidroz tanısının çoğu zaman ayrıntılı hasta öyküsü ve fizik muayene ile konulduğunu belirten Uzm. Dr. Ünsal, 'Terlemenin ne zaman başladığı, hangi bölgelerde görüldüğü, aile öyküsünün bulunup bulunmadığı ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği değerlendirilir. Altta yatan bir hastalıktan şüphelenildiğinde kan şekeri ölçümü, tiroit fonksiyon testleri, tam kan sayımı ve diğer laboratuvar incelemeleri istenebilir' dedi.

Uzm. Dr. Ünsal, bazı durumlarda terleme alanlarını belirlemek veya tedavi planlamasına yardımcı olmak amacıyla iyot-nişasta testi gibi yöntemlerden de yararlanılabildiğini söyledi.

'Tedavide birçok seçenek bulunuyor'

Tedavi seçiminin terlemenin şiddetine, yaygınlığına ve etkilenen bölgeye göre belirlendiğini kaydeden Ünsal, 'İlk basamakta genellikle alüminyum klorür içeren medikal antiperspirantlar kullanılır. El ve ayak terlemelerinde iyontoforez tedavisi etkili seçeneklerden biridir. Bazı hastalarda ağızdan kullanılan ilaçlardan yararlanılabilir ancak bu ilaçların yan etkileri nedeniyle dikkatli kullanım gerekir' dedi.

'Botoks tedavisi tercih edilebilir'

Günümüzde en sık başvurulan yöntemlerden birinin botulinum toksin uygulamaları olduğunu belirten Ünsal, 'Botoks uygulamaları, ter bezlerini uyaran sinir uçlarından salınan asetilkolin adlı maddenin etkisini geçici olarak engeller. Özellikle koltuk altı hiperhidrozunda terleme miktarında belirgin azalma sağlayabilmekte ve birçok hastada yaşam kalitesinin artmasına katkıda bulunabilmektedir. Uygulama sonrasında terleme miktarında belirgin azalma sağlanabilir ve birçok hastada yaşam kalitesinde anlamlı düzelme görülür. Tedavinin etkisi genellikle birkaç gün içinde başlar ve çoğu hastada 4 ila 9 ay arasında devam eder. Etki azaldığında işlem tekrarlanabilir' açıklamasında bulundu.

'Cerrahi tedavi son seçenek olarak değerlendiriliyor'

Diğer tedavilerden yeterli fayda görmeyen ve yaşam kalitesi ciddi düzeyde etkilenen hastalarda cerrahi yöntemlerin gündeme gelebildiğini hatırlatan Uzm. Dr. Ünsal, 'Özellikle şiddetli avuç içi hiperhidrozunda endoskopik torakal sempatektomi etkili bir seçenektir. Bu yöntemde terlemeyi kontrol eden sempatik sinir zincirinin belirli bölümlerine müdahale edilir ve el terlemesinde yüzde 90'ın üzerinde başarı oranları bildirilmiştir' dedi.

Cerrahi tedavinin tamamen risksiz olmadığını da vurgulayan Uzm. Dr. Ünsal, 'En sık karşılaşılan sorun, vücudun başka bölgelerinde ortaya çıkan kompansatuvar terlemedir. Bunun yanı sıra nadir de olsa sinir yaralanmaları, ağrı ve bazı göğüs içi komplikasyonlar görülebilir. Bu nedenle cerrahi kararının deneyimli merkezlerde, ayrıntılı hasta değerlendirmesi sonrasında verilmesi gerekir' ifadelerini kullandı.