Fenerbahçe formasıyla 2010-2011 sezonunda şampiyonluk sevinci yaşayan ve şu anda Bölgesel Amatör Lig ekiplerinden Torbalıspor'da forma giyen Gökay Iravul, Teknik Direktör Aykut Kocaman'ın kendisi için çok özel bir isim olduğunu söyleyerek, 'Aykut Kocaman, kariyerimde en büyük emeği olan isimdir. Benim için sadece bir teknik direktör değil, aynı zamanda bir baba gibidir' dedi.
Futbola 2001 yılında Denizlispor altyapısında adım atan Gökay Iravul, 2005'te Fenerbahçe altyapısına transfer oldu. Sarı-lacivertli formayla alt yaş kategorilerinde sergilediği başarılı performansın ardından 2010 yılında A takım kadrosuna yükselen Gökay, 2010-2011 sezonunda Aykut Kocaman yönetimindeki şampiyon kadroda yer aldı.
2025-2026 sezonunda profesyonel liglerden amatöre geçen Gökay Iravul, futbol kariyerine İzmir'in Bölgesel Amatör Lig temsilcisi Torbalıspor'da devam ediyor.
33 yaşındaki futbolcu, Fenerbahçe'de şampiyonluk yaşadığı yıllardan Aykut Kocaman ile olan bağına ve 3 Temmuz sürecine dair birçok konuyu İhlas Haber Ajansı'na (İHA) anlattı.
'Üzerimde en büyük emeği olan Aykut Kocaman'dır'
Aykut Kocaman'ın sportif direktör, Christoph Daum'un ise teknik direktör olduğu süreçte A takıma yükseldiğini belirten Gökay Iravul, 'İlk oynama şansını Aykut Kocaman döneminde buldum ancak ondan öncesinde de bir şansım olmuştu. Hatta Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası'nda Bursaspor'u 3-0 yendiği karşılaşma vardı; o zamanlar kupa çift ayaklıydı. O eşleşmenin Bursa'daki ikinci ayağında, Daum maç toplantısında beni 45 dakika oynatmak istediğini söylemişti. Ama o gün kısmet olmadı. Bursaspor'un maça çok üstün başlaması ve skoru erken bulması nedeniyle Fenerbahçe adına tur şansı biraz zora girmişti. Bu yüzden o gün şans bulamadım. Daha sonra A takımda çalışmalarıma devam ettim. Aykut Kocaman'ın teknik direktör olduğu dönemde, Gençlerbirliği maçının 84-85. dakikasında oyuna girerek ilk kez bir resmi karşılaşmada profesyonelliğe geçiş yaptım. 2010-2011 sezonunda Fenerbahçe A takım kadrosunda bulundum ve lig ile kupa dahil olmak üzere yaklaşık 14 maçta forma giydim. Benim için çok anlamlı, çok güzel günlerdi. Bugünlerde benim adıma emeği olan en büyük kişi tabii ki Aykut Kocaman'dır. Benim için bir baba gibidir; ona minnet borçluyum. Bu meslekte 20 sene boyunca; Süper Lig, 1. Lig, 2. Lig veya 3. Lig fark etmeksizin bulunabildiysem, bunda en büyük emek Aykut Kocaman'ındır' şeklinde konuştu.
'Aykut Kocaman oyuncu ilişkilerinde çok başarılıydı'
Sosyal medyada Aykut Kocaman ile ilgili 'oyuncularla soğuktu' gibi algıların yanlış olduğuna değinen Iravul, 'Geçen gün Cristian Baroni Türkiye'ye geldiğinde Aykut hocaya sarılıyor ve gözyaşlarına hakim olamıyor. İnanılmaz bir oyuncu - teknik direktör ilişkisi vardı. Volkan Demirel, Emre Belözoğlu gibi yıldızlarla iletişimi çok iyiydi. Ben bulunduğum dönemde soğukluk gibi durumlara hiç şahit olmadım; aksine iletişim o kadar iyiydi ki bir derbi galibiyeti sonrası Samandıra'da oyuncuların Aykut hocayı havaya attığı sevinç görüntüleri hala hafızalardadır. Bugün futbola veda eden Moussa Sow gibi oyuncular Türkiye'ye geldiklerinde ilk olarak Aykut hocanın yanına gidiyorlar. Birbirlerine sarılmaları, gözyaşları; o dönemki oyuncuların Aykut Kocaman ile olan güçlü bağlarını simgeliyor. Aykut hoca her anlamda başarılı olduğu gibi, oyuncu ilişkilerinde de çok başarılıydı' ifadelerini kullandı.
'3 Temmuz'dan sonra takımdan ayrılmak zorunda kaldık'
3 Temmuz sürecinin Fenerbahçe'yi hem maddi olarak zarara uğrattığını hem de sportif büyümenin önüne geçtiğini sözlerine ekleyen Gökay Iravul, 'Fenerbahçe o dönem küçülmeye gitmek durumunda kaldı. Volkan Demirel ve Alex hariç takımdan herkesin ayrılabileceğine dair söylemlerin olduğu o toplantıda ben de vardım. Sürecin saha içinde çok başarılı sonuçlanması ve Fenerbahçe'nin zor durumda olmadığının ispatlanması gerekiyordu. Bu sebeple genç oyuncuların şans bulamayacağı bir ortam oluştu. Ben ve diğer genç arkadaşlarım kiralık olarak ayrılmak zorunda kaldık. Sonrasında tekrar kiralık gidip gelme süreçlerim oldu. Tabii ki bu dönemde benim de hatalarım olmuştur; daha fazla çalışabilir, Fenerbahçe'de kalmak adına daha fazla mücadele edebilirdim. Bugün 33 yaşında bir Gökay olarak geriye dönüp baktığımda bunun muhasebesini yapıyorum. Yine de o dönem çok özeldi. Türk futbolunun büyük isimleriyle aynı soyunma odasını ve sahayı paylaşmak benim adıma çok güzel duygular barındırıyor' diye konuştu.
'3 Temmuz olmasa farklı bir geleceğimiz olurdu'
Sürecin sadece kendisini değil, o dönemki diğer genç futbolcuları da çok kötü etkilediğini vurgulayan 33 yaşındaki oyuncu, cümlelerine şöyle devam etti:
'Benimle birlikte süre alan Okan Alkan, Beykan Şimşek ve Recep Niyaz gibi arkadaşlarım vardı. Eğer 3 Temmuz süreci olmasaydı Aykut Kocaman'ın gençlere şans veren yapısında bizim adımıza çok daha başka bir gelecek olabilirdi. Hocamız sezon başı, 'İyi çalıştığınız takdirde size şans veririm' mesajını iletmişti ve nitekim Okan Alkan bunun örneği olarak Manisaspor maçında oynamıştı. Fenerbahçe'nin iyi bir akademisi var, alttan oyuncu gelmiyor değil. Bugün Domenico Tedesco'nun şans verdiği Yiğit Efe gibi gençler var ancak o dönemki süreç yaşanmasaydı, bugüne kadar çok daha fazla Arda Güler yetişeceğini düşünüyorum.'
'17'de 16 yapmak çok zordu'
Fenerbahçe'nin 17 maçta 16 galibiyet aldığı tarihi seri hakkında da konuşan Iravul, 'Başarılması çok zor bir istatistikti. Tek berabere kaldığımız Bursaspor maçıydı. O dönem böyle bir seri yakalamak imkansıza yakındı ancak takımın karakteri, sahaya koyduğu mücadele ve Aykut hoca ile yakalanan inanılmaz uyum bu başarıyı getirdi. Takımda çok değerli isimler vardı. Brezilyalı ekip hem insani hem de futbolcu kalitesi olarak çok üst düzeydi. Alex'i zaten konuşmaya gerek yok. Türkiye'de yaptıklarıyla ve saha dışındaki duruşuyla inanılmaz bir insandı. Altyapıdan yeni çıkmış bir genç oyuncuya saha içinde taktiksel, saha dışında ise hem maddi hem manevi konularda çok yardımcı olurlardı. Yerli oyuncular da aynı şekilde bize büyük destek veriyordu' dedi.
'Seride toplantı etkili oldu'
Gökay Iravul, söz konusu dönemde yakalanan galibiyet serisinin perde arkasında kritik bir görüşme olduğunu aktararak, 'Takımın tecrübeli isimleri Lugano, Alex ve Emre Belözoğlu, Başkanımız Aziz Yıldırım ile bir toplantı gerçekleştirmişti. Gidişatın daha iyi olmasına yönelik yapılan bu fikir alışverişinden sonra başarıya giden yol açıldı. İçerideki kaliteli ekip ve Aykut hoca ile sağlanan müthiş birliktelik zaferi getirdi' açıklamasını yaptı.
'92 numarayı Dia aldı'
14 numaralı formayı giymesine dair de değerlendirmeler yapan Torbalıspor'un başarılı futbolcusu, 'Altyapıdan A takıma çıktığımda 1992 doğumlu olduğum için 92 numarayı almıştım. Daha sonra takıma Issiar Dia ve Mamadou Niang transferleri gerçekleşti. O dönemki idari menajerimiz Hasan Çetinkaya, iyi Fransızca konuştuğu için onlarla iletişimi çok iyiydi. Hasan Çetinkaya bir gün Dia'nın 92 numarayı giymek istediğini söyledi. Forma listesine adım yazılmıştı ama onlar bizden çok daha olgun oyuncular olduğu için numarayı tercih etme lüksümüz yoktu. Ben de hayran olduğum oyuncuların numaralarından hangisini giyebileceğimi düşündüm. Böylelikle 14 numara macerası başladı. Benden önce Daniel Güiza giymişti, o ayrıldıktan sonra numarayı ben aldım' şeklinde konuştu.
'Emre Belözoğlu çok iyi bir öğreticiydi'
Emre Belözoğlu'nun genç oyunculara çok yardımda bulunduğunu da vurgulayan Iravul, 'Çok iyi bir öğreticiydi. Şimdi bana göre çok başarılı bir teknik direktörlük kariyeri var, inşallah daha da başarılı olur. Volkan Demirel de aynı şekilde. O dönemki takımdaki yerli oyuncuların hepsi birbirinden başarılı, karakterli ve düzgün insanlardı. Futbolu onlardan öğrendiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Genç yaşta bazı şeyleri onların gereklilikleriyle öğrenip devam ettirebildim' diye konuştu.
'Emre Belözoğlu rol model aldığım kişi'
En büyük rol modelinin Emre Belözoğlu olduğunu vurgulayan tecrübeli oyuncu, 'Türk futbolunun gelmiş geçmiş en başarılı üç orta sahasından biridir. Antrenmanlarda bir orta saha oyuncusu olarak nasıl pozisyon almam gerektiğini her idman söylerdi. Kaybetmeye hiç tahammülü yoktu. Ondan çok şey öğrendiğim için şanslıyım. Her anlamıyla bir rol modeldir. Teknik direktör olduğu maçları izlerken hala heyecanlanıyorum ve ne öğrenebilirim diye bakıyorum' dedi.




