İzmir'de üniversite öğrencisi Yağız Ertürk, çocukluk yıllarında başlayan doğa ve hayvan sevgisini fotoğrafçılığa taşıdı. Kampüs ormanlarında aylar süren sabırlı bekleyişlerle birbirinden farklı canlıları fotoğraflayan gencin hayali ise yaban hayatı belgeseli çekmek.
İzmir'de Dokuz Eylül Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümü öğrencisi Yağız Ertürk (22), çocukluk yıllarında doğaya ve hayvanlara ilgi duymaya başladı. Ertürk, üniversite eğitimini sürdürürken arkadaşlarıyla sık sık kampüsteki ormanlık alanda vakit geçirmeye başladı. Bir süre sonra ağaçların arasında görünen canlılar Ertürk ve arkadaşlarının dikkatini çekti. Genç öğrenciler, çeşitli hayvan türlerini fotoğraflayabilmek için aylarca ormana gitti. Sabırlı bekleyişin ardından Ertürk ve arkadaşları, nadir görülen canlıların da yer aldığı çok sayıda fotoğraf elde etti. Çektiği fotoğrafları ve kamera arkası görüntüleri sosyal medyada paylaşan Ertürk, binlerce izlenmeye ulaştı. Kampüs dışına da çıkarak su altı canlılarını fotoğraflamaya başlayan Ertürk'ün en büyük hayali ise yaban hayatı belgeseli çekmek.
Doğaya ve canlılara çocukluğundan beri ilgi duyduğunu belirten Yağız Ertürk, 'Üniversite yıllarımda bu ilgim daha da arttı. Arkadaşlarımla birlikte sürekli kampüse gidip oradaki ormanlık alanda vakit geçirmeye başladık. Sonra bir baktık ki aslında içerisinde inanılmaz canlılar yaşıyormuş. Düzenli olarak aylarca oraya gittik ve bu canlıları görüntülemeye başladık. Daha sonra bunları bir video serisi haline getirip sosyal medya hesabımda paylaştım. Aynı zamanda üniversite yıllarında dalış lisansımı aldıktan sonra su altı dünyasını da keşfetmeye başladım. 'Ben zaten bu canlıları sürekli gözlemliyorum ve insanların da bunları görüp tanımasını istiyorum' dedim. Çünkü ilk zamanlar benim de bu kadar farkındalığım yoktu. İllaki uzak coğrafyalara gitmemize gerek yok. Keşfetmeye etrafımızda yaşayan canlılardan da başlayabiliriz diyerek yola koyuldum' dedi.
İnciraltı Kent Ormanı içerisinde yer alan Çakalburnu Lagünü'nde kuşları gözlemlediğini ifade eden Ertürk, 'Burası sonbahar göçlerinin başlamak üzere olduğu ve bir sürü kuş türünün ziyaret edeceği bir nokta. Burada yaz kış görebildiğimiz flamingolar ve tepeli pelikanlar gibi çok farklı kuş türlerine rastlıyoruz' diye konuştu.
Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde Doğa ve Kuş Araştırmaları Topluluğu kurduğunu aktaran Ertürk, 'Yaptığımız gözlemlere insanları da dahil etmek adına kurduğumuz bu kulüple hem kampüs içerisinde gözlemler yapıyoruz hem de farklı lokasyonları ziyaret ediyoruz. İnsanlar kuş türlerini daha önce fark etmediklerini söylediler. Onlara bu farkındalığı aşılamaya çalıştık' şeklinde konuştu.
Sosyal medyada paylaştığı fotoğraflara olumlu dönüşler aldığını belirten Ertürk, şunları kaydetti:
'İzlenme sayılarımız şu anda gayet güzel. İnsanlar 'burada bu canlıların yaşadığını bilmiyordum' diyorlar. Özellikle üniversitemizde 'kampüsün gizemli canlıları' videomuza karşı 'bizim kampüste bunlar mı yaşıyormuş?' şeklinde çok güzel yanıtlar aldık. 'Ben de bugün kampüsün ormanına gittim, çok merak ettiğim için gezdim' diyen insanlardan güzel geri dönüşler aldık.'
Hayvanları çok sevdiğini söyleyen Ertürk, 'Ben hep 'İyi ki varlar' diyorum. Onlar olmasa dünya çok çekilmez bir yer olurdu. Hiçbirini birbirinden ayırmıyorum. Su altından karaya hepsinin kendine ait inanılmaz ilginç özellikleri var. O yüzden bu canlıları daha fazla tanımak, keşfetmek ve insanlara tanıtmak istiyorum' açıklamalarında bulundu.
'508 kuş türünden 245 tanesini fotoğraflayabildim'
Çocukluğundan beri en büyük hayalinin yaban hayatı belgeselleri yapmak olduğuna değinen Ertük, şöyle devam etti:
'Bu hayalime adım adım ilerlemeye çalışıyorum. Kafamda yakın zamanda hayata geçirmeyi planladığım birkaç belgesel projesi var. Hem su altı dünyasında hem de karadaki yaşamda çok farklı canlılarla karşılaşıyoruz. Su altı dünyasına girdiğimde deniz tavşanları, ahtapotlar ve kalamarların davranışlarını gözlemlemeye başladıkça büyülendim. Türkiye'de şu ana kadar 508 kuş türü kaydedildi. Bunlardan 245 tanesini fotoğraflayabildim. Her coğrafyada farklı türlerle karşılaşabiliyoruz. Biz de bu coğrafyaları ziyaret ederek hem oranın ekosistemini görüntülüyor hem de kuş türlerini yakından tanımaya çalışıyoruz.'
Doğa fotoğrafçılığına meraklı olanlara da tavsiyelerde bulunan Ertürk, 'Elinizdeki en ufak ekipmanla bile yakın bir parka gidip etraftaki canlıları görüntüleyebilirsiniz. Cebinizdeki bir telefonla kuş çekmek bazen zor olabilir ama etraftaki böcekleri, kelebekleri ve çiçekleri çekerek kendinizi teşvik edebilirsiniz. Daha sonrasında kompakt bir kamera alıp sulak alanlarda kuş çekebilir ya da bir dürbün ve kuş rehberi eşliğinde etraftaki canlıları tanıyıp fotoğraflamaya başlayabilirsiniz' diye vurguladı.
'Kampüsteki canlılardan kimsenin haberi yokmuş'
Dokuz Eylül Üniversitesi Biyoloji Bölümü yüksek lisans öğrencisi Ömer Faruk Arslan da 'Arkadaşlarımızla üniversitede tesadüfen tanıştık. Her birimiz tek başımıza ayrı ayrı gözlem yapıyorduk. Kampüsümüzün hemen yanında bir orman var. Beraber orada araziye çıkmaya başladık. Arazide tilkiden yaban domuzuna kadar pek çok canlı türüyle karşılaştık. Bu canlı türlerini fotoğraflayarak ve videolarını çekerek hikayelerini sosyal medyadan insanlara ulaştırdık. Bu durum insanların çok ilgisini çekti. Kampüsün hemen yanında böyle canlıların bulunması onları çok heyecanlandırdı. Kimsenin bundan haberi yokmuş. Aramızda daha önce hiç gözlem yapmamış insanlar vardı ve onlar da bizimle birlikte çok heyecanlandılar. Onlara doğanın nasıl korunacağına ve doğa hakkında nasıl bilinçleneceklerine dair etkinlikler düzenledik. Onlara her zaman şunu anlattık; Doğayı gözlemlemek için çok pahalı ekipmanlara ihtiyacınız yok. Hiçbir şeyiniz olmasa bile sadece gözlerinizle bile doğada gözlem yapabilirsiniz. Yanımızdaki pek çok kişi gözleme bu şekilde başladı' cümlelerini aktardı.
'Doğaya karşı çok tutkuluyuz'
Hava şartları ne olursa olsun sık sık ormanda araziye çıktıklarını kaydeden Arslan, şunları ekledi:
'Bazen ormanın içindeyken aniden yağmura yakalanıyor, kameralarımızı korumaya çalışarak bir şekilde koşarak araziden çıkıyorduk. Bunlar bizim için çok heyecan verici anlardı. Biz doğaya karşı gerçekten çok tutkuluyuz ve insanlara da bu tutkuyu aşılamak istiyoruz.'




