Temel Yeterlilik Testi (TYT) ve Yabancı Dil Testi (YDT) Türkiye birincisi 18 yaşındaki Doğa Erdemir, sınava hazırlık sürecinde sosyal izolasyonu doğru bulmadığını ve sosyal hayatından feragat etmediğini dile getirdi.
Temel Yeterlilik Testi (TYT) ve Yabancı Dil Testi (YDT) Türkiye birinciliğini elde 18 yaşındaki Doğa Erdemir, elde etmiş olduğu başarıyı düzenli olarak çalışmaya borçlu olduğunu belirtti. Lise 1 ve 2'inci sınıftaki birikiminin esas önemli nokta olduğunu vurgulayan Erdemir başarısının formülünü, 'Biz insanız ve psikolojimiz çok önemli bir faktör. O yüzden genel olarak düzenli çalıştığımı söyleyebilirim' şeklinde aktardı.
'Ben asla sosyal hayatımdan feragat etmedim'
11. sınıftan itibaren daha çok tabii derslere ağırlık verdiğini söyleyen Erdemir, 'Benim bu akademik sürecim 9-10'da da vardı. 9'uncu ve 10'uncu sınıfta da asla dersleri hafife almadım. Zaten mezun olduğum Kadıköy Anadolu Lisesi'ni de okul birincisi olarak bitirdim.11-12'de de Atölye Eğitim'e gittim. Onların da çok katkısı oldu. Kendi okulumdaki hocalarımın da katkısı oldu. Ben asla sosyal hayatımdan feragat etmedim. Yani tabii ki de arkadaşlarımla buluştum, doğum günümü kutladık. Yılbaşını bile kutladık. Ben asla doğru olduğunu düşünmüyorum; hani böyle sosyal izolasyon yapılmasını. Özellikle hani YKS sürecinde bu kadar stresli bir süreçte bence asla böyle bir şey yapılmamalı. Çünkü biz insanız ve psikolojimiz çok önemli bir faktör. O yüzden genel olarak düzenli çalıştığımı söyleyebilirim. Öyle kendimi fiziksel olarak aşırı yoracak saatler boyunca da çalışmadım. Çünkü 9-10'da da bir birikimim vardı temel olarak. O yüzden öyle çok bir yığılma olmadı 12. sınıfta' dedi.
'Bir Türkçe yanlışıyla 5 birinciden biri oldum'
İngilizcede çok kuvvetli bir temelinin olduğunu belirten Erdemir, 'İlkokuldan beri hep İngilizce kurslarına gittiğimi hatırlıyorum. Ortaokul 5. sınıftayken de pilot okula gitmiştim, orada 20 saat falan İngilizce dersimiz vardı. Sonra lisede de zaten Kadıköy Anadolu'ya gittim. Hazırlık senesinde İngilizcemi daha da geliştirdim. Liseye gitmeden önce de iyiydi ama lise sayesinde çok gelişti. Açıkçası YDT'ye girmeden önce sadece bir yılın YDT'sini çözüp denemiştim. Onda da iyi yapabilince dedim 'Belki ilk 100 gelir, burs alırım' diye. 'YDT'ye gireyim, çözeyim' diye düşünmüştüm TYT sınavım da iyi gelir diye umarak. Öyle de oldu ama YDT'de birincilik beklemiyordum. TYT'yi fulleyen çıkar ya da bir boş bırakan çıkar zannediyordum ama ben bir Türkçe yanlışıyla TYT'de 5 birinciden biri oldum' ifadelerini kullandı.
'Benim için hayaldi, ilk 100 olsa bile ilk 40'ta olacağımı hiç düşünmüyordum'
Sonucu duyduğunda şok olduğunu dile getiren Erdemir, 'Saat 06.00'da açıklanmış. Pazartesi sabahı açıklanır zannediyordum ama Salı sabahı açıklandı. Annem beni uyandırdı, ben çok şok oldum. Gitmek istediğim okulun adını vererek 'Doğa sen buraya gideceksin, burayı kazandın' gibilerden söyledi. Ben gerçekten şok olmuştum, direkt onunla uyandırıldım. Koç Tıp istiyorum. Benim için hayaldi, 40 kişiyi alıyor diye. İlk 100 olsa bile ilk 40'ta olacağımı hiç düşünmüyordum. Bayağı hayal gibi görüyordum, ciddiye almıyordum olabileceğini, asla düşünmüyordum' diye konuştu.
'Sadece TYT çıkmış sorularının değil aynı zamanda ALES, KPSS ve DGS'nin Türkçe kısımlarının çözülmesini tavsiye ediyorum'
Sınava girecek olan öğrencilere de tavsiyede bulunan Erdemir, şunları söyledi:
'Benim AYT'den bir yanlışım var biyolojiden. Ona rağmen AYT'de 12. olmamın en büyük nedeni TYT'de insanlar Türkçe'de zorlandı ya da sosyalde zorlandı; genel olarak benim Türkçe'ye verdiğim özel bir önemden kaynaklanıyor. Ben sadece TYT çıkmış sorularının değil aynı zamanda ALES, KPSS, ön lisans soruları ve DGS'nin kesinlikle Türkçe kısımlarının çözülmesini tavsiye ediyorum. Hatta bir defa da yetmeyebilir; bence bir birden fazla kez çözün, ben öyle yaptım. Bir 11. sınıfta çözdüm bir de 12. sınıfta çözdüm, bence çok katkısı oldu. Yapamadıklarınızı da hocalarınıza sorun. Oradaki sorular gerçekten TYT'den bile zordu bence ama ÖSYM'nin de stiliyle aynı şekilde; o yüzden çok faydası olur.'
'Biz sınava girmeden önce Doğa'nın ilk 100'e gireceğini zaten biliyorduk'
Atölye Eğitim kurucusu Onur Meyinoğlu ise Doğa Erdemir'i tebrik ederek, 'Gerçekten çok büyük bir başarı. Biz Atölye olarak yaklaşık 10 yıldır sürekli Türkiye birincileri, Türkiye ilk 100'leri çıkarıyoruz. Bu sene de çok şükür 33 tane ilk 100'ümüz geldi. 3 kategoride de 3 tane birincilik geldi. Bize de soruyorlar 'Bunun bir formülü mü bulundu?' diye. Aslında hemen hemen öyle. Doğru öğretmen kadrosu, doğru rekabet ortamı, doğru sınavlar, doğru rehberlik ve bunun yanında data ve veriyi doğru kullanmaya başladığınız zaman gerçekten başarı kaçınılmaz oluyor. Biz Doğa sınava girmeden önce Doğa'nın ilk 100'e gireceğini zaten biliyorduk. 'Ayna Öğrenci' dediğimiz bir sistemimizle zaten sene içinde hangi öğrencinin kaçıncı olacağını doğruya çok yakın bir şekilde tespit edebiliyoruz. Doğal olarak bunlar çok tesadüfi şeyler değil. Gerçekten altında ciddi bir bilim, ciddi de bir emek yatıyor. Bu öğrencilere doğru yaklaşınca, doğru rekabet ortamını, doğru öğretmenleri karşılarına getirince sonuç bu şekilde ortaya çıkıyor' şeklinde konuştu.
'Homojen sınıf kavramının çok önemli olduğunu düşünüyorum'
'Bir sınıftaki öğrenci grubu birbirine çok yakın olursa birbirlerini çok pozitif şekilde sürüklüyorlar' diyen Meyinoğlu, 'Bu dersi yapan öğretmenler ya da buraya dokunan kişiler de bu homojen sınıfa daha doğru yaklaşmış oluyor. Doğal olarak bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bizde maalesef hani 'Daha küçük sınıf olsun, 2 kişi olsun, 1 kişi olsun' hikayeleri var. Ben buna çok inanmıyorum. Çünkü 2 kişilik bir sınıfta öğrencilerin seviyeleri birbirinden farklıysa orada kaliteli iş yapamazsınız. Ama karşınıza 50 tane seviyesi aynı olan öğrenci aldığınızda harika bir ders yaparsınız. Doğal olarak burada o homojen sınıf kavramının çok önemli olduğunu düşünüyorum ve başta da söylediğim gibi birbirini pozitif sürükleyecek rekabet ortamı yine bu işin olmazsa olmazı' dedi.
'Hedefleri çok önceden belliydi'
Doğa Erdemir'in annesi Ebru Sanal ise, 'Her zaman için derslerini ve okulunu seven, hırslı bir öğrenciydi. Ailesini hiç bu konuda üzmedi. Hedefleri çok önceden belliydi. İlkokuldan itibaren Tıp Fakültesi'ni hep istiyordu. Biyoloji dersine karşı bir ilgisi vardı. Hatta ortaokul yıllarında da hastalıklarla ilgili konuları izlediğini hatırlıyorum; hatta lise döneminde tıbbi bazı videoları izlediğini ve takip ettiğini görüyordum. Biyolojiye karşı ilgisi her zaman vardı. Sayısal bir öğrenciydi, her zaman sayısal tarafı kuvvetliydi' ifadelerini kullandı.




