Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, 'Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın, fon konusunu hassasiyetle ele almasını çok kıymetli buluyoruz. Sorunun üzerine tavizsiz biçimde gittiklerini vurgulaması, çözüm yönünde ortaya konulan güçlü iradeyi gösteriyor' dedi.

ASO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı Antalya'da gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri ve ASO üyelerinin katılımıyla gerçekleşen programda, sektöre sanayicilerin karşılaştığı sorunlar, finansmana erişim, üretim kapasitesinin artırılması ve sanayinin rekabet gücünün güçlendirilmesine yönelik beklentiler ele alındı.

'2027-2030 vizyonumuzun merkezinde sanayicimizin fabrikasında verimlilik var'

Trendyolmilla, Kasım'da 20 bini aşkın ürünü kullanıcılarıyla buluşturacak
Trendyolmilla, Kasım'da 20 bini aşkın ürünü kullanıcılarıyla buluşturacak
İçeriği Görüntüle

Programda konuşan ASO Başkanı Ardıç, sanayicilerin taleplerine çözüm üreterek üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini artırmayı hedeflediklerini belirtti.

ASO Girişim Ofisi ile 600 metrekarelik alanda girişimcilere çalışma alanı ve danışmanlık desteği sunarak teknoloji tabanlı girişimciliği ve yenilikçi fikirlerin sanayiyle buluşmasını destekleyeceklerini belirten Ardıç, '2027-2030 vizyonumuzun merkezinde, daha etkin bir teknoloji ve sanayi ekosistemi ile sanayicimizin fabrikasında verimlilik, pazarında büyüme, bilançosunda güçlenme var. Ankara'mızın üniversitelerini, laboratuvarlarını, teknoparklarını ve üreticilerimizi aynı ihtiyaç etrafında buluşturmayı hedefliyoruz. Bu şehrin birikimi, her ölçekte işletmemizin erişebildiği ortak bir güce dönüşmeli. İkiz dönüşümü, işletmelerimizin günlük kararlarına ve üretim kültürüne yerleştirmeyi hedefliyoruz. Yapay zekâ ve dijitalleşmeyle fire ve üretimdeki kesintileri azaltan, enerji ve hammadde verimliliğini artıran uygulamalara odaklanıyoruz' ifadelerine yer verdi.

'Ankara'nın birikimini fabrikalarımızın gücüne dönüştürmek, hepimizin ortak sorumluluğudur'

ASO Teknoloji Üssü, ASO Serbest Bölgesi ve ASO Sıfır Atık OSB projeleriyle araştırmadan üretime geçişi hızlandırmayı, sanayicileri uluslararası pazarlara ulaştırmayı ve atıkların yeniden üretime kazandırıldığı sürdürülebilir bir sanayi yapısı oluşturmayı hedeflediklerini kaydeden Ardıç, 'Bu yolun başlangıç noktası, sizlerin sahadan getirdiği ihtiyaçlar. Meslek komitelerimizle öncelikleri birlikte belirlemek, her talebin sorumlusunu ve sonucunu izlemek istiyoruz' diye konuştu.

Ardıç, Ankara sanayisinin sesini güncel verilerle daha güçlü duyuracak ASO Sanayi Eşik Endeksi'ni hazırladıklarını kaydederek, ASO Sanayi Eşik Endeksi (ASO-SEE) isimli çalışmayla Ankara sanayisinin aylık verilerle takip edileceğini, endeksin ise komite üyelerinin katkılarıyla oluşturularak sektörel risklerin erken tespit edilmesine ve somut politika önerileri geliştirilmesine katkı sağlayacağını belirtti.

'Küresel ekonomide kazananlar, daha verimli, daha teknolojik ve daha dayanıklı üretenler olacaktır'

Ekonomik büyümenin kalıcı olması için talep artışının yanı sıra üretim kapasitesi ve toplam faktör verimliliğinin de artırılması gerektiğini vurgulayan Ardıç, 'Teknoloji ve verimlilik yatırımları yalnızca şirketlerimizin rekabet gücü açısından değil, makroekonomik istikrar açısından da önemlidir. Daha yüksek üretkenlik; güçlü ihracat kapasitesi, daha düşük birim maliyet baskısı, sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah artışı anlamına gelir. Bugün sanayide önümüzde duran temel görev, küresel dönüşüme yalnızca uyum sağlamak değil, bu dönüşümde daha yüksek katma değer üreten bir konuma yükselmektir. Çünkü yeni küresel ekonomide kazananlar, daha verimli, daha teknolojik ve daha dayanıklı üretenler olacaktır' ifadelerini kullandı.

'Enflasyonun ekonomimizin işleyişini belirleyen kronik bir soruna dönüşmesini önlemeliyiz'

Ardıç, yüksek enflasyonun kalıcı hale geldiğini belirterek, yüksek finansman maliyetleri, baskılanan iç talep ve ertelenen yatırımların sanayiciler üzerindeki yükü artırdığını ifade etti. Enflasyonla mücadelede kalıcı olması gereken, sıkılaşmanın kendisi değil, fiyat istikrarı olduğunun altını çizen Ardıç, 'Bu mücadelede başarıyı, enflasyonu düşürürken üretimi, yatırımı ve istihdamı ne kadar koruyabildiğimizle ölçmeliyiz. Enflasyonun ekonomimizin işleyişini belirleyen kronik bir soruna dönüşmesini önlemeliyiz. Çünkü yüksek enflasyon üretim maliyetlerini artırıyor, yatırım kararlarını erteliyor, önümüzü görmemizi zorlaştırıyor. Bu baskı sürdükçe sanayimizin rekabet gücü de zayıflıyor; üretim yavaşlıyor, fabrikalar sessizleşiyor. Enflasyonla mücadelede hedefimiz, fiyat istikrarıyla birlikte maliyet baskısının hafiflediği, yatırımların canlandığı ve üretim çarklarının yeniden hızlandığı güçlü bir ekonomi olmalı' değerlendirmesinde bulundu.

'TOBB Nefes Kredisi'nde firma başına kredi limiti 5 milyon lira olacak'

Sanayicinin rekabet gücünün desteklenesi kapsamında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından (TOBB) geliştirilen TOBB Nefes Kredisi'nin yeniden başladığını hatırlatan Ardıç, '3 Kasım Salı günü başlayacak başvurularda firma başına kredi limiti 5 milyon lira olacak. Önceki dilimlerden yararlanan işletmelerimiz de toplam kredi tutarını 5 milyon liraya tamamlayabilecek. Sanayicilerimizin işletme sermayesi ihtiyacının arttığı bu dönemde, KOBİ'lerimize uygun şartlarda finansman sağlayacak bu adımı çok kıymetli buluyorum. TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu'na teşekkür ediyor, yeni desteğin üyelerimize ve KOBİ'lerimize hayırlı olmasını diliyorum' dedi.

'Türk lirasına dönüşümü teşvik etme ve daha fazla işletmeyi destekleme hedefini doğru buluyoruz'

Ardıç, ihracatçıların rekabet gücünü artırmak için verilen yüzde 3'lük döviz dönüşüm desteğinin, son düzenlemeyle firmaların oluşturduğu katma değerle sınırlandırılmasının ihracatçıların alacağı destek miktarını önemli ölçüde azalttığını belirtti. Ardıç, 'Türk lirasına dönüşümü teşvik etme ve daha fazla işletmeyi destekleme hedefini doğru buluyoruz ancak sanayicimizin yüksek faizle, artan maliyetlerle, kur baskısıyla mücadele ettiği bir dönemde desteklerin etkisini azaltan düzenlemeler yükü daha da ağırlaştırıyor. Beklentimiz, katma değer hesabının, firma başına destek sınırının ve raporlama yükümlülüklerinin yeniden değerlendirilmesidir. Sektörlerin farklı üretim şartları dikkate alınmalı, destek sistemi daha sade, öngörülebilir ve erişilebilir hâle getirilmelidir. Unutmamalıyız ki ihracatçıya verilen destek, ülkemizin döviz gelirini artırır, üretimin ve istihdamın devamlılığına katkı sağlar. Kalıcı finansal istikrar için döviz kazandıran üretimi güçlendirmeliyiz' ifadelerine yer verdi.

'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon konusunu hassasiyetle ele almasını çok kıymetli buluyoruz'

Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ardıç, sanayide yatırım ve üretimin sürdürülebilmesi için finansal sisteme güvenin ve ihtiyaç duyulduğunda kaynaklara erişebilmenin önem taşıdığını vurguladı. Ardıç, 'Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın, fon konusunu hassasiyetle ele almasını çok kıymetli buluyoruz. Sorunun üzerine tavizsiz biçimde gittiklerini vurgulaması, çözüm yönünde ortaya konulan güçlü iradeyi gösteriyor. Adalet Bakanının Eylül ayında DEİK'teki toplantıda iş dünyamıza verdiği mesajları da dikkatle takip ettik. İş insanlarımızın önünü görebilmesine, yatırımcımızın hukuk düzenine güvenebilmesine ve ekonomik faaliyetlerin gereksiz bürokratik ya da hukuki engellere takılmadan sürmesine yaptığı vurgu, biz sanayiciler için son derece önemlidir. Temel beklentimiz bu sürecin şeffaf biçimde ilerlemesidir' açıklamasında bulundu.

'Made in Europe yaklaşımı, dış ticaret politikamızın en kritik konularından biridir'

Ardıç, Avrupa Birliği'nin 'Made in Europe' yaklaşımını dikkatle takip ettiklerini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi:

'Türkiye'nin üretim kapasitesi, mühendislik birikimi ve güçlü tedarik ağı, Avrupa sanayisinin rekabet gücünün bir parçasıdır. Beklentimiz, bu ortak üretim gücünün yeni düzenlemelerde açık ve kalıcı güvencelerle tanınmasıdır. Gümrük Birliği'nin güncellenmesini de sanayi teşviklerini, kamu alımlarını ve yeşil dönüşümü kapsayan bir anlayışla ele almalıyız. Bugün savunmamız gereken, mevcut ihracatımızla birlikte geleceğin yatırımlarında, teknolojisinde ve nitelikli istihdamında ülkemizin yeridir. Made in Europe yaklaşımı, dış ticaret politikamızın en kritik konularından biridir. Bu konuya en üst düzeyde, Sayın Cumhurbaşkanımızın da önderliğinde sonuç alıcı gerekli adımların atılması iş dünyamızın temel beklentisidir.'

'Ne kalitede ürettiğimiz değil, ne kadar karbon salarak ürettiğimiz de ihracat gücümüzü belirleyecek'

Türkiye'nin 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31'in sanayinin geleceği ve yeşil dönüşüm açısından önemli bir gelişme olduğunun altını çizen Ardıç, 'Bu önemli organizasyonu yalnızca küresel iklim politikalarının tartışılacağı uluslararası bir toplantı olarak değil, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma ve sanayide yeşil dönüşüm vizyonunu dünyaya taşıyacağı stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Çünkü artık küresel rekabetin kuralları değişiyor. Üretim maliyetleri, teknoloji kapasitesi ve ürün kalitesi kadar, üretimin karbon yoğunluğu da uluslararası ticarette belirleyici hâle geliyor. Avrupa Birliği'nin 2026 yılı itibarıyla uygulama dönemine geçen SKDM, bu dönüşümün en somut örneğidir. Önümüzdeki dönemde yalnızca ne kadar ve ne kalitede ürettiğimiz değil, ne kadar karbon salarak ürettiğimiz de ihracat gücümüzü belirleyecek' ifadelerien yer verdi.

Ardıç, Ankara'nın AB'ye yönelik SKDM kapsamındaki ihracat payının 2013-2023 döneminde yüzde 3,33'ten yüzde 4,44'e, ihracat değerinin ise 95 milyon dolardan 334 milyon dolara yükseldiğini belirterek, sanayide daha ileri işlenmiş metal ürünlerinin payının artmasının yapısal dönüşümü gösterdiğini ifade etti.

'ASO olarak COP31'de çalışmalarımızı ve projelerimizi uluslararası paydaşlarla buluşturacağız'

Ardıç, karbon yoğun üretim süreçlerinin sanayi açısından rekabet riskleri oluşturduğuna dikkati çekerek, yeşil dönüşümün sanayiciler üzerinde ek maliyet baskısına dönüşmemesi gerektiğini belirtti. Bu sürecin teknoloji geliştiren, enerji verimliliğini artıran ve yüksek katma değerli üretimi destekleyen politikalarla yürütülmesi gerektiğini ifade eden Ardıç, özellikle KOBİ'lerin uygun maliyetli yeşil finansmana erişiminin sağlanması, temiz enerji yatırımlarının desteklenmesi ve karbon emisyonlarının ölçümüne yönelik teknik kapasitenin geliştirilmesinin önemini vurguladı.

Ardıç, konuşmasında şu şekilde devam etti:

'Ankara Sanayi Odası olarak COP31'de ülkemiz sanayisini temsil edecek, çalışmalarımızı ve projelerimizi uluslararası paydaşlarla buluşturacağız. Yeşil Bölge'deki standımızda Yeşil OSB Belgeli ASO 2. OSB, Dünya Teknoparklar Birliği üyesi ASO Teknopark, Türkiye'nin ilk model fabrikası olan ASO Model Fabrika, ASO METES ve yine ülkemizin ilk nükleer kümelenmesi ASO NÜKSAK ile çalışmalarımızı tanıtacak, yeni iş birlikleri geliştireceğiz. ASO Teknoloji Üssü ve ASO Serbest Bölgesi projelerimizi de uluslararası yatırımcılara anlatacağız. Mavi Bölge'deki Türkiye Pavilyonunda, 16 Kasım Bilim, Sanayi ve Teknoloji Günü kapsamında sanayide yeşil dönüşüm paneli ile yer alacağız.'

Ardıç, Ankara sanayisinin gelişimi için birlik ve dayanışma içinde çalışmaya devam edeceklerini, üretim, yatırım ve istihdam sağlayan sanayicileri desteklemeyi sürdüreceklerini ifade etti.

Program, ASO Başkanı Ardıç'ın konuşmasının ardından House of Human Yönetim Kurulu Başkanı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Umut Tarakçı'nın 'Geleceği Kuran Liderlik: Strateji, İnsan Ve Dijital Dönüşüm' ve TEPAV Dış Politika Program Direktörü Gülru Gezer'in 'Küresel Jeopolitik Gelişmeler ve Sanayiye Etkileri' sunumlarıyla devam etti. Program sonunda ASO üyeleri, sanayi sektörüne ilişkin görüş ve değerlendirmelerini paylaştı.