CHP'de yaşanan tartışmaları yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel veya İmamoğlu arasındaki bir liderlik yarışı olarak okumak büyük bir eksiklik olur. Bugün CHP'de yaşanan asıl tantanayı, iki farklı siyaset anlayışının, iki farklı yönetim tarzının ve iki farklı gelecek tasavvurunun mücadelesi olarak tanımlamak mümkün.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaklaşık 13 yıl süren genel başkanlığı boyunca izlediği siyaset, zaman zaman “sarayla” gerilimi yükseltse de uzlaşma üzerine kuruluydu. Diyalog kurmayı önemseyen, farklı ideolojik kesimleri 6’lı masa etrafında buluşturmayı başaran ve kutuplaşmayı azaltmayı önceleyen bir anlayışa sahipti. 6’lı masa günlerini düşünün! İktidarın nefesini kesmişlerdi.
Özellikle 2019 yerel seçimlerinde kurulan geniş muhalefet ittifakı, bu stratejinin başarılı örneklerinden biriydi. Hakkını teslim etmek gerekir ki bu manevrasıyla iktidarın iki ayağını bir pabuca sokmuştu. Bu zorlamanın bir sonucu olarak Erdoğan’ın “Ne olursa olsun çıkmayacak” dediği EYT diye ucube bir yasayı çıkarmak, yükünü ise hepimize bindirmek zorunda kalmıştı. Öyle zor günler geçiren iktidar imkânı olsaydı şeytan ile bile işbirliği yapabilirdi. Muhalefet cumhurbaşkanlığını kıl ile kaçırmıştı.
Ancak siyasetin acımasız bir kuralı vardı: Başarılar kadar belki de daha çok sonuçlar da konuşuluyordu. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kaybedilmesi, Kılıçdaroğlu'nun yıllardır oluşturduğu siyasi birikimi gölgede bıraktı. Canlarına tak etmiş sol bloğun oklarının hedefi olmuştu. Öyle ki seçimin ertesi günü İmamoğlu değişim videosunu yayınlamıştı. O günden sonra parti tabanında yükselen "değişim" talebi artık geri çevrilemeyecek kadar güçlüydü.
Bu sonuç üzerinden herkes Kılıçdaroğlu’na yüklenmişti. İşin içinde başka şeyler olduğu iddia edilse de, perde arkasında para hançer olduğu iddialarıyla beraber 78’lik Kılıçdaroğlu’nun beli bu ağırlığın altında kalmıştı.
İşte tam bu noktada Özgür Özel sahneye çıktı veya çıkarıldı. Özel'in genel başkanlığı yalnızca bir isim değişikliği değildi. CHP'nin söylemini, kadrolarını ve siyasi reflekslerini yenileme iddiasını da beraberinde getirmişti. Daha genç bir yönetim anlayışı, daha hızlı karar alma mekanizması ve kamuoyuyla daha doğrudan iletişim kuran bir lider profili ortaya çıktı. Ve bir sonuç da almayı başardılar..
2024 yerel seçimleri de bu değişimin önemli bir sınavı oldu. CHP'nin Türkiye genelinde elde ettiği başarı, Özgür Özel yönetiminin elini güçlendirdi. Değişim yanlıları, bu sonucun yeni siyaset anlayışının toplumda karşılık bulduğunu söylemeye başlayıp Erdoğan’ı erken seçim kararı alması için zorlamaya başladılar. Öyle ki bu heyecan daha 3 yıl kalmasına rağmen Cumhurbaşkanı adaylarını açıklamasına sebep oldu.
Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir gerçek var. Bugün CHP'nin yönettiği birçok büyükşehir belediyesi, Kılıçdaroğlu döneminde kurulan siyasi ittifakların ürünü olduğu birçok kişi tarafından göz ardı edildi.
Dolayısıyla bugünkü başarıyı tamamen yeni yönetime, geçmişte elde edilen kazanımları ise tamamen eski yönetime yazmak objektif bir değerlendirme, hakkaniyet olmaz. Siyasette başarı da başarısızlık da uzun yılların birikimiyle ortaya çıktığı göz ardı edilmemeliydi. Günün sonunda Kılıçdaroğlu hain ilan edildi.
Kılıçdaroğlu destekçilerinin en önemli eleştirisi de tam burada başlıyor. Onlara göre parti içinde yaşanan değişim, zaman zaman "geçmişi tamamen reddetme" noktasına taşındı. Oysa her siyasi hareket, geçmiş deneyimlerinden güç aldığı ölçüde geleceğini sağlam inşa edebilirdi.
Özgür Özel cephesi ise farklı düşünüyor. Onlara göre seçmen artık yalnızca uzlaşmacı siyaset istemiyor, daha görünür, daha mücadeleci ve daha enerjik bir muhalefet bekliyor. Toplumun değişen beklentilerine ayak uydurabilmek için partinin hem söylemini hem de kadrolarını yenilemesi gerektiğini savunuyorlar.
Kılıçdaroğlu’nun Türkiye siyasetinde uzun yıllar görülmeyen geniş muhalefet birlikteliğini kurmayı başardığı bir gerçektir. Özgür Özel cephesi, Kılıçdaroğlu’nun başarılarını görmezden geliyor. Muhalefet cephesinde bir köprü kurduğu görülmek istenmiyor.
Neticede CHP’de olan şu, bu fikir ayrılıklarının sağlıklı bir rekabetten çıkıp kalıcı kamplaşmaya dönüştü. Bu durum da sürdürülebilir bir durum değil. Mecazen değil, hakikaten bir çift başlılık var. Kamplaşma ayrışamaya ve yeni bir partiye doğru gidiyor. Ve yine görünen o ki bu partide iç tartışmaların, iç çatışmaların sonu gelmeyeceği gibi siyasette de bir alternatif haline de gelmeyecektir. Bütün bu kargaşadan sonra CHP “Ahlak Masası”na toslayacak, boynuzları kıracaktı.