Türkiye sermaye piyasalarında son dönemde portföy yönetim şirketleri ve yatırım fonları odağında meydana gelen gelişmeler, sistemik risk yönetiminin, finansal mimarinin ve kamusal denetim mekanizmalarının etkinliğini ciddi biçimde tartışmaya açmıştır.
Kamuoyuna yansıyan verilere göre 7 portföy yönetim şirketine ait 223 fonun işlemlerinin durdurulması ve 131 fonun tasfiye sürecine girmesi, tam 455 bin 758 tekil yatırımcıyı, yaklaşık 1,1 trilyon liralık devasa bir varlık hacmini doğrudan etkilemiştir.
Bu ölçek, meselenin münferit bir aksaklık değil, piyasa bütünlüğünü tehdit eden yapısal bir kriz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Mevcut tablonun en kritik ve izaha muhtaç yönü ise kurumsal müdahale zamanlamasındaki gecikmedir. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) resmi tespitleri; sığ ve düşük dolaşımlı hisse senetlerinde ekonomik rasyonelden uzak, spekülatif ve piyasa bozucu fiyat hareketlerinin 2025’in son çeyreğinde gözlemlendiğini doğrulamaktadır.
Küçük esnafın ve dar gelirli mükellefin en ufak vergi yükümlülüğünü dahi yüksek hassasiyetle denetleyen mali otoritenin, trilyonluk finansal piyasalardaki bilgi asimetrisine ve manipülatif manipülasyon riskine karşı edilgen kalması adalet duygusunu zedelemektedir.
Şüphesiz ki sermaye piyasaları ve kurumsal fon yönetimi, tasarrufların verimli yatırımlara yönlendirilmesi ve reel ekonominin finansmanı açısından önemli enstrümanlardır. Dolayısıyla yaklaşımımız finansal derinleşmeyi reddetmek değil, piyasa ahlakını savunmaktır. Bireysel yatırımcıların alın teriyle oluşturduğu birikimlerin, denetim eksikliğinden yararlanan spekülatif odakların insafına bırakılması kabul edilemez.
Sermaye piyasalarında güven, ancak tam şeffaflık, hesap verebilirlik ve sıfır toleranslı denetim ilkesiyle tesis edilebilir.
Sermaye piyasasında güven öyle lafla, sözle olmuyor arkadaş. Şeffaflık şart, hesap verebilirlik şart! Ha ben buradan bir vatandaş olarak açık açık söylüyorum: Bu işin peşi bırakılmamalı. Ekonomi yönetimi bu süreci tepeden tırnağa incelemeli, kimsenin gözünün yaşına bakmamalı. Kim bu milletin çoluk çocuğunun rızkıyla, alın teriyle oynadıysa, kim bu piyasayı suistimal ettiyse tek tek tespit edilip cezasını çekmeli! Öyle "oldu bitti, geçti gitti" demekle olmaz.
Finansal istikrarı sağlayacak o güçlü adımlar derhal atılmalı ki bir daha hiçbir spekülatör bu milletin birikimine göz dikemesin. Bizim vatandaş olarak beklediğimiz de istediğimiz de tam olarak budur.
Kaynak: Doğruhaber Gazetesi