Fon meselesi gibi nur topu gibi bir gündemimiz daha oldu. Fakirin neden daha da fakirleştiğini, zenginin neden daha da zenginleştiğini artık yavaş yavaş sadece ekonomik tablolar üzerinden değil, önümüze düşen iddialar üzerinden daha iyi anlayabiliyoruz. Göründüğü kadarıyla rezaletler diz boyunu değil, 190’lık boyları da aşmış.
Bir tarafta emekli maaşıyla ay sonunu getirmeye çalışan milyonlar… Bir tarafta asgari ücretle ev geçindirmeye çalışan milyonlar… Bir tarafta lüks araçlara binen binler, diğer tarafta yayan giden, bisiklete ancak binebilen milyonlar…
Sadece buna baksak Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Adalet kanadının kırık olduğunu anlayabiliyoruz.
Anlatıya göre AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya Sayan Kaya’nın 8 Nisan’da 250 bin adet Özata hissesini 255 liradan almış, bu işlem için 63 milyon 359 bin lira kullanılmış ve eylül ayında hisseler yaklaşık 4.482 lira seviyesinden satılmış, 1 milyar 344 milyon lira çekilmiş.
Yine anlatıya göre eşi İlyas Kaya da yaklaşık 99,7 milyon liralık alım yapmış ve 826 milyon lira çekmiş.
AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar da konuyla ilgili şunları söylemiş:
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan ve eşi’yle ilgili fon iddiası, çok vahim. İddiaya göre; Karı koca toplam 163 milyon 46 bin lira yatırıp 5 ay sonra 2.17 milyar lira çekmişler. Sayan ve eşi şu ana kadar bir açıklama yapmadı. Açıkçası yorum için biraz da onu bekledim. Eğer iddialar doğruysa, kabul edilebilir bir durum değil. Hemen istifası gerekir. İddialar doğru değilse, hemen yalanlamalı ve dava açmalıdır. Hiç kimse makamını kişisel zenginleşme aracı olarak kullanamaz. Bu arada benzer şekilde fon üzerinden zenginleşen ve servetini katlayan başka dostlar varsa onlar da fazla beklemeden gereğini yapsınlar. Bakın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı son 3 ayda fonlardan çıkış yapanların listesini istedi, haberiniz olsun.”
Aydın Ünal X hesabından şöyle bir paylaşım yapmış. “Ucu nereye giderse gitsin, hesabı sorulsun. Yoksa seçimi bile olumsuz etkileyebilir” dediğimiz için günlerdir örgütlü bir saldırı altındaydık. Mesele anlaşıldı. Üç beş şeref yoksunu trol, aldıkları üç beş kuruş karşılığında birilerinin en adi pislikleri bile örtmek için harekete geçiyorlar. Bunu yaparken de “Erdoğan’ı savunuyoruz” yalanıyla Cumhurbaşkanını kalkan olarak kullanma cüretini gösteriyorlar. Bunlara yeterince para verseler, “Erdoğan’ı savunuyoruz” yalanıyla Netanyahu’nun bile pr’ını yaparlar. Şerden hayır da doğar. Bu bir fırsat. Şimdi arınma zamanı.”
Aydın Ünal'ın uzun zaman önce Erdoğan'ı savunma refleksiyle hareket eden çevrelere yönelik söylediği “arınma zamanı” çağrısı da bugün farklı bir anlam kazanıyor. Eğer gerçekten yanlış yapanlar varsa, onları savunmak AK Parti'yi korumaz, tam tersine, soru işaretlerini büyütür. Millet 163 milyon nereden geldi? Diye sorar. Başka biri çıkıp yatırım kararının zamanlamasını nasıl açıklayacaksınız? Diye sorar. Bu hisse senedinin 4 ayda fırlayacağını kim biliyordu? Diye sorar. Kimler büyük kazandı? Kimler büyük kaybetti? Milyarlar nasıl kazanıldı? Kimler zamanında çıktı? Birikimlerini değerlendirmek isteyen garip gurebanın, fakir fukaranın sırtını dayanacak bir dayanağı olmayacak mı? Diye sorar. Vatandaş: “Ben geçinemiyorum. Siz nasıl bu kadar hızlı zenginleşiyorsunuz?” diye sorar. AK Parti’nin bu yakıcı soruları halının altına süpürüp süpürmeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.
AK Parti, her geçen gün seçimlere yaklaştığımız bugünlerde haram lokmaların, şaibeli servetlerin, haksız kazançların izini sürmezse dizini döver. Belki döveceği dizini de bulmaz.
Kaynak: Doğruhaber Gazetesi