İstanbul’u sel aldı! Peki, neden? Bu sorunun cevabı yalnızca gökyüzünden boşalan yağmurda mı aranmalı, yoksa yıllardır bu şehri yönetenlerin ve yönettirenlerin tercihleri de sorgulanmalı mı?
Geçen hafta İstanbul’u etkisi altına alan şiddetli yağmur, koca bir metropolün hayatını felç etti. Evler ve iş yerleri sular altında kaldı, araçlar sürüklendi, yollar ve alt geçitler göle döndü. Sel felaketinde 4 kişi hayatını kaybetti, sel kaynaklı ihbarların sayısı ise 9 bin 850’ye ulaştı. Üstelik bazı bölgelerde metrekareye düşen yağış miktarı 272 kilograma kadar çıktı. Elbette böylesine olağanüstü bir yağışın sonuçlarını yalnızca belediyeye bağlamak doğru olmaz. İklim değişikliği, dere yataklarının yapılaşmaya açılması, plansız kentleşme ve merkezi yönetim dahil bütün ilgili kurumların sorumlulukları vardır. Ancak bu gerçek, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin altyapı konusundaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Ekrem İmamoğlu ve yönetimindeki belediyenin önüne veya CHP’nin kılık değiştirmiş Yeni Parti’nin önüne konulması gereken sorular vardır: İstanbul’un hızla büyüyen nüfusuna, betonlaşan yapılaşmasına ve değişen iklim koşullarına karşı altyapıyı güçlendirmek için ne yapıldı? Yağmur suyu drenaj şuyusu buyusu yenilendi mi? Taşkın riski taşıyan bölgelerde gerekli önlemler zamanında alındı mı? Dere yatakları, milletin bastonlarla açmaya çalıştığı mazgallar, yağmur suyu kanalları ve tahliye sistemleri ne kadar etkin çalışıyor? Bunlar denetlendi mi? Vatandaşların kendi imkânlarıyla su tahliyesine katkıda bulunmaya çalışması, belediyenin karne notunu etkilemiyor mu?
Not: Bu sorular siyasi değil, vatandaşî sorulardır.
İstanbul’a yolumuz düştüğünde, uzun yıllardır bu şehirde yaşayan vatandaşların şikâyetlerini dinliyoruz. Trafikten altyapıya, plansız yapılaşmadan belediye hizmetlerine kadar uzanan eleştiriler var. CHP yönetimindeki belediyelerin, CHP ruhu taşıyan CHP Eski Genel Başkanı Özgür Özel’in başında bulunduğu Yeni Parti’nin hizmet performansı da elbette bu eleştiriler kapsamında değerlendirilmelidir. İsimler, sloganlar ve siyasi söylemler, kılıklar maskeler değişebilir fakat vatandaşın beklentisi değişmez. Yaşanabilir bir şehir, güvenli sokaklar ve işini yapan akçeli işlere karışmayan bir belediye. Vatandaşın canını ve yılların birikimi malını koruyacak tedbirleri felaket gelmeden alacak bir belediye.
İstanbul’u yönetenler artık şu soruya açıkça cevap vermelidir: Bu felaketin etkilerini azaltmak için hangi önlemler alındı, hangi eksiklikler tespit edildi ve sorumlular kimler?
Tamam, klasik söylemle doğanın gücü karşısında durulmaz ama unutulmamalıdır ki felaketin etkileri azaltılabilirdi, ihmaller düzeltilebilirdi. Vatandaş bunun hesabını sormayacak mı? Bunları görmeyecek mi? Oyunu verip ensesi üzerine mi yatacaktı? Sandıkta verdiği oyun hesabını sormayacak mı?
Hasılı kelam bu sel de İstanbul’un hafızasına acı bir felaket olarak kazındı.
Kaynak: Doğruhaber Gazetesi