Türkiye’de her yıl milyonlarca gencin ve ailenin gündemi aynı tarihlerde ortak bir heyecanda buluşuyor: Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS). Bu yıl da 2,4 milyonun üzerinde aday üniversite hayaline bir adım daha yaklaşabilmek için sınav salonlarında ter dökecek.
Sınavın yaklaşmasıyla birlikte öğrenciler kadar ailelerin de heyecanı ve kaygısı artıyor. Kimi gençler aylarca, hatta yıllarca süren hazırlık sürecinin karşılığını almak isterken, aileler de çocuklarının emeklerinin boşa gitmesinden endişe ediyor. Ancak eğitim uzmanları ve psikolojik danışmanlar önemli bir konuda ortak görüş bildiriyor: YKS önemli bir sınavdır, fakat bir insanın değerini, karakterini ve gelecekteki başarısını tek başına belirlemez.
Eğitimciler, sınav öncesindeki en büyük hatalardan birinin sınava “ölüm kalım meselesi” gibi yaklaşmak olduğunu belirtiyor. Çünkü bu bakış açısı öğrencinin üzerindeki baskıyı artırıyor ve performansını olumsuz etkileyebiliyor. Bu sınav bir "ölüm kalım meselesi" değil, yalnızca hayatın uzun yolculuğundaki duraklardan biridir.
Unutulmamalıdır ki sınav günü ortaya konulan performans, öğrencinin tüm bilgi birikimini veya yeteneğini tam anlamıyla yansıtmayabilir. Heyecan, stres, sağlık durumu ya da anlık dikkat dağınıklıkları sonuçları etkileyebilir. Bu nedenle öğrencilerin kendilerine sürekli olarak şu gerçeği hatırlatmaları gerekiyor:
“Ben bu sınavdan ibaret değilim.”
YKS, eğitim hayatındaki önemli dönemeçlerden biridir; ancak hayat yolculuğundaki tek durak değildir. Türkiye’de ve dünyada farklı yollarla başarıya ulaşmış binlerce insan bulunmaktadır. Bir sınav sonucu, insanın geleceğini tamamen belirleyen nihai karar değildir.
Uzmanlara göre sınav döneminde öğrencilerin en çok ihtiyaç duyduğu şey anlayış ve duygusal destektir. Ailelerin iyi niyetle yaptığı bazı davranışlar ise farkında olmadan baskı oluşturabiliyor.
“Bu kadar çalıştın, mutlaka kazanmalısın”, “Sana güveniyoruz, bizi mahcup etme” ya da “Komşunun çocuğu şu bölümü kazandı” gibi ifadeler öğrencinin kaygısını artırabiliyor.
Psikolojik danışmanlar, ailelerin çocuklarına sonuç odaklı değil, emek odaklı yaklaşmalarını öneriyor. Çünkü öğrencinin kontrol edebildiği şey sonucu değil, gösterdiği çabayı ve sınav anındaki performansını yönetme becerisidir.
Bu nedenle ailelerin şu mesajı vermesi büyük önem taşıyor:
“Sonuç ne olursa olsun seni seviyoruz ve senin yanındayız.”
Bu yaklaşım, öğrencinin üzerindeki baskıyı azaltırken özgüvenini de güçlendiriyor.
Eğitim uzmanları sınav günü için şu önerilerde bulunuyor:
1-Yeni konu çalışmaya veya eksik kapatmaya çalışmayın.
2-Sınav öncesinde sosyal medyada dolaşan olumsuz yorumlardan uzak durun.
3-Kimsenin ne kadar çalıştığıyla ilgilenmeyin; kendi hazırlığınıza odaklanın.
4-Sınava zamanında ulaşmak için planınızı önceden yapın.
5-Bir soruda takılıp kalmayın, devam edin.
6-Zor sorular gördüğünüzde paniğe kapılmayın; aynı sorular diğer adaylar için de zordur.
7-Sınav sırasında nefesinizi ve dikkatinizi kontrol etmeye çalışın.
8- Bu sınav sizin zekanızı, karakterinizi veya hayattaki değerinizi ölçmüyor; sadece belirli bir alandaki akademik bilgi birikiminizi sınırlı bir sürede ölçüyor. Sınav salonundan çıktığınızda yine siz, siz olacaksınız.
9- Olumsuz senaryolar üretmek yerine bugüne kadar çözdüğünüz denemeleri, öğrendiğiniz konuları hatırlayın. Eğitim uzmanları, son günlerde yeni konu öğrenmek yerine, bilinen konuları pekiştirmenin ve hafif yürüyüşlerle zihni boşaltmanın kaygıyı azalttığını belirtiyor.
10- Son günlerde uyku ve beslenme düzeninizi sınav günüyle eşitleyin. Sınav saatinde uyanık ve zinde olmaya vücudunuzu şimdiden alıştırın.
Eğitim dünyasında uzun yıllardır dile getirilen önemli bir gerçek var: Başarı yalnızca bir üniversiteye yerleşmekten ibaret değildir. Mesleki gelişim, kişisel beceriler, yabancı dil bilgisi, iletişim yeteneği, disiplinli çalışma alışkanlığı ve sürekli öğrenme isteği de kariyer yolculuğunda belirleyici rol oynar.
Bugün iş dünyasında başarılı olan birçok kişinin kariyer hikâyesine bakıldığında, başarılarının tek bir sınav sonucuna değil; azimlerine, çalışma disiplinlerine ve kendilerini geliştirme çabalarına dayandığı görülmektedir.
YKS elbette önemlidir. Çünkü gençlerin eğitim hayatındaki önemli bir kapıyı aralamasına yardımcı olur. Ancak bu sınav ne bir insanın değerini ölçer ne de hayatının tamamını belirler.
Bu hafta sonu sınav salonlarına girecek milyonlarca genç için en önemli mesaj şudur: Elinizden gelenin en iyisini yapın. Sonuç ne olursa olsun, hayat önünüzde uzanan uzun bir yolculuktur.
Ailelere düşen görev ise çocuklarının omuzlarına yeni yükler koymak değil, onların yüklerini hafifletmektir. Çünkü bazen bir öğrencinin sınav öncesinde duyabileceği en değerli cümle şudur:
“Biz sana değil, emeğine güveniyoruz. Sonuç ne olursa olsun sen bizim için değerlisin. Başarı, sadece iyi bir üniversite kazanmakla sınırlı değildir. Günümüz dünyasında kendini geliştiren, esnek olabilen, krizleri yönetebilen ve pes etmeyen bireyler her halükarda öne çıkmaktadır. YKS, bir son değil; alternatif yollarla dolu uzun bir geleceğin sadece ilk kapısıdır."
Unutmayın; hiçbir sınav sonucu, bir gencin ruh sağlığından, mutluluğundan ve aile içi huzurdan daha değerli değildir. Tüm adaylara başarılar, ailelerine ise sabır ve sükûnet dileriz.