Meclis'te 2027 yılı bütçe görüşmeleri bütün hızıyla sürüyor. Komisyon salonlarında rakamlar konuşuluyor, bakanlıklar ödeneklerini savunuyor, milletvekilleri itirazlarını sıralıyor.
Ama bütçe sadece bir rakamlar tablosu değildir. Bütçe, bir devletin "Neye öncelik veriyorum?" sorusuna verdiği cevaptır. Bir evin harcama defterine bakınca o evin neye değer verdiğini anlarsınız. Devletin bütçesine bakınca da öyle.
Peki 2027 bütçesi bize ne söylüyor?
Teklife göre gelecek yıl toplam harcama 27 trilyon 276 milyar lira olacak. Bunun 3 trilyon 975 milyar lirası faize ayrılmış. Yani her 100 liralık harcamanın yaklaşık 15 lirası doğrudan faize gidecek.
Şimdi bu rakamı yanındakilerle kıyaslayalım:
Eğitime ayrılan toplam kaynak 3 trilyon 747 milyar lira.
Yatırımlara ayrılan kaynak 2 trilyon 849 milyar lira.
Yani gelecek yıl faize, eğitimden de yatırımdan da daha fazla para ödeyeceğiz. Okul, yol ve fabrika için ayırdığımızdan daha fazlasını, üretime hiçbir katkısı olmayan bir kaleme aktaracağız.
Bütçenin gelir tarafı da ayrı bir hikâye anlatıyor. KDV ve ÖTV'den toplanması beklenen gelir yaklaşık 9 trilyon lira. Gelir vergisinden beklenen ise 5,5 trilyon lira. Yani devlet gelirinin büyük kısmını kazançtan değil, harcamadan alıyor. Markette ekmek alan asgari ücretli ile aynı ekmeği alan servet sahibi, aynı vergiyi ödüyor.
Vergiyi en çok tüketen ödüyor, faizi en çok sermaye sahibi alıyor. Bu tablo gelir dağılımını iyileştirmez, aksine bozar.
Üstelik bu tabloyu yalnızca bir yılın tablosu olarak görmek de yanlış olur. Faiz yükü her yıl bir öncekinin üzerine ekleniyor. Bugün borç çevirmek için yeniden borçlanıyor, yarın o borcun faizini ödemek için bir kez daha borçlanıyoruz. Bu kısır döngü kırılmadıkça her yeni bütçe, bir öncekinden daha ağır bir faiz yükünü sırtlanmak zorunda kalacaktır.
Hz. Ömer'in "Fırat kenarında bir koyun kaybolsa, Allah onu bana sorar diye korkarım." sözü, kamu malını yönetenlerin taşıdığı sorumluluğun ne kadar ağır olduğunu anlatır. Bütçe, işte bu emanetin rakamlara dökülmüş hâlidir.
Son dönemlerde HÜDA PAR’ın, bütçe görüşmelerinin yalnızca ödeneklerin dağıtıldığı bir prosedür olarak değil, ekonomik önceliklerin yeniden sorgulandığı bir millî muhasebe olarak görülmesi gerektiğini vurgulamak amacıyla faiz konusunu ısrarla gündeme taşımasını da dikkatlerden kaçırmamak gerekir.
Faiz terörünü ortadan kaldıran, dolaylı vergilerin ağırlığını hafifleten ve kaynakları üretime, istihdama ve eğitime yönlendiren bir bütçe mümkündür.
Yeter ki şu sorunun üzerine cesaretle gidelim.
Bu bütçe kimin için hazırlanıyor?
Kaynak: Doğruhaber Gazetesi